HAKLARINIZ

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi
Madde1-Her insan özgür; onur ve haklar bakımından eşit doğar, akıl ve vicdanla donatılmış olup birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranır.
Madde2-Herkes; ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka bir görüş, ulusal ve toplumsal köken, doğuş ya da benzeri başka bir statü gibi herhangi bir ayrım gözetilmeksizin bu Bildirge'de ileri sürülen tüm hak ve özgürlüklere sahiptir. Ayrıca ister bağımsız olsun, ister vesayet altında ya da kendi kendini yönetmeyen bir ülke olsun, ister başka bir egemenlik sınırlaması altında bulunsun, bir kimsenin uyruğunda bulunduğu ülke ya da alanın siyasal, hukuksal ya da uluslararası statüsüne dayanarak hiçbir ayrım gözetilemez.
Madde3-Herkesin yaşama ve kişi özgüllüğü ve güvenliğine hakkı vardır.
Madde4-Kimse, kölelik ya da kulluk altında tutulamaz; kölelik ve köle ticareti her türüyle yasaktır.
Madde5-Hiç kimseye işkence ya da zalimce, insanlık dışı ya da onur kırıcı davranış veya ceza uygulanamaz.
Madde6-Herkesin, nerede olursa olsun yasa önünde bir kişi olarak tanınma hakkı vardır.
Madde7-Herkes yasa önünde eşittir ve ayrım gözetilmeksizin yasa tarafından eşit korunmaya hakkı vardır. Herkes, bu Bildirge'ye aykırı herhangi bir ayrımcılığa ve ayrımcılık kışkırtıcılığına karşı eşit korunma hakkına sahiptir.
Madde8-Herkesin anayasa yada yasayla tanınmış temel haklarını çiğneyen eylemlere karşı yetkili ulusal mahkemeler eliyle etkin bir yargı yoluna başvurma hakkı vardır.
Madde9-Hiç kimse keyfi olarak yakalanamaz, tutuklanamaz ve sürgün edilemez.
Madde10-Herkesin, hak ve yükümlülükleri belirlenirken ve kendisine herhangi bir suç yüklenirken tam bir eşitlikle bağımsız ve yansız bir mahkeme tarafından hakça ve açık bir yargılanmaya hakkı vardır.
Madde11-1-Kendisine bir suç yüklenen herkesin, savunması için gerekli olan tüm güvencelerin tanındığı bir açık yargılanma yoluyla yasaya göre suçluluğu kanıtlanana değin suçsuz sayılma hakkı vardır.
Madde11-2-Hiç kimse işlendiği sırada ulusal ya da uluslararası hukuka göre bir suç oluşturmayan herhangi bir eylem ya da kusurdan dolayı suçlu sayılamaz. Kimseye suçun işlendiği sırada uygulanabilecek olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Madde12-Kimsenin özel yaşamı, ailesi, konutu ya da haberleşmesine keyfi olarak karışılamaz, şeref ve adına saldırılamaz. Herkesin, bu tür karışma ve saldırılara karşı yasa tarafından korunma hakkı vardır.
Madde13-1-Herkesin bir devletin sınırları içinde yer değiştirme ve oturma özgürlüğüne hakkı vardır.
Madde13-2-Herkes, kendi ülkesi de dahil, herhangi bir ülkeden ayrılma ve ülkesine dönme hakkına sahiptir.
Madde14-1-Herkesin, zulüm altında başka ülkelere sığınma ve sığınma olanaklarından yararlanma hakkı vardır.
Madde14-2-Gerçekten siyasi nitelik taşımayan suçlardan ya da Birleşmiş Milletler'in amaç ve ilkelerine aykırı eylemlerden doğan kovuşturma durumunda bu haktan yararlanılamaz.
Madde15-1-Herkesin bir uyrukluğa hakkı vardır.
Madde15-2-Kimse keyfi olarak uyrukluğundan yoksun bırakılamaz. Kimsenin uyrukluğunu değiştirme hakkı yadsınamaz.
Madde16-1-Evlenme çağındaki erkeklerle kadınların, ırk, uyrukluk ya da din bakımından sınırlamalar konulmaksızın evlenmeye ve bir aile kurmaya hakkı vardır. Evlenirken, evlilik sırasında ve evliliğin bozulmasına ilişkin hakları eşittir.
Madde16-2-Evlenme bağılı, ancak istekli eşlerin özgür ve tam oluruyla yapılır.
Madde16-3-Aile, toplumun doğal ve temel birimidir ve toplum ve devlet tarafından korunur.
Madde17-1-Herkesin tek başına ya da başkalarıyla birlikte, mülkiyet hakkı vardır.
Madde17-2-Kimse keyfi olarak mülkiyetinden yoksun bırakılamaz.
Madde18-Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak, din ya da inancını değiştirme özgürlüğünü ve din ya da inancını, tek başına ya da topluca ve açık ya da özel olarak öğretme, uygulama, tören ve ibadet yoluyla açıklama özgürlüğünü içerir.
Madde19-Herkesin görüş ve anlatını özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak, karışmasız görüş edinme ve herhangi bir yoldan ve hangi ülkede olursa olsun bilgi ve düşünceleri arama, alma ve yayma özgürlüğünü içerir,
Madde20-1-Herkes, barışçı toplanma ve demek kurma hakkına sahiptir.
Madde20-2-Hiç kimse, bir derneğe girmeye zorlanamaz.
Madde21-1-Herkes, doğrudan ya da özgürce seçilmiş temsilciler aracılığıyla ülkesinin yönetimine katılma hakkına sahiptir.
Madde21-2-Herkesin, ülkesindeki kamu ismetlerine eşit olarak katılma hakkı vardır.
Madde21-3-Halkın istemi, yönetim otoritesinin temelidir. Bu istem, genel ve eşit, gizli ve özgür oya dayalı dönemsel ve gerçek seçimlerle belirtilir.
Madde22-Herkesin bir toplum üyesi olarak, toplumsal güvenliğe hakkı vardır. Ulusal çabalarla ve uluslararası işbirliği yoluyla ve her devletin örgüt ve kaynaklarına göre herkes onur ve kişiliğinin özgür gelişmesinin ayrılmaz bir öğesi olarak ekonomik, toplumsal ve kültürel hakların gerçekleşmesi hakkına sahiptir.
Madde23-1-Herkesin çalışma, işini özgürce seçme, adil ve elverişli koşullarda çalışma ve işsizliğe karşı korunma hakkı vardır.
Madde23-2-Herkesin herhangi bir ayrım gözetilmeksizin eşit iş için eşit ücrete hakkı vardır.
Madde23-3-Herkesin kendisi ve ailesi için insan onuruna yaraşır ve gereğinde başka toplumsal korunma yollarıyla desteklenmiş bir yaşam sağlayacak adil ve elverişli bir ücrete hakkı vardır.
