|
HAKLARINIZ |
|
İnsan
Hakları Evrensel Bildirgesi |
|
Madde1-Her
insan özgür; onur ve haklar bakımından eşit doğar, akıl ve vicdanla
donatılmış olup birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranır. |
|
Madde2-Herkes;
ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka bir görüş, ulusal ve
toplumsal köken, doğuş ya da benzeri başka bir statü gibi herhangi bir
ayrım gözetilmeksizin bu Bildirge'de ileri sürülen tüm hak ve
özgürlüklere sahiptir. Ayrıca ister bağımsız olsun, ister vesayet
altında ya da kendi kendini yönetmeyen bir ülke olsun, ister başka bir
egemenlik sınırlaması altında bulunsun, bir kimsenin uyruğunda bulunduğu
ülke ya da alanın siyasal, hukuksal ya da uluslararası statüsüne
dayanarak hiçbir ayrım gözetilemez. |
|
Madde3-Herkesin
yaşama ve kişi özgüllüğü ve güvenliğine hakkı vardır. |
|
Madde4-Kimse,
kölelik ya da kulluk altında tutulamaz; kölelik ve köle ticareti her
türüyle yasaktır. |
|
Madde5-Hiç
kimseye işkence ya da zalimce, insanlık dışı ya da onur kırıcı davranış
veya ceza uygulanamaz. |
|
Madde6-Herkesin,
nerede olursa olsun yasa önünde bir kişi olarak tanınma hakkı vardır. |
|
Madde7-Herkes
yasa önünde eşittir ve ayrım gözetilmeksizin yasa tarafından eşit
korunmaya hakkı vardır. Herkes, bu Bildirge'ye aykırı herhangi bir
ayrımcılığa ve ayrımcılık kışkırtıcılığına karşı eşit korunma hakkına
sahiptir. |
|
Madde8-Herkesin
anayasa yada yasayla tanınmış temel haklarını çiğneyen eylemlere karşı
yetkili ulusal mahkemeler eliyle etkin bir yargı yoluna başvurma hakkı
vardır. |
|
Madde9-Hiç
kimse keyfi olarak yakalanamaz, tutuklanamaz ve sürgün edilemez. |
|
Madde10-Herkesin,
hak ve yükümlülükleri belirlenirken ve kendisine herhangi bir suç
yüklenirken tam bir eşitlikle bağımsız ve yansız bir mahkeme tarafından
hakça ve açık bir yargılanmaya hakkı vardır. |
|
Madde11-1-Kendisine bir suç yüklenen herkesin, savunması için
gerekli olan tüm güvencelerin tanındığı bir açık yargılanma yoluyla
yasaya göre suçluluğu kanıtlanana değin suçsuz sayılma hakkı vardır. |
|
Madde11-2-Hiç kimse işlendiği sırada ulusal ya da uluslararası
hukuka göre bir suç oluşturmayan herhangi bir eylem ya da kusurdan
dolayı suçlu sayılamaz. Kimseye suçun işlendiği sırada uygulanabilecek
olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. |
|
Madde12-Kimsenin
özel yaşamı, ailesi, konutu ya da haberleşmesine keyfi olarak
karışılamaz, şeref ve adına saldırılamaz. Herkesin, bu tür karışma ve
saldırılara karşı yasa tarafından korunma hakkı vardır. |
|
Madde13-1-Herkesin bir devletin sınırları içinde yer değiştirme ve
oturma özgürlüğüne hakkı vardır. |
|
Madde13-2-Herkes, kendi ülkesi de dahil, herhangi bir ülkeden
ayrılma ve ülkesine dönme hakkına sahiptir. |
|
Madde14-1-Herkesin, zulüm altında başka ülkelere sığınma ve sığınma
olanaklarından yararlanma hakkı vardır. |
|
Madde14-2-Gerçekten siyasi nitelik taşımayan suçlardan ya da
Birleşmiş Milletler'in amaç ve ilkelerine aykırı eylemlerden doğan
kovuşturma durumunda bu haktan yararlanılamaz. |
|
Madde15-1-Herkesin bir uyrukluğa hakkı vardır. |
|
Madde15-2-Kimse keyfi olarak uyrukluğundan yoksun bırakılamaz.