Madde23-4-Herkesin çıkarım korumak için sendika kurma ya da sendikaya üye olma hakkı vardır.
Madde24-Herkesin, iş saatlerinin makul ölçüde sınırlandırılması ve ücretli dönemsel tatiller dahil, dinlenme ve boş zamana hakkı vardır.
Madde25-1-Herkesin, kendisi ve ailesinin sağlık ve refahı için beslenme, giyim, konut ve tıbbi bakım hakkı vardır. Herkes; işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ve kendi denetiminin dışındaki koşullardan doğan geçim sıkıntısı durumunda güvenlik hakkına sahiptir.
Madde25-2-Analar ve çocukların özel bakım ve yardıma hakları vardır. Tüm çocuklar, evlilik içi ya da evlilik dışı doğmuş olmalarına bakıl­maksızın, aynı toplumsal korumadan yararlanır.
Madde26-1-Herkes, eğitim hakkına sahiptir. Eğilim, en azından ilk ve temel eğitim aşamasında parasızdır, ilköğretim zorunludur. Teknik ve mesleksel eğitim herkese açıktır. Yükseköğrenim yeteneğe göre herkese eşit olarak sağlanır.
Madde26-2-Eğitim, insan kişiliğini tam geliştirmeye ve insan haklarına ve temel özgürlüklere saygıyı güçlendirmeye yöneliktir. Eğitim, tüm uluslar, ırklar ve dinsel gruplar arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu özendirir ve Birleşmiş Milletler'in, barışın korunması yolundaki etkinliklerini daha da geliştirir,
Madde26-3- Ana-babalar, çocuklarına verilecek eğitimi seçmede öncelikle hak sahibidir.
Madde27-1-Herkes, topluluğun kültürel yaşamına özgürce katılma ve sanattan yararlanma ve bilimsel gelişmeye katılarak yararlarını paylaşma hakkına sahiptir.
Madde27-2-Herkesin yaratıcısı olduğu bilim, yazın ve sanal ürünlerinden doğan manevi ve maddi çıkarlarının korunmasına hakkı vardır.
Madde28-Herkesin, bu Bildirge'de ileri sürülen hak ve özgürlüklerin tam olarak gerçekleşeceği bir toplumsal ve uluslararası düzene hakkı vardır.
Madde29-1-Herkesin, kişiliğinin özgürce ve tam gelişmesine olanak veren topluluğuna karşı ödevleri vardır.
Madde29-2-Herkes, hak ve özgürlüklerini kullanırken, ancak başkalarının hak ve özgürlüklerinin tanınması ve bunlara saygı gösterilmesinin sağlanması ve demokratik bir toplumda genel ahlak ve kamu düzeniyle genel refah ve gereklerinin karşılanması amacıyla yasayla belirlenmiş sınırlamalara bağlı olabilir.
Madde29-3-Bu hak ve özgürlükler, hiçbir koşulda Birleşmiş Milletler'in amaç ve ilkelerine aykırı olarak kullanılamaz.
Madde30-Bu Bildirge'nin hiçbir hükmü, herhangi bir devlet, grup ya da kişiye burada ileri sürülen hak ve özgürlüklerden herhangi birinin yok edilmesini amaçlayan herhangi bir etkinlikte ve eylemde bulunma hakkını verir biçimde yorumlanamaz.
İnsan Hakları
İnsan Hakları Nedir?
Hukuk dilindeki "gerçek kişiler" ve toplum içinde yaşamayı seçmiş bireyler olarak, bir başka deyişle bu ülkenin vatandaşları ve yeryüzünün sakinleri olarak HEPİMİZ insan haklarına sahibiz.
Peki, nedir İnsan Hakları?
Irk, dil, din, cinsiyet, siyasal ya da herhangi bir görüş, ulusal ve sosyal köken, servet ve doğum ya da başka farklar gözetilmeksizin insan doğasının özünde bulunduğu kabul edilen ve bundan dolayı bütün siyasal iktidarların işlerlik kazandırması ve uyması gereken hak ve özgürlüklerin bütünüdür.
Toplum içinde bizlerle aynı insani haklara sahip başka insanlarla birlikte yaşıyoruz. Bu nedenle, birbirleriyle ilişki içindeki farklı bireylerin hak ve yükümlülükleri arasındaki uyum ya da çatışma, insanların günlük yaşamdaki haklarının içeriğini, tanımlanmasını ve uygulanmasını belirtiyor. Kısacası, bu haklar benim olduğu kadar senin; bizim olduğu kadar onların. Eğer toplum içinde bir arada yaşayacaksak, benimkiyle seninki, bizimkiyle onlarınki uyum içinde olmak durumunda.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nden:
Madde I. "Tüm insanlar özgürlük, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdan sahibidirler ve birbirlerine karşı kardeşlik duygusuyla hareket etmelidirler."
Madde II. "Herkes ırk, renk, cinsiyet,dil, din, siyasal veya başka herhangi bir görüş, ulusal ya da sosyal köken, zengin­lik, doğum ya da başka herhangi bir ayırım gözetilmeksizin bu Bildirge'de ilan edilen tüm haklardan ve özgürlüklerden yararlanabilir. Ayrıca ister bağımsız ülke uyruğu olsun, ister vesayet altında ya da özerklikten yoksun ya da egemenliği herhangi bir şekilde kısıtlanmış ülke yurttaşı olsun, bir kişi hakkında, uyruğu bulunduğu ülkenin siyasal, yönetimsel ya da uluslararası statüsünden kaynaklanan herhangi bir ayırım yapılamaz."
Geçmişten Günümüze İnsan Hakları Belgeleri
1215, Magna Charta Liberdatum: İngiltere'de asiller kralın yasaları keyfi uygulamasına son verdiler. Sıradan insanların değil, asillerin hakları ve katılımları söz konusu oldu. Yasaları gene kral yapıyordu.
1628, Petition of Rights (Haklar Dilekçesi): İngiltere'de sıradan insanların keyfi tutuklanmasına ve keyfi vergilere mahkûm edilmesine karşı hazırlandı. Yetkileri kısılmış gibi görünse de hâlâ kralın astığı astık, kestiği kestikti.
1679, Habeas Corpus: İngiliz halkının kişisel hakları dile getirildi. Parlamentonun yetkileri artmış olsa da birey idare'nin, yani kralın ve onun adamlarının keyfi uygulamalarına karşı şikâyet ve yasal işlemde bulunma hakkından yoksundu.
1776, Bili of Rights (Haklar Kanunu): ABD 'nin Virginia Eyaleti'nin anayasasında "her insanın doğuştan özgür ve bağımsız" olduğu, yaşamaya hakkı bulunduğu, mülk edinebileceği, mülk sahibi olabileceği, vb. ilan edildi. Bu, insanlık tarihindeki ilk insan hakları belgesi olarak kabul edilir.
1791, İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi: Fransız Devrimi'yle birlikte her kişinin hak ve özgürlükleri tarif edildi: Özgürlük, eşitlik, mülkiyet, güvenlik ve baskıya karşı çıkma, yasalar önünde eşitlik ve keyfi tutuklanmaya karşı korunma, din ve vicdan özgürlüğü...
10 Aralık 1948, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi: İkinci Dünya Savaşı'na kadar geçen süre içindeki ve savaş sırasındaki katliamlara karşı insanlık vicdanının ve birikiminin sonucu olarak hazırlandı.
16 Aralık 1966, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmeleri:
İnsanların ve devletlerin siyasal hak ve yükümlülüklerinin yanı sıra ekonomik ve sosyal haklarının da ifade bulduğu belgelerdir. Sendikalaşma, grev hakkı gibi çalışanların haklarını da içerir.
4 Kasım 1950, Avrupa Konseyi Temel insan Hak ve Özgürlükleri Konvansiyonu: BM insan Hakları Evrensel Bildirgesi'ni esas almıştır.
1 Ağustos 1975, Avrupa Güvenlik ve işbirliği Konferansı Sonuç Belgesi: Devletler hukuku açısından yaptırım gücü olmamasına karşın insan haklarını ilk kez "güvenlik" (Avrupa'da güvenlik bölümünde yer alır) kapsamında ele alan belgedir.
Bunların dışında politik göçmenlerin, savaş esirlerinin, kadınların, çocukların ve hastaların haklarını ele alan ya da başka konuları içeren sayısız belge imzalanmıştır.
Bu kısa tarihçeden görüldüğü gibi, insan hakları anlayış ve uygulamaları toprakta özel mülkiyetin gelişmesi ve hukuka bağlanması, toprak ürünlerinin ve sanayi ürünlerinin kişiler ve tüzel kişiler tarafından üretilip pazarlanmasına ve ulus-devletin olgunlaşmasına paralel olarak gelişmiştir, insanlar bu süreç içinde hem birbirlerine, hem de içinde yaşadıkları toplumsal sisteme (devlete) karşı hak ve ödevleri konusunda daha talepkâr olmuşlardır.
Osmanlı imparatorluğu döneminde "Ferman Padişahın"dı. Tanzimat döneminin ünlü 1839 Gülhane Hattı Hümayunu ve 1856 Islahat Fermanları sadece devlet yönetiminde hâkim olması gereken bazı ilkeleri göstermiş, Müslüman olmayan tebaaya Müslüman tebaayla (yurttaş değil) eşit haklar ilan etmişti. 23 Aralık 1876'da ilan edilen Kanun-i Esasi (ilk anayasa) bir takım hakları telaffuz etmişti. Bu Anayasa'da 1909'da yapılan değişikliklerle padişahın yasama ve yürütme üzerindeki yetkileri kısıldı, toplantı ve dernek kurma özgürlüğü, basına sansür konulamayacağı gibi kurallar eklendi. Ama bu kez padişahın yerini "tek parti yönetimi" (ittihat ve Terakki) almıştı.
29 Ekim 1923'te Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra ülke ekonomisi güçlendikçe, Türkiye dünyaya açıldıkça, eğitim ve bilgi düzeyleri yükselen yurttaşlar olarak insani haklarımızı artan ölçüde gündeme getirmeye başladık. Düşününüz ki, doğuştan bir takım haklarla donatılmış kişi olan "yurttaş-vatandaş" kelimesi 1923'den önce yabancı dil-Türkçe sözlüklerinde yoktu. Hem devlet olarak, hem de yurttaşlar olarak bu konuda biraz yavaş gelişmiş olmamız, bu konuda önümüzde duran çağı yakalama zorunluluğunu değiştirmiyor.
Haklarınızı Biliyor musunuz?
İnsanca Yaşama Hakkı
İnsanca yaşama, maddi ve manevi varlığınızı koruma ve geliştirme hakkına sahipsiniz. Size hiç kimse işkence ve eziyet yapamaz; insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamazsınız. (Anayasa:Md.17)
Hürriyet
Kişi hürriyeti ve güvenliğine sahipsiniz. Bu hürriyet ve güvenliğiniz, kanunlarla belirlenen tutuklama, göz altına alma, ıslah evine gönderme ve resmi müessesede gözlem altına alınma hallerinin dışında hiç bir kişi veya kurum tarafından ihlal edilemez, kesintiye uğratılamaz. Yasa tarafından belirtilmeyen gerekçelere ve usullere dayanılarak özgürlüğünüz kısıtlanamaz. Bu en tabii hakkınız, bunu sağlamak da en önemli görevimizdir. (Anayasa: Md.19)
Tutuklanma
Kanunlarla belirlenen usul ve esaslar doğrultusunda tutuklanmanız durumunda; tutuklanma sebebinin en kısa zamanda tarafınıza bildirilmesi, haklarınızın neler olduğunun anlatılması ve tutuklandığınızın yakınlarınıza bildirilmesi zorunludur. Yakalanmanız veya tutuklanmanız durumunda en kısa sürede hakim önüne çıkarılmanız, tutuklanmanız veya yakalanmanızda kanuna uygun olmayan bir unsurun varlığında hemen serbest bırakılmanızı sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahipsiniz. (Anayasa: Md.19)
Özel Hayıtın Gizliliği
Özel hayatınıza ve aile hayatınıza saygı gösterilmesini isteme hakkına sahipsiniz. Özel hayatınızın ve aile hayatınızın gizliliğine dokunulamaz. Kanunlarla belirlenen esaslar doğrultusunda verilen arama kararlan bu konuda bir istisnadır. (Anayasa: Md.20)
Konut Dokunulmazlığı
Konut dokunulmazlığı en tabii hakkınızdır. Kanunun açıkça gösterdiği hallerde usulüne göre verilen hakim kararı olmadıkça, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise Cumhuriyet Savcıları ve onların yardımcıları sıfatıyla emirlerini yerine getirmeye memur olan Güvenlik Güçleri dışında hiç kimse konutuna giremez, arama yapamaz ve buralardaki eşyanıza el koyamaz. (Anayasa Md.21)
Avukat İsteme Hakkı
Herhangi bir suçlamayla yakalanmanız veya göz altına alınmanız durumun da; soruşturmanın her hal ve derecesinde bir veya birden fazla avukatın hukuk yardımından faydalanma hakkına sahipsiniz. Zabıta amir veya memurlarınca yapılan sorgu işleminde ancak bir avukat bulundurabilir, sonraki savunmalarda is ancak üç avukat bulundurabilirsiniz. Hangi makam veya kişi tarafından yapılırsa yapılsın soruşturmanın her safhasında avukatınızın sizinle görüşmesi, ifade alma ve sorgu müddetince yanınızda bulunup, hukuki yardımda bulunması engellenemez veya kısıtlanamaz. Avukat seçebilecek durumda olmamanız, halinde ise baro tarafından görevlendirilecek bir avukatın hukuki yardımından ücretsiz faydalanabilirsiniz. (CMUK Md. 135-136