Kimsenin uyrukluğunu değiştirme hakkı yadsınamaz. |
|
Madde16-1-Evlenme çağındaki erkeklerle kadınların, ırk, uyrukluk ya
da din bakımından sınırlamalar konulmaksızın evlenmeye ve bir aile
kurmaya hakkı vardır. Evlenirken, evlilik sırasında ve evliliğin
bozulmasına ilişkin hakları eşittir. |
|
Madde16-2-Evlenme bağılı, ancak istekli eşlerin özgür ve tam
oluruyla yapılır. |
|
Madde16-3-Aile, toplumun doğal ve temel birimidir ve toplum ve
devlet tarafından korunur. |
|
Madde17-1-Herkesin tek başına ya da başkalarıyla birlikte, mülkiyet
hakkı vardır. |
|
Madde17-2-Kimse keyfi olarak mülkiyetinden yoksun bırakılamaz. |
|
Madde18-Herkesin
düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak, din ya da
inancını değiştirme özgürlüğünü ve din ya da inancını, tek başına ya da
topluca ve açık ya da özel olarak öğretme, uygulama, tören ve ibadet
yoluyla açıklama özgürlüğünü içerir. |
|
Madde19-Herkesin
görüş ve anlatını özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak, karışmasız görüş
edinme ve herhangi bir yoldan ve hangi ülkede olursa olsun bilgi ve
düşünceleri arama, alma ve yayma özgürlüğünü içerir, |
|
Madde20-1-Herkes, barışçı toplanma ve demek kurma hakkına sahiptir. |
|
Madde20-2-Hiç kimse, bir derneğe girmeye zorlanamaz. |
|
Madde21-1-Herkes, doğrudan ya da özgürce seçilmiş temsilciler
aracılığıyla ülkesinin yönetimine katılma hakkına sahiptir. |
|
Madde21-2-Herkesin, ülkesindeki kamu ismetlerine eşit olarak katılma
hakkı vardır. |
|
Madde21-3-Halkın istemi, yönetim otoritesinin temelidir. Bu istem,
genel ve eşit, gizli ve özgür oya dayalı dönemsel ve gerçek seçimlerle
belirtilir. |
|
Madde22-Herkesin
bir toplum üyesi olarak, toplumsal güvenliğe hakkı vardır. Ulusal
çabalarla ve uluslararası işbirliği yoluyla ve her devletin örgüt ve
kaynaklarına göre herkes onur ve kişiliğinin özgür gelişmesinin ayrılmaz
bir öğesi olarak ekonomik, toplumsal ve kültürel hakların gerçekleşmesi
hakkına sahiptir. |
|
Madde23-1-Herkesin çalışma, işini özgürce seçme, adil ve elverişli
koşullarda çalışma ve işsizliğe karşı korunma hakkı vardır. |
|
Madde23-2-Herkesin herhangi bir ayrım gözetilmeksizin eşit iş için
eşit ücrete hakkı vardır. |
|
Madde23-3-Herkesin kendisi ve ailesi için insan onuruna yaraşır ve
gereğinde başka toplumsal korunma yollarıyla desteklenmiş bir yaşam
sağlayacak adil ve elverişli bir ücrete hakkı vardır. |
|
Madde23-4-Herkesin çıkarım korumak için sendika kurma ya da
sendikaya üye olma hakkı vardır. |
|
Madde24-Herkesin,
iş saatlerinin makul ölçüde sınırlandırılması ve ücretli dönemsel
tatiller dahil, dinlenme ve boş zamana hakkı vardır. |
|
Madde25-1-Herkesin, kendisi ve ailesinin sağlık ve refahı için
beslenme, giyim, konut ve tıbbi bakım hakkı vardır. Herkes; işsizlik,
hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ve kendi denetiminin dışındaki
koşullardan doğan geçim sıkıntısı durumunda güvenlik hakkına sahiptir. |
|
Madde25-2-Analar ve çocukların özel bakım ve yardıma hakları vardır.
Tüm çocuklar, evlilik içi ya da evlilik dışı doğmuş olmalarına
bakılmaksızın, aynı toplumsal korumadan yararlanır. |
|
Madde26-1-Herkes, eğitim hakkına sahiptir. Eğilim, en azından ilk ve
temel eğitim aşamasında parasızdır, ilköğretim zorunludur. Teknik ve
mesleksel eğitim herkese açıktır. Yükseköğrenim yeteneğe göre herkese
eşit olarak sağlanır. |
|
Madde26-2-Eğitim, insan kişiliğini tam geliştirmeye ve insan
haklarına ve temel özgürlüklere saygıyı güçlendirmeye yöneliktir.