Delil Toplatma Hakkı
İfadenizin alınması veya sorgunuz sırasında şüpheden kurtulmak gayesiyle somut delillerin toplanmasını talep edebileceğinizin ve aleyhinize olan şüpheleri ortadan kaldıracak delilleri ileri sürme hakkınızın olduğunun da hatırlatılması zorunludur. (CMUK Md. 135)
Geçersiz İfade
Yapılan sorgu sonucu alınan beyanınızın özgür iradenize dayanması zorunludur. Bu iradenizi baskı altına alarak, kötü davranma, işkence, zorla ilaç verme yorma, aldatma, bedensel cebir ve şiddette bulunma, bazı araçlar uygulama gibi iradeyi bozan bedeni veya ruhi müdahale yapılamaz. Kanuna aykırı menfaat vaad edilemez. Bu tür yasak yöntemlerle elde edilen ifadeleriniz rızanız olsa dahi delil olarak değerlendirilemez. (CMUK Md. 135)
Susma Hakkı
Zabıta amir ve memurları ile C. Savcısı tarafından ifade alma ve hakim tarafından sorguya çekilmede; ne ile suçlandığınızın açıkça belirtilmesi, isnat edilen suçlamayla ilgili olarak açıklamada bulunmamanızın (yani susmanızın) kanuni haklarınızdan olduğunun hatırlatılması da zorunludur. (CMUK Md. 135)
Ödevleriniz
"Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder." (Anayasa: Md. 12/2)
Çocuk Hakları
Çocuk kavramı konusunda tarihsel sürece baktığımızda dünya genelinde büyük değişimlerin yaşandığını görmekteyiz. Eski çağlardan bugüne gelirken en büyük değişimlerden birinin çocukluğun algılanışı olduğu görülmektedir. Çocukluğun tarihsel gelişimine baktığımızda babanın istediği uygulamayı yapmakla serbest olduğu, çocuğun bir eşya gibi babanın mülkiyetinde kabul edildiği bir dönemin başlangıcı oluşturduğu görülmektedir. İlerleyen zamanda çocuklar için özel bir duyarlılığın gerekli olduğu, çocukların özel gereksinimleri olduğu görüşlerinin kabullenildiği bir ara sürecin yaşandığı görülmektedir. Günümüzde ise çocukların yetişkinler gibi medeni, siyasi, toplumsal, kültürel ve ekonomik bütün haklardan yararlanmaları gerektiği ve bunun sağlanması için çalışmaların yapıldığı bir ortama ulaşılmıştır. Bugün en önemli aşama çocukların katılım haklarının artık kabul edildiği ve kendileri ile ilgili her türlü olaya bizzat katılabilmeleri görüşünün kabul edilmesidir.
Bu konudaki en büyük adım da bu konuda devrim sayılabilecek olan çocuk hakları sözleşmesidir. Bugün çocuklar; siyasal, toplumsal, medeni, kültürel ve ekonomik alanlarda yetişkinler gibi haklara sahip olacaklarını gösterir bir Çocuk Haklarına dair Sözleşmeye sahiptirler.
Çocuk haklarına dair sözleşme 2 Eylül 1990 tarihinde uluslararası yasa statüsüne kavuşmasından bugüne kadar dünya üzerinde Amerika, Birleşik Devletleri ve Somali olmak üzere 2 ülke dışında dünyadaki tüm ülkelerce imzalanmış ve tarihteki en yaygın kabul gören ve onaylanan insan hakları belgesi özelliğini kazanmıştır.
Bugün dünya çocuklarının % 96’sı çocuk haklarını korumak için yasal yükümlülük altına giren ülkelerde yaşamaktadır. Sözleşmeyi onaylayan her ülke çocuklarla ilgili yükümlülüklerini yerine getirmelerinde anne - babalara ve sorumlu olan tüm kuruluşlara yardımcı olacak tüm önlemleri almakla yükümlüdür. İmzacı ülkeler bunu yapacağını onaylamış ve imza ile yükümlülük altına girmiştir.
Ancak gözlemler imzacı ülkeler içerisinde Birleşmiş Milletlere rapor yollayan 43 ülkeden 14’ünün sözleşme ilkelerini kendi anayasalarına uyarladıklarını göstermektedir. Diğer 35 ülke sözleşmeye uyum sağlamak için yeni yasalar çıkartmış ya da mevcut yasalarda değişiklikler yapmışlardır. 13 ülke ise bunları yapmamasına karşın çocukları kendi hakları konusunda bilinçlendirmek için sözleşmeyi okul programlarına ve derslere dahil ederek tanıtım ve eğitim faaliyetlerine girmişlerdir.
Dünya ülkelerinin çocuk haklarıyla ilgili uygulamalarına baktığımızda çarpıcı örneklerle karşılaşmaktayız. Örneğin Togo'da hükümet sözleşmede yer alan maddelerin tümüne yeni anayasasında yer vermiştir. Aynı şekilde Uganda, Angola, Etiyopya ve Namibya'da anayasalarını sözleşmeye göre düzenlemişlerdir. Honduras da sözleşmeyi temel alan yeni bir çocuk hakları yasasını kabul etmiştir. Tunus'ta kabul edilen çocuk koruma yasası sözleşmeyle uyumlu 123 madde içermektedir. Aynı şekilde Nepal'de, yeni çocuk yasası ile sözleşmeye uyumlu kanuna sahip olmuştur. Çin de çocuk hakları konusunda yasama girişimlerinde bulunan diğer ülkeler arasında yer almaktadır. Burkino Faso'da ilköğretim ve ortaöğretim eğitim programlarına çocuk hakları ile ilgili dersler konulmuş ve çocuklarla ilgili davalar çocuk mahkemelerinde görülmeye başlanmıştır.
Türkiye'deki tabloya baktığımızda ise şu tabloyu görmekteyiz; Türkiye Birleşmiş Milletler Genel Merkezinde 29-30 Eylül tarihleri arasında toplanan "Çocuklar için Dünya Zirvesinde" ilk kez imzaya açılan Çocuk Hakları Sözleşmesini toplantıda bulunan dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın imzalamasıyla sözleşmeye ilk imza koyan devletler içinde yer almıştır. Ancak yasanın yürürlüğe girmesi için gereken ülkelerin meclisinde onaylanması işlemini ancak 9 Aralık 1994’de gerçekleştirmiştir. Bunu yaparken sözleşmenin 7., 29. ve 30. maddelerini Lozan antlaşması ve T.C. Anayasasının ilgili maddeleri çerçevesinde yorumlama hakkını saklı tutarak onaylamıştır. Çocuk Hakları sözleşmesi 27 Ocak 1995 tarihinde 22184 sayılı resmi gazetede yayınlanarak 4058 sayılı yasa ile iç hukuk kuralına dönüşmüştür.
Anlaşmanın 1. maddesine uygun olarak, kanun ve düzenlemelerde bir çocuğun tanımı ile ilgili konuları içeren bilgi yer almaktadır. Özellikle yeteneklerinin çoğunun elde ettiği yaş ve değişik amaçlar için belirlenmiş minimum yasal yaş konusunda bilgi sağlanması önemlidir. Şu temel problemleri içerir:, Ebeveynin rızası olmadan yasal ve tıbbi danışmanlık, zorunlu eğitimin bitiş yaşı, yarı zamanlı iş sahibi olma, tam zamanlı iş sahibi olma, zararlı işler, cinsel rıza, evlilik, ordu kuvvetlerine gönüllü yazılma, ordu kuvvetlerine zorunlu çağrı, mahkemede gönüllü tanıklık, suç sorumluluğu, haklardan mahrumiyet, hapsedilmek alkol kullanımı bulunmaktadır.
Bundan sonraki bölümlerde genel başlıklar altında ilgili maddelerin nelerle ilgili olduğu anlatılmıştır.
Genel Prensipler:
a)Fark gözetmeme (Madde 2)
b)Çocuğun yüksek yararı (Madde 3)
c)Yaşama, hayatta kalma ve gelişme hakkı (Madde 6)
d)Çocuğun görüşlerine saygı (Madde 12)
Sivil Haklar Ve Özgürlükler:
a)Adı ve milliyeti (Madde 7)
b)Kimliğin korunması (Madde 8)
c)İfade özgürlüğü (Madde 13)
d)Doğru bilgiye ulaşma (Madde 17)
e)Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü (Madde 14)
f)Barışçıl toplantı yapma ve örgütlenme özgürlüğü (Madde15)
g)Gizliliğin (Kişiselliğin) korunması (Madde 16)
h)İşkence veya diğer zulüm, insanlık dışı ve alçaltıcı muamele ve cezalara maruz kalmama hakkı (Madde 37 (a))
Aile Çevresi Ve Alternatif Bakım:
a)Ebeveyn rehberliği (Madde 5)
b)Ebeveynin sorumlulukları (Madde 18, Parag.1-2)
c)Ebeveynden ayırma (Madde 9)
d)Ailenin yeniden birleştirilmesi (Madde 10)
e)Çocuk için nafakanın iyileştirilmesi (Madde 27, Paraf. 4)
f)Çocuğun aile ortamından yoksun bırakılması (Madde 20)
g)Evlatlık edinme (Madde 21)
h)Kanuna aykırı nakletme ve geriye döndürme (Madde 11)
i)Fiziksel ve psikolojik iyileştirme ve sosyal bütünlük bakımından (topluma kazandırma) istismar ve ihmal (Madde 39)
j)Yerleştirilenlerin periyodik kontrolü (Madde 25)
Temel Sağlık Ve Refah:
a)Hayatın devamı ve gelişim (Madde 6, Parag.2)
b)Özürlü çocuklar (Madde 23)
c)Sağlık ve sağlık hizmetleri (Madde 24)
d)Sosyal güvenlik ve çocuk bakım servisleri ile olanakları (Madde. 26 ve 18, parag3)
e)Yaşam standardı (Madde 27, parag.1-3)
Eğitim, Boş Vakti Değerlendirme Ve Kültürel Etkinlikler:
a)Mesleki eğitim ve rehberlik içeren eğitim (Madde 28)
b)Eğitimin amaçları (Madde 29)
c)Boş vakti değerlendirme, eğlence ve kültürel etkinlikler (Madde 31)
Özel Koruma Önlemleri:
a) Tehlike içindeki çocuklar
i)Mülteci çocuklar (Madde 22)
ii)Fiziksel ve psikolojik iyileştirme ve sosyal bütünleşmede (topluma kazandırma) (Madde39), silahlı çatışma içindeki çocuklar (Madde 38)
b) Kanun ile çatışan çocuklar
i)Çocuk yargılamasının yöntemi (Madde 40)
ii)Özgürlüğünden yoksun bırakılan çocuklar-her türlü tutuklama, hapse atma veya koruma evlerine yerleştirme, (Madde 37 (b), (c), ve (d) )
iii)Gençlerin mahkum edilmesi-özellikle ölüm cezasının yasaklanması ve hapishanede tutulması. (Madde 37 (a) )
iv)Fiziksel ve psikolojik iyileştirme ve sosyal bütünleşme (topluma kazandırma) (Madde 39)
c) İstismar edilme durumundaki çocuklar-fiziksel ve psikolojik iyileştirme ve sosyal bütünleşmeyi (topluma kazandırma) sağlama (Madde 39)
i)Çocuk işçiliğini içeren ekonomik sömürü (Madde 32)
ii)İlaç (uyuşturucu) bağımlılığı (Madde 33)
iii)Cinsel istismar ve kötüye kullanma (Madde 34)
iv)Diğer çeşitli istismarlar (Madde 36)
v)Satışı, trafiği ve kaçırma (Madde 35)
d)Bir azınlık veya bir yerli grup içindeki çocuklar (Madde 30)
Temel iki kavramın altının çizilmesi gerektiği özellikle çocuk hakları sözleşmesinden sonra ortaya çıkmıştır.
1)Çocuğun birey olarak var olduğu ve hakları bulunduğu,
2)Çocuğun yararları ilkesinin temel ilke olarak değerlendirilmesi gerekliliği,
Çocuk haklarını yasal ve manevi haklar olarak iki grupta incelemekte fayda vardır. Yasal bir hak, ülkesinin yasası tarafından verilen ve uygulanan bir hak ve yetkidir. Manevi hak ise, doğrulanabilir bir yetkiyi tanımlamaktadır. Yasal bir hakkın hukukun adli mekanizmasıyla uygulanabilir olması zorunludur, oysa manevi bir hak her zaman uygulanamaz. Ancak manevi hakların, yasal hakların oluşumunda bir etken olabileceği unutulmamalıdır.
Çocuk Haklarını şu alt başlıklarda incelemek mümkündür.
1)Refah hakları: Bu haklar bütün çocukların beslenme, tıbbi hizmet ve barınma ve eğitim gereksinimlerini sağlar.
2)Korumacı haklar: Çocukları yetersiz ilgiden, ev içindeki ihmal, fiziksel ya da duygusal istismardan ya da başka herhangi bir tehlikeden koruyacak haklarla ilgilidir. Korumacı hakların, çocukları yetişkinlere bağımlı kıldığını ve özerkliklerini yok ettiği için eleştiren kimi çocuk hakları savunucuları, korumacı hakların tanımlanması ve uygulanmasında çok hassas olmak gerektiğini ileri sürmektedirler.