Eğitim, tüm uluslar, ırklar ve dinsel gruplar arasında anlayış, hoşgörü
ve dostluğu özendirir ve Birleşmiş Milletler'in, barışın korunması
yolundaki etkinliklerini daha da geliştirir, |
|
Madde26-3- Ana-babalar, çocuklarına verilecek eğitimi seçmede
öncelikle hak sahibidir. |
|
Madde27-1-Herkes, topluluğun kültürel yaşamına özgürce katılma ve
sanattan yararlanma ve bilimsel gelişmeye katılarak yararlarını paylaşma
hakkına sahiptir. |
|
Madde27-2-Herkesin yaratıcısı olduğu bilim, yazın ve sanal
ürünlerinden doğan manevi ve maddi çıkarlarının korunmasına hakkı
vardır. |
|
Madde28-Herkesin,
bu Bildirge'de ileri sürülen hak ve özgürlüklerin tam olarak
gerçekleşeceği bir toplumsal ve uluslararası düzene hakkı vardır. |
|
Madde29-1-Herkesin, kişiliğinin özgürce ve tam gelişmesine olanak
veren topluluğuna karşı ödevleri vardır. |
|
Madde29-2-Herkes, hak ve özgürlüklerini kullanırken, ancak
başkalarının hak ve özgürlüklerinin tanınması ve bunlara saygı
gösterilmesinin sağlanması ve demokratik bir toplumda genel ahlak ve
kamu düzeniyle genel refah ve gereklerinin karşılanması amacıyla yasayla
belirlenmiş sınırlamalara bağlı olabilir. |
|
Madde29-3-Bu hak ve özgürlükler, hiçbir koşulda Birleşmiş
Milletler'in amaç ve ilkelerine aykırı olarak kullanılamaz. |
|
Madde30-Bu
Bildirge'nin hiçbir hükmü, herhangi bir devlet, grup ya da kişiye burada
ileri sürülen hak ve özgürlüklerden herhangi birinin yok edilmesini
amaçlayan herhangi bir etkinlikte ve eylemde bulunma hakkını verir
biçimde yorumlanamaz. |
|
İnsan
Hakları |
|
İnsan
Hakları Nedir? |
|
Hukuk
dilindeki "gerçek kişiler" ve toplum içinde yaşamayı seçmiş bireyler
olarak, bir başka deyişle bu ülkenin vatandaşları ve yeryüzünün
sakinleri olarak HEPİMİZ insan haklarına sahibiz. |
|
Peki,
nedir İnsan Hakları? |
|
Irk, dil,
din, cinsiyet, siyasal ya da herhangi bir görüş, ulusal ve sosyal köken,
servet ve doğum ya da başka farklar gözetilmeksizin insan doğasının
özünde bulunduğu kabul edilen ve bundan dolayı bütün siyasal
iktidarların işlerlik kazandırması ve uyması gereken hak ve
özgürlüklerin bütünüdür. |
|
Toplum
içinde bizlerle aynı insani haklara sahip başka insanlarla birlikte
yaşıyoruz. Bu nedenle, birbirleriyle ilişki içindeki farklı bireylerin
hak ve yükümlülükleri arasındaki uyum ya da çatışma, insanların günlük
yaşamdaki haklarının içeriğini, tanımlanmasını ve uygulanmasını
belirtiyor. Kısacası, bu haklar benim olduğu kadar senin; bizim olduğu
kadar onların. Eğer toplum içinde bir arada yaşayacaksak, benimkiyle
seninki, bizimkiyle onlarınki uyum içinde olmak durumunda. |
|
Birleşmiş
Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nden: |
|
Madde I.
"Tüm insanlar özgürlük, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve
vicdan sahibidirler ve birbirlerine karşı kardeşlik duygusuyla hareket
etmelidirler." |
|
Madde II.