3)Yetişkin hakları: Şu anda yetişkinlerin tek başlarına sahip oldukları haklara, çocuklarında sahip olmaları gerektiğini söylemektedir. Bu istek yaşın, ayrıcalık vermek ya da yadsımak için keyfi ve akıl dışı bir denektaşı olduğu görüşüne dayanmaktadır. Bu yetişkin haklarını genç insanlara tanımak, onların bu önemli alanlardaki özerkliklerini ve bağımsızlıklarını arttıracaktır.
4)Ana-babalara karşı haklar: Çocukların reşitlik yaşına ulaşmadan önce, ana-babaları karşısında daha fazla bağımsızlık sahibi olmaları gerektiğini ifade eder. Yetişkin hakları gibi bu hakların amacı da çocukları korumak değil, kişisel özelliklerini arttırmaktır.
Çocuk hakları konusunda korumacı ve özgürleştirici eğilimler olmak üzere iki temel yaklaşımın olduğu görülmektedir. Ancak, çocukların korunması ve çocuk haklarının korunması zorunlu olarak birbirlerine karşıt değil, birbirlerini tamamlayıcı hedefler olarak değerlendirilmelidir. Korumacı yasalar, özgürleştiricilerin çocuklara genişletmeyi istedikleri yetişkinlerin haklarının yerine geçmemeli, onlara destek olmalıdır.
Türkiye'de çocuk hukuku ile ilgili gelişmelerin başlangıcı 19.yüzyıldır. Bu alandaki önemli gelişmeler gerçek anlamda Cumhuriyet döneminde gerçekleşmiştir. Diğer hukuk sistemlerinin aksine Türk Hukuk Sisteminde çocukların korunmasına ait kurallar, esasları bakımından, doğrudan doğruya Kanunlarla da desteklenmiştir. Bu kanunun model alındığı İsviçre kanunlarında da aynı şekilde gözükmektedir.
Modern hukuk sistemlerinde çocukların korunması, çocuğunda bir şahsiyet yani insan olarak sevgiye ve şefkate layık olması ve birlik yani çocuğun, toplumun, milletin, devletin bir parçasını oluşturması ve kamu yararına korunması fikrine dayanır.
Memleketimizde ise uzun yıllar sosyal yardım ve bunun içinde çocuğun korunması dini kurumlar tarafından gerçekleştirilmiştir. Osmanlı Devletinde bu sosyal kurumlar, "Vakıflar" tarafından oluşturulmuştur. Türkiye'de çocuğa önem vermek, onu ve haklarını korumaya yönelik kurumların kurulmaya başlanması 19.yüzyıla rastlar. Mithat Paşa, Tuna Eyaleti Valisi iken "Çocuk Islahhanelerine" ait bir tüzük düzenlemiş ve aynı tüzük uygulanmak üzere Dahiliye Nezaretince 1868 yılında bütün valiliklere tamim edilmiştir. Sokaklarda dilenen çocuklarla, sakat erkek ve kadınların dilenmekten kurtarılmaları için Darülacezeler kurulması 1890 yılında Halil Rıfat paşanın sadrazamlığı zamanında düşünülmüş ve gerçekleşmesini II. Abdülhamit emretmiştir. Yine 1894 yılında çıkarılan "dilenciliğin meline dair tüzük" o zamanlar için bu sahada küçümsenmeyecek önlemleri içermektedir.
Cumhuriyetle birlikte, Türk Medeni Kanunuyla çocukların haklarına ilişkin hükümler düzenlenmiş ve daha sonraları ise çıkarılan özel kanunlarla medeni kanundaki haklar tamamlanmaya çalışılmıştır. Ülkemizde, çocuğun ve haklarının korunmasıyla ilgili olarak çıkarılan ilk özel kanun 5387 nolu, Korunmaya Muhtaç Çocuklar Hakkında Kanun olup, 23 Mayıs l949'da çıkarılmıştır. Daha sonra 1979 yılında "Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun"un kabulü ile çocuk yargılamasına özel bir statü kazandırılmıştır. Ancak yasa 1 Haziran l982 de yürürlüğe girebilmiş ve yasa da öngörülen çocuk mahkemeleri ise 1988 yılında kurulabilmiştir. 27 Mayıs l983 tarihinde ise "Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu" yürürlüğe girmiş böylelikle de korunmaya muhtaç çocuklar hakkında kanun yürürlükten kaldırılmıştır. 1986 yılında ise çıraklık ve mesleki eğitim kanunu çıkarılmıştır. Son olarak, çocukların korunmasıyla ilgili olarak çıkarılan önemli yasalardan birisi de "özel eğitime muhtaç çocuklar kanunu"dur.
İlkeleri:
1)Hiç bir çocuk ırk, din, dil, politik ve başka inançları, kendisinin ya da ailesinin serveti, mezhebi dolayısıyla ayrı tutulamaz.
2)Her çocuk özel korunma ve ilgi görecek, hür ve haysiyet gözeten şartlar altında çocuklara zihin, vücut yapısı ve moral bakımından gelişmeleri için imkan ve fırsatlar hazırlanacak, kanunla güvence altına alınacaktır. Bu amaç ile hazırlanacak kanunlarda çocuğun çıkarları önemle göz önünde tutulacaktır.
3)Her çocuk doğduğu andan başlayarak ad ve milliyet sahibi olmaya hak kazanacaktır.
4)Her çocuk sosyal sigorta ve gerekli sağlık yardımından faydalanmaya doğumundan başlayarak hak kazanacaktır.
5)Özürlü çocuklar özel bakım ve eğitim göreceklerdir.
6)Her çocuk sevgi ve şefkate muhtaçtır. Toplum ve yönetim organı, ailesi olmayan ya da muhtaç çocuklara özel ilgi göstermekle yükümlüdür.
7)Her çocuk eğitim görmelidir. Eğitim en azından ilköğretim düzeyinde ücretsiz ve zorunlu olmalıdır.
8)Sosyal yardım ve koruma konularında çocuk öncelik almalıdır.
9)Çocuk ihmal, zulüm ve sömürülmekten korunmalıdır.
10)Çocuk ırk, din ve insanlar arasında ayrılık yaratan başka baskılarla karşılaşmaktan uzak tutulmalıdır.
Sözleşmenin Yapısı:
Sözleşme bir başlangıçla, üç bölümden oluşmaktadır. Başlangıç bölümünde, sözleşmenin ele aldığı soruna ilişkin temel ilkeler tespit edilmiştir. Birinci bölüm, usulüne uygun olarak sözleşmeyi onaylayan devletlerin görevlerini düzenleyen, esasa ilişkin kurallardan oluşmaktadır. İkinci ve üçüncü bölümlerde ise, sözleşmeye uyulmasının nasıl sağlanıp, denetleneceğini tanımlayan ve hangi koşullar altında yürürlüğe gireceğini belirleyen uygulama maddeleri bulunmaktadır.
Sözleşmenin "başlangıç" kısmı ele aldığında, sözleşmenin dayandığı esaslar şu şekilde tespit edilmektedir:
*Dünyada özgürlük, barış ve adaletin temeli olan, bütün insanların doğuştan insan haysiyetine sahip olmaları ile eşitliğin ve hakların devredilmez niteliği.
*İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmesinin "herkesin hak ve özgürlüklerden, özellikle ırk, renk, cinsiyet, dil ve din, siyasi ya da öteki inançlarla, toplumsal ya da ulusal kökenler, zenginlik veya doğuştan ya da başka bir durumdan kaynaklanan ayrımlar dahil hiç bir ayrım gözetmeksizin yararlanacağına" dair temel ilkesi.
*İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin "bütün çocukların özel bakım ve yardıma hakkı olduğuna" dair ilkesi.
*Çocukların büyümeleri ve esenlikleri için doğal ortam olan ailenin, toplum içindeki işlerini tam olarak yerine getirebilmesi için gerekli yardım ve koruma görmesinin zorunlu olduğu gerçeği.
*Çocuğun, kişiliğinin uyumlu bir biçimde gelişmesi için bir aile ortamında, mutluluk, sevgi ve anlayış havası içinde büyümesi ihtiyacı.
*Çocuğun toplum içinde kişiliğine özgü bir yaşam sürebilmesi için hazırlanması, barış, saygınlık, hoşgörü, özgürlük, eşitlik ve dayanışma düşüncesi içinde yetiştirilmesi düşüncesi.
*Çocuğa özel bir koruma sağlanması gereksinimini belirten, 1959 tarihinde kabul edilmiş olan çocuk hakları beyannamesi ile diğer uluslararası belgelerde yer alan ilkeler.
Sözleşme, çocuklara yönelik tutum ve davranışlara ilişkin evrensel standartları derleyip, tek bir hukuki metinde toplayan ve bağlayıcı olan ilk belge olma özelliğini taşımaktadır. Yaşam, sağlık ve eğitim alanlarında gözetilecek standartları belirlemenin yanı sıra bu sözleşme, evde ya da iş yerinde, savaş sırasında ya da iç çatışma dönemlerinde, fiziksel ve cinsel nitelikte olanlarda dahil olmak üzere, şiddet ve istismara karşı çocuklara açık bir koruma getirmeyi amaçlamaktadır.
Sözleşmenin Çocuklara Tanıdığı Haklar:
Genel olarak insan hakları ile bağlantılı bütün haklar çocuklara tanınmıştır.
Bu haklar;
1)Hangi yaşta olursa olsun bütün insan varlıklarına tanınan hakları, işkenceye karşı koruma, bir isim ve tabiiyet edinme vb. hakları teyit eder ve bunları yansıtır.
2)Çocuklara ilişkin olarak, genel anlamda bütün insanlara uygulanabilecek standartların yükselmesine yönelmiştir. Örneğin; özel çalışma koşullarının sağlanması gibi
3)Yalnızca çocuklarla veya onlarla ilgili konuları, örneğin, evlat edinme, ilkokul eğitimi, ana-babalarla ilişkileri ele alır.
İkinci bölüm, sözleşmenin etkili bir şekilde uygulanmasına ilişkin hükümler içermektedir.
Sözleşme, çocukların yaşam ve gelişimleri açısından gerekli temel koşullar üzerinde varılan bir uzlaşmayı yansıtmaktadır.
Çocuk Hakları Sözleşmesinin Önemli Maddeleri İle İlgili Durum Saptaması
Madde 1. Çocuğun Tanımı
Sözleşmenin ilk maddesi çocuğun tanımını yapmaktadır. Çocuğun tanımını ulusal yasalarca daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılır. Ancak bu maddedeki en büyük soru işareti çocukluğun başlangıcını açık bırakışıdır. Başlangıç olarak doğum mu yoksa konsepsiyon yani ilk döllenme mi alınacağı net olarak belirtilmemiştir. Bunun temelinde bunun ülkelerden ülkelere değişim göstermesi nedeniyle ülkelerin daha ilk maddeden sözleşmeye karşı pozisyon almaları tehlikesinin önlenmesidir. O yüzden de kürtaj veya hamileliğin devamı sorununa yer verilmemiştir. Sözleşmeye göre 0-18 yaş arası herkes çocuktur.
Buradan yola çıkılarak Türkiye'deki duruma göz attığımızda kanunen 18 yaşına kadar çocuk olarak kabul ettiğimiz rüşt yaşı yani ergen olma yaşını 18 olarak belirlememiz kanunlarımızın çocuk hakları ile uyumlu olduğunu göstermektedir.
Türk kanunlarına göre çocukluğun başlangıcına göz attığımızda M.K. 27. maddesine göre “kişilik çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlamaktadır. MK md. 27/2 "Çocuk sağ doğmak şartıyla ana rahmine düştüğü andan itibaren medeni kanundan istifade eder" demektedir. M.K. md. 11 ise 18 yaşını doldurmamış kişi çocuk sayılır demekte ve evlenme ile kazai rüşt olarak tanımlanan durumların bunun dışında olduğunu söylemektedir. Aynı kanun maddesine göre evlenme kişiyi reşit kılmaktadır. Evlenebilme yaşı olarak ta M.K. erkekler için 17, kız çocukları için 15 yaşını en alt sınır olarak belirlemektedir. Hakim bunu olağanüstü durumlarda bunu erkek için 15 kız için 14 e çekebilmektedir. M. K. 88'de 15 yaşını dolduran erkek ve 14 yaşını dolduran kız çocuklar mahkeme kararıyla evlenerek rüşt olabilmektedirler.
Başka ülkelerin kanunlarına göz attığımızda Arjantin kendi kanunlarına göre çocuk döllenmenin olduğu andan başlayarak çocuk kavramını kabul etmektedir.
İngiltere’de çocuk ancak canlı bir doğumdan sonra çocuk olarak kabul edilir olarak bu maddeyi yorumlamaktadır. Yemen çocuk hakları sözleşmesi birinci maddesindeki 18 yaşına kadar herkes çocuktur kavramının karmaşaya yol açabileceğini belirtmektedir. Ancak yorumunda 1. maddede vurgulanmak istenen konunun 18 yaşına kadar çocuğun korunması gereksinimi olduğu ancak bazı durumlarda çocuk konumundan çıkarak kanunun muhatabı olmak zorunda kalacaklardır demektedir.
Çocuk tanımlamasında Türk hukuku fiili ehliyet kavramının önemini vurgulamıştır. Burada hukuki işlemleri yapabilme, hukuka aykırı fiillerden sorumlu tutulabilme kavramlarını içerir.