"Herkes ırk, renk, cinsiyet,dil, din, siyasal veya başka herhangi bir
görüş, ulusal ya da sosyal köken, zenginlik, doğum ya da başka herhangi
bir ayırım gözetilmeksizin bu Bildirge'de ilan edilen tüm haklardan ve
özgürlüklerden yararlanabilir. Ayrıca ister bağımsız ülke uyruğu olsun,
ister vesayet altında ya da özerklikten yoksun ya da egemenliği herhangi
bir şekilde kısıtlanmış ülke yurttaşı olsun, bir kişi hakkında, uyruğu
bulunduğu ülkenin siyasal, yönetimsel ya da uluslararası statüsünden
kaynaklanan herhangi bir ayırım yapılamaz." |
|
Geçmişten
Günümüze İnsan Hakları Belgeleri |
|
1215, Magna
Charta Liberdatum: İngiltere'de asiller kralın yasaları keyfi
uygulamasına son verdiler. Sıradan insanların değil, asillerin hakları
ve katılımları söz konusu oldu. Yasaları gene kral yapıyordu. |
|
1628,
Petition of Rights (Haklar Dilekçesi): İngiltere'de sıradan insanların
keyfi tutuklanmasına ve keyfi vergilere mahkûm edilmesine karşı
hazırlandı. Yetkileri kısılmış gibi görünse de hâlâ kralın astığı astık,
kestiği kestikti. |
|
1679, Habeas
Corpus: İngiliz halkının kişisel hakları dile getirildi. Parlamentonun
yetkileri artmış olsa da birey idare'nin, yani kralın ve onun
adamlarının keyfi uygulamalarına karşı şikâyet ve yasal işlemde bulunma
hakkından yoksundu. |
|
1776, Bili
of Rights (Haklar Kanunu): ABD 'nin Virginia Eyaleti'nin anayasasında
"her insanın doğuştan özgür ve bağımsız" olduğu, yaşamaya hakkı
bulunduğu, mülk edinebileceği, mülk sahibi olabileceği, vb. ilan edildi.
Bu, insanlık tarihindeki ilk insan hakları belgesi olarak kabul edilir. |
|
1791, İnsan
ve Yurttaş Hakları Bildirgesi: Fransız Devrimi'yle birlikte her kişinin
hak ve özgürlükleri tarif edildi: Özgürlük, eşitlik, mülkiyet, güvenlik
ve baskıya karşı çıkma, yasalar önünde eşitlik ve keyfi tutuklanmaya
karşı korunma, din ve vicdan özgürlüğü... |
|
10 Aralık
1948, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi: İkinci
Dünya Savaşı'na kadar geçen süre içindeki ve savaş sırasındaki
katliamlara karşı insanlık vicdanının ve birikiminin sonucu olarak
hazırlandı. |
|
16 Aralık
1966, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmeleri: |
|
İnsanların
ve devletlerin siyasal hak ve yükümlülüklerinin yanı sıra ekonomik ve
sosyal haklarının da ifade bulduğu belgelerdir. Sendikalaşma, grev hakkı
gibi çalışanların haklarını da içerir. |
|
4 Kasım
1950, Avrupa Konseyi Temel insan Hak ve Özgürlükleri Konvansiyonu: BM
insan Hakları Evrensel Bildirgesi'ni esas almıştır. |
|
1 Ağustos
1975, Avrupa Güvenlik ve işbirliği Konferansı Sonuç Belgesi: Devletler
hukuku açısından yaptırım gücü olmamasına karşın insan haklarını ilk kez
"güvenlik" (Avrupa'da güvenlik bölümünde yer alır) kapsamında ele alan
belgedir. |
|
Bunların
dışında politik göçmenlerin, savaş esirlerinin, kadınların, çocukların
ve hastaların haklarını ele alan ya da başka konuları içeren sayısız
belge imzalanmıştır. |
|
Bu kısa
tarihçeden görüldüğü gibi, insan hakları anlayış ve uygulamaları
toprakta özel mülkiyetin gelişmesi ve hukuka bağlanması, toprak
ürünlerinin ve sanayi ürünlerinin kişiler ve tüzel kişiler tarafından
üretilip pazarlanmasına ve ulus-devletin olgunlaşmasına paralel olarak
gelişmiştir, insanlar bu süreç içinde hem birbirlerine, hem de içinde
yaşadıkları toplumsal sisteme (devlete) karşı hak ve ödevleri konusunda
daha talepkâr olmuşlardır. |
|
Osmanlı
imparatorluğu döneminde "Ferman Padişahın"dı. Tanzimat döneminin ünlü
1839 Gülhane Hattı Hümayunu ve 1856 Islahat Fermanları sadece devlet
yönetiminde hâkim olması gereken bazı ilkeleri göstermiş, Müslüman
olmayan tebaaya Müslüman tebaayla (yurttaş değil) eşit haklar ilan
etmişti. 23 Aralık 1876'da ilan edilen Kanun-i Esasi (ilk anayasa) bir
takım hakları telaffuz etmişti. Bu Anayasa'da 1909'da yapılan
değişikliklerle padişahın yasama ve yürütme üzerindeki yetkileri
kısıldı, toplantı ve dernek kurma özgürlüğü, basına sansür
konulamayacağı gibi kurallar eklendi. Ama bu kez padişahın yerini "tek
parti yönetimi" (ittihat ve Terakki) almıştı. |
|
29 Ekim
1923'te Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra ülke ekonomisi
güçlendikçe, Türkiye dünyaya açıldıkça, eğitim ve bilgi düzeyleri
yükselen yurttaşlar olarak insani haklarımızı artan ölçüde gündeme
getirmeye başladık. Düşününüz ki, doğuştan bir takım haklarla donatılmış
kişi olan "yurttaş-vatandaş" kelimesi 1923'den önce yabancı dil-Türkçe
sözlüklerinde yoktu. Hem devlet olarak, hem de yurttaşlar olarak bu
konuda biraz yavaş gelişmiş olmamız, bu konuda önümüzde duran çağı
yakalama zorunluluğunu değiştirmiyor. |
|
Haklarınızı Biliyor musunuz? |
|
İnsanca
Yaşama Hakkı |
|
İnsanca
yaşama, maddi ve manevi varlığınızı koruma ve geliştirme hakkına
sahipsiniz. Size hiç kimse işkence ve eziyet yapamaz; insan haysiyetiyle
bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamazsınız.
(Anayasa:Md.17) |
|
Hürriyet |
|
Kişi
hürriyeti ve güvenliğine sahipsiniz. Bu hürriyet ve güvenliğiniz,
kanunlarla belirlenen tutuklama, göz altına alma, ıslah evine gönderme
ve resmi müessesede gözlem altına alınma hallerinin dışında hiç bir kişi
veya kurum tarafından ihlal edilemez, kesintiye uğratılamaz. Yasa
tarafından belirtilmeyen gerekçelere ve usullere dayanılarak
özgürlüğünüz kısıtlanamaz. Bu en tabii hakkınız, bunu sağlamak da en
önemli görevimizdir. (Anayasa: Md.19) |
|
Tutuklanma |
|
Kanunlarla
belirlenen usul ve esaslar doğrultusunda tutuklanmanız durumunda;
tutuklanma sebebinin en kısa zamanda tarafınıza bildirilmesi,
haklarınızın neler olduğunun anlatılması ve tutuklandığınızın
yakınlarınıza bildirilmesi zorunludur. Yakalanmanız veya tutuklanmanız
durumunda en kısa sürede hakim önüne çıkarılmanız, tutuklanmanız veya
yakalanmanızda kanuna uygun olmayan bir unsurun varlığında hemen serbest
bırakılmanızı sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma
hakkına sahipsiniz. (Anayasa: Md.19) |
|
Özel
Hayıtın Gizliliği |
|
Özel
hayatınıza ve aile hayatınıza saygı gösterilmesini isteme hakkına
sahipsiniz. Özel hayatınızın ve aile hayatınızın gizliliğine
dokunulamaz. Kanunlarla belirlenen esaslar doğrultusunda verilen arama
kararlan bu konuda bir istisnadır. (Anayasa: Md.20) |
|
Konut
Dokunulmazlığı |
|
Konut
dokunulmazlığı en tabii hakkınızdır. Kanunun açıkça gösterdiği hallerde
usulüne göre verilen hakim kararı olmadıkça, gecikmesinde sakınca
bulunan hallerde ise Cumhuriyet Savcıları ve onların yardımcıları
sıfatıyla emirlerini yerine getirmeye memur olan Güvenlik Güçleri
dışında hiç kimse konutuna giremez, arama yapamaz ve buralardaki
eşyanıza el koyamaz. (Anayasa Md.21) |
|
Avukat
İsteme Hakkı |
|
Herhangi bir
suçlamayla yakalanmanız veya göz altına alınmanız durumun da;
soruşturmanın her hal ve derecesinde bir veya birden fazla avukatın
hukuk yardımından faydalanma hakkına sahipsiniz. Zabıta amir veya
memurlarınca yapılan sorgu işleminde ancak bir avukat bulundurabilir,
sonraki savunmalarda is ancak üç avukat bulundurabilirsiniz. Hangi makam
veya kişi tarafından yapılırsa yapılsın soruşturmanın her safhasında
avukatınızın sizinle görüşmesi, ifade alma ve sorgu müddetince yanınızda
bulunup, hukuki yardımda bulunması engellenemez veya kısıtlanamaz.
Avukat seçebilecek durumda olmamanız, halinde ise baro tarafından
görevlendirilecek bir avukatın hukuki yardımından ücretsiz
faydalanabilirsiniz. (CMUK Md. 135-136 |
|
Delil
Toplatma Hakkı |
|
İfadenizin
alınması veya sorgunuz sırasında şüpheden kurtulmak gayesiyle somut
delillerin toplanmasını talep edebileceğinizin ve aleyhinize olan
şüpheleri ortadan kaldıracak delilleri ileri sürme hakkınızın olduğunun
da hatırlatılması zorunludur. (CMUK Md. 135) |
|
Geçersiz
İfade |
|
Yapılan
sorgu sonucu alınan beyanınızın özgür iradenize dayanması zorunludur. Bu
iradenizi baskı altına alarak, kötü davranma, işkence, zorla ilaç verme
yorma, aldatma, bedensel cebir ve şiddette bulunma, bazı araçlar
uygulama gibi iradeyi bozan bedeni veya ruhi müdahale yapılamaz. Kanuna
aykırı menfaat vaad edilemez. Bu tür yasak yöntemlerle elde edilen
ifadeleriniz rızanız olsa dahi delil olarak değerlendirilemez. (CMUK Md.
135) |
|
Susma
Hakkı |
|
Zabıta amir
ve memurları ile C. Savcısı tarafından ifade alma ve hakim tarafından
sorguya çekilmede; ne ile suçlandığınızın açıkça belirtilmesi, isnat
edilen suçlamayla ilgili olarak açıklamada bulunmamanızın (yani
susmanızın) kanuni haklarınızdan olduğunun hatırlatılması da zorunludur.
(CMUK Md. 135) |
|
Ödevleriniz |
|
"Temel hak
ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev
ve sorumluluklarını da ihtiva eder." (Anayasa: Md. 12/2) |
|
Çocuk
Hakları |
|
Çocuk
kavramı konusunda tarihsel sürece baktığımızda dünya genelinde büyük
değişimlerin yaşandığını görmekteyiz. Eski çağlardan bugüne gelirken en
büyük değişimlerden birinin çocukluğun algılanışı olduğu görülmektedir.
Çocukluğun tarihsel gelişimine baktığımızda babanın istediği uygulamayı
yapmakla serbest olduğu, çocuğun bir eşya gibi babanın mülkiyetinde
kabul edildiği bir dönemin başlangıcı oluşturduğu görülmektedir.
İlerleyen zamanda çocuklar için özel bir duyarlılığın gerekli olduğu,
çocukların özel gereksinimleri olduğu görüşlerinin kabullenildiği bir
ara sürecin yaşandığı görülmektedir. Günümüzde ise çocukların
yetişkinler gibi medeni, siyasi, toplumsal, kültürel ve ekonomik bütün
haklardan yararlanmaları gerektiği ve bunun sağlanması için çalışmaların
yapıldığı bir ortama ulaşılmıştır. Bugün en önemli aşama çocukların
katılım haklarının artık kabul edildiği ve kendileri ile ilgili her
türlü olaya bizzat katılabilmeleri görüşünün kabul edilmesidir. |
|
Bu konudaki
en büyük adım da bu konuda devrim sayılabilecek olan çocuk hakları
sözleşmesidir. Bugün çocuklar; siyasal, toplumsal, medeni, kültürel ve
ekonomik alanlarda yetişkinler gibi haklara sahip olacaklarını gösterir
bir Çocuk Haklarına dair Sözleşmeye sahiptirler. |
|
Çocuk
haklarına dair sözleşme 2 Eylül 1990 tarihinde uluslararası yasa
statüsüne kavuşmasından bugüne kadar dünya üzerinde Amerika, Birleşik
Devletleri ve Somali olmak üzere 2 ülke dışında dünyadaki tüm ülkelerce
imzalanmış ve tarihteki en yaygın kabul gören ve onaylanan insan hakları
belgesi özelliğini kazanmıştır. |
|
Bugün dünya
çocuklarının % 96’sı çocuk haklarını korumak için yasal yükümlülük
altına giren ülkelerde yaşamaktadır. Sözleşmeyi onaylayan her ülke
çocuklarla ilgili yükümlülüklerini yerine getirmelerinde anne - babalara
ve sorumlu olan tüm kuruluşlara yardımcı olacak tüm önlemleri almakla
yükümlüdür. İmzacı ülkeler bunu yapacağını onaylamış ve imza ile
yükümlülük altına girmiştir. |
|
Ancak
gözlemler imzacı ülkeler içerisinde Birleşmiş Milletlere rapor yollayan
43 ülkeden 14’ünün sözleşme ilkelerini kendi anayasalarına
uyarladıklarını göstermektedir. Diğer 35 ülke sözleşmeye uyum sağlamak
için yeni yasalar çıkartmış ya da mevcut yasalarda değişiklikler
yapmışlardır. 13 ülke ise bunları yapmamasına karşın çocukları kendi
hakları konusunda bilinçlendirmek için sözleşmeyi okul programlarına ve
derslere dahil ederek tanıtım ve eğitim faaliyetlerine girmişlerdir. |
|
Dünya
ülkelerinin çocuk haklarıyla ilgili uygulamalarına baktığımızda çarpıcı
örneklerle karşılaşmaktayız. Örneğin Togo'da hükümet sözleşmede yer alan
maddelerin tümüne yeni anayasasında yer vermiştir. Aynı şekilde Uganda,
Angola, Etiyopya ve Namibya'da anayasalarını sözleşmeye göre
düzenlemişlerdir. Honduras da sözleşmeyi temel alan yeni bir çocuk
hakları yasasını kabul etmiştir. Tunus'ta kabul edilen çocuk koruma
yasası sözleşmeyle uyumlu 123 madde içermektedir. Aynı şekilde Nepal'de,
yeni çocuk yasası ile sözleşmeye uyumlu kanuna sahip olmuştur. Çin de
çocuk hakları konusunda yasama girişimlerinde bulunan diğer ülkeler
arasında yer almaktadır. Burkino Faso'da ilköğretim ve ortaöğretim
eğitim programlarına çocuk hakları ile ilgili dersler konulmuş ve
çocuklarla ilgili davalar çocuk mahkemelerinde görülmeye başlanmıştır. |
|
Türkiye'deki
tabloya baktığımızda ise şu tabloyu görmekteyiz; Türkiye Birleşmiş
Milletler Genel Merkezinde 29-30 Eylül tarihleri arasında toplanan
"Çocuklar için Dünya Zirvesinde" ilk kez imzaya açılan Çocuk Hakları
Sözleşmesini toplantıda bulunan dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın
imzalamasıyla sözleşmeye ilk imza koyan devletler içinde yer almıştır.
Ancak yasanın yürürlüğe girmesi için gereken ülkelerin meclisinde
onaylanması işlemini ancak 9 Aralık 1994’de gerçekleştirmiştir. Bunu
yaparken sözleşmenin 7., 29. ve 30. maddelerini Lozan antlaşması ve T.C.
Anayasasının ilgili maddeleri çerçevesinde yorumlama hakkını saklı
tutarak onaylamıştır. Çocuk Hakları sözleşmesi 27 Ocak 1995 tarihinde
22184 sayılı resmi gazetede yayınlanarak 4058 sayılı yasa ile iç hukuk
kuralına dönüşmüştür. |
|
Anlaşmanın
1. maddesine uygun olarak, kanun ve düzenlemelerde bir çocuğun tanımı
ile ilgili konuları içeren bilgi yer almaktadır. Özellikle
yeteneklerinin çoğunun elde ettiği yaş ve değişik amaçlar için
belirlenmiş minimum yasal yaş konusunda bilgi sağlanması önemlidir. Şu
temel problemleri içerir:, Ebeveynin rızası olmadan yasal ve tıbbi
danışmanlık, zorunlu eğitimin bitiş yaşı, yarı zamanlı iş sahibi olma,
tam zamanlı iş sahibi olma, zararlı işler, cinsel rıza, evlilik, ordu
kuvvetlerine gönüllü yazılma, ordu kuvvetlerine zorunlu çağrı, mahkemede
gönüllü tanıklık, suç sorumluluğu, haklardan mahrumiyet, hapsedilmek
alkol kullanımı bulunmaktadır. |
|
Bundan
sonraki bölümlerde genel başlıklar altında ilgili maddelerin nelerle
ilgili olduğu anlatılmıştır. |
|
Genel
Prensipler: |
|
a)Fark
gözetmeme (Madde 2) |
|
b)Çocuğun
yüksek yararı (Madde 3) |
|
c)Yaşama,
hayatta kalma ve gelişme hakkı (Madde 6) |
|
d)Çocuğun
görüşlerine saygı (Madde 12) |
|
Sivil Haklar Ve Özgürlükler: |
|
a)Adı
ve milliyeti (Madde 7) |
|
b)Kimliğin
korunması (Madde 8) |
|
c)İfade
özgürlüğü (Madde 13) |
|
d)Doğru
bilgiye ulaşma (Madde 17) |
|
e)Düşünce,
vicdan ve din özgürlüğü (Madde 14) |
|
f)Barışçıl
toplantı yapma ve örgütlenme özgürlüğü (Madde15) |
|
g)Gizliliğin
(Kişiselliğin) korunması (Madde 16) |
|
h)İşkence
veya diğer zulüm, insanlık dışı ve alçaltıcı muamele ve cezalara maruz
kalmama hakkı (Madde 37 (a)) |
|
Aile Çevresi Ve Alternatif Bakım: |
|
a)Ebeveyn
rehberliği (Madde 5) |
|
b)Ebeveynin
sorumlulukları (Madde 18, Parag.1-2) |
|
c)Ebeveynden
ayırma (Madde 9) |
|
d)Ailenin
yeniden birleştirilmesi (Madde 10) |
|
e)Çocuk
için nafakanın iyileştirilmesi (Madde 27, Paraf. 4) |
|
f)Çocuğun
aile ortamından yoksun bırakılması (Madde 20) |
|
g)Evlatlık
edinme (Madde 21) |
|
h)Kanuna
aykırı nakletme ve geriye döndürme (Madde 11) |
|
i)Fiziksel
ve psikolojik iyileştirme ve sosyal bütünlük bakımından (topluma
kazandırma) istismar ve ihmal (Madde 39) |
|
j)Yerleştirilenlerin
periyodik kontrolü (Madde 25) |
|
Temel Sağlık Ve Refah: |
|
a)Hayatın
devamı ve gelişim (Madde 6, Parag.2) |
|
b)Özürlü
çocuklar (Madde 23) |
|
c)Sağlık
ve sağlık hizmetleri (Madde 24) |
|
d)Sosyal
güvenlik ve çocuk bakım servisleri ile olanakları (Madde. 26 ve 18,
parag3) |
|
e)Yaşam
standardı (Madde 27, parag.1-3) |
|
Eğitim,
Boş Vakti Değerlendirme Ve Kültürel Etkinlikler: |
|
a)Mesleki
eğitim ve rehberlik içeren eğitim (Madde 28) |
|
b)Eğitimin
amaçları (Madde 29) |
|
c)Boş
vakti değerlendirme, eğlence ve kültürel etkinlikler (Madde 31) |
|
Özel
Koruma Önlemleri: |
|
a)
Tehlike içindeki çocuklar |
|
i)Mülteci
çocuklar (Madde 22) |
|
ii)Fiziksel
ve psikolojik iyileştirme ve sosyal bütünleşmede (topluma kazandırma)
(Madde39), silahlı çatışma içindeki çocuklar (Madde 38) |
|
b) Kanun
ile çatışan çocuklar |
|
i)Çocuk
yargılamasının yöntemi (Madde 40) |
|
ii)Özgürlüğünden
yoksun bırakılan çocuklar-her türlü tutuklama, hapse atma veya koruma
evlerine yerleştirme, (Madde 37 (b), (c), ve (d) ) |
|
iii)Gençlerin
mahkum edilmesi-özellikle ölüm cezasının yasaklanması ve hapishanede
tutulması. (Madde 37 (a) ) |
|
iv)Fiziksel
ve psikolojik iyileştirme ve sosyal