MK md 14 e göre kişinin farik ve mümeyyiz ya da başka söyleyişle sezgin ve reşit ile kısıtlı olmaması gerekir. Türk Ceza Kanunu 11-15 yaş arası çocukların yaptıkları olayın ne olduğunu bilip bilmemeleri, sonuçlarından haberdar olup olmamaları açısından bakılarak suçtan sorumlu olup olmadıkları araştırılmıştır. Kanunda Farik ve Mümeyyizliğin araştırılması olarak geçen bu madde ile çocukluk döneminde sorumluluğun sınırlılığı tartışılmaktadır. 15-18 yaş arasında ise işlenen suçlar için azaltılmış ceza uygulaması bulunmaktadır. Yine 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin kuruluşu görev ve yargılama usulleri kanunu ile çocukların işlediği suçlardan dolayı erişkinlerle birlikte değil, çocuk mahkemelerinde yargılanmaları gerektiği vurgulanmaktadır. Ancak pratikte sadece 4 çocuk mahkemesi bulunması, 2 İstanbul, Ankara ve Trabzon dışında bunun uygulanmaması sonucunu da beraber getirmektedir. Ayrıca çocuğun tanımında iş kanunu açısından yaklaşımlarında dikkate alınması gerekir. İş kanunu(İK) 67. maddesine göre 15 yaşından küçük çocukların çalıştırılması yasaktır. Çocukların sağlığı, okul ve meslek eğitimlerine zarar vermeyecek hafif işlerde çalışmaları halinde 13 yaşına kadar düşülmekte ve bu yaştakilere izin verilmektedir.
Umumi hıfzısıhha kanunları
(UHK)173. maddesinde en düşük çalışma yaşı 12 olarak belirlenmiştir. İş kanunu 69. Maddesi 18 yaş altı erkek ile her yaştaki kız çocukların gece çalıştırılması yasaktır. 12-16 yaş arası çocukların gece çalıştırılması yasaktır. Bazı ülkeler çocukluğun bitim yaşı olarak 18 yaşı kabul etmemektedirler. Örneğin Küba 18 yaşın olgunluğa erişme yaşı olmadığını vurgulamakta, Liechtenstein ise 20 yaşında çocukluktan kurtulduğunu söylemektedir. Burkino Faso da 20 yaşı kabul etmektedir. Bolivya ise üst sınır olarak 21 yaşı kabul etmektedir. Çocuk hakları komitesi yaş sınırlaması yaparken çocukluktan erişkinliğe geçişte puberteyi sınır almamıştır. Ancak cinsel rıza, çalışma yaşı ve ceza ehliyeti konularında titizlik gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Tıbbi yardım alma konusunda çocuk durumu anlayabilir yaşa geldikten sonra ebeveyn izninden bağımsız davranabilir denilmektedir. Özellikle ebeveynlerden bağımsız davranma durumu aile-içi cinsel taciz olgularında, aile planlama konularında gündeme gelebilir. Eğer çocuk durumu anlayabilecek, yeterli yaşa ulaşmışsa çocuk koruma mevzuatında psikiyatrik veya tıbbi muayeneyi reddedebileceğini, bu hakka sahip olduğunu vurgulamaktadır. İsveç kanunlarında da ebeveynlerin iznine gereksinim olmadan, haberdar etmeden kürtaj yapılabileceğini ve doğum kontrolü için çocuklara kılavuzluk verilebileceği belirtilmektedir. Norveç kanunlarında da 12 yaş üstü her hastaya doktorun bilgi vermesi, hastalığı sonuçlarıyla anlatması gerektiği söylenmektedir. 12-16 yaş arası çocukların doktordan ebeveynlerine hastalıkla ilgili bilgi vermemeyi talep etme hakları bulunmaktadır. Finlandiya’da 12 yaş ve üstünde psikiyatrik tedaviyi reddedebilir ve herhangi bir tedavi için onayının olup olmadığı dikkate alınır şeklinde hüküm bulunmaktadır.
Zorunlu eğitim ve çalışma yaşı da birbirleriyle bağlantılı ve çocuk haklarıyla ilgili önemli kriterlerdir. Çocuk hakları sözleşmesinde yaş sınırının bulunmasının temelinde bu iki durumun ağırlıklı bir rolü vardır.
Cinsel ilişkiye rıza yaşı da çok önemli bir konudur. Çocuğun cinsel obje olarak kullanılmasının önüne geçebilmek için cinsel olgunluk dönemine kadar korunabilmesi temel kriterdir. Ancak ortak yaş sınırı yerine değişken yaş kriterleri söz konusudur. En iyi çözümün her ülke için geçerli olan evlenebilme yaşının alınmasının yerinde olacağı düşünülmektedir. Ebeveynlerinin rızasıyla 12 yaşa kadar düşen evlilik yaşları Uruguay, Paraguay, Nikaragua, ve Yemen gibi ülkelerde dikkati çekmektedir. Kız ve erkek çocuklarda farklı yaşların olması da sözleşmenin ayrımcılığa karşı çıkma ilkesine aykırı düşmektedir.
Cezai sorumluluk yaşı da ülkeden ülkeye değişmekte ve küçük yaşlarda cezai ehliyetin var olduğu görülmektedir. Beijing kurallarına göre çocuğun duygusal, mental ve entelektüel olgunluğa ulaşması gözönüne alınarak ceza ehliyetinin küçük yaşlara çekilmemesi gerekmektedir.
Kanunlarımız birçok alanda çocukluk yaşını 0-18 arasında değerlendirerek erişkinlerden farklı yaklaşımlara yer vermiş ve bu konuya titizlik göstermesine karşın buna tezat olan en önemli olayın Devlet Güvenlik Mahkemelerinde Anayasanın 143.maddesine göre devlet güvenliği düşünülerek çocukların burada yargılanmalarıdır. Bu durum çocukların hakları açısından en büyük tezatlardan birini oluşturmaktadır.
Madde 3. Çocuğun Yüksek Yararı
Bu madde çocuğun yüksek yararı temel ilkesini vurgulayan bir maddedir. Çocukla ilgili bütün girişimlerde, çocuğun yüksek yararı tam olarak gözetilecektir. Ana-babalar ya da sorumluluk taşıyan diğer kişiler bu sorumluluğu yerine getiremedikleri takdirde Devlet, çocuğa yeterli dikkati ve desteği gösterecektir.
Çocuğu ilgilendiren ve kapsayan her işlemde çocuğun yüksek yararının gözetilmesi temel ilke olup çocuğa önceliğin verildiği, çocuk dostu toplumların oluşturulması temel prensiptir. Özellikle şu durumlarda çocuğun yüksek yararı daha ön plana çıkmaktadır.
*Ebeveynden ayrılma: Çocuk isteği dışında anne-babasından ayrılmamalı, ayrı tutulmamalıdır. Ebeveynleriyle kişisel ilişkide bulunabilmelidir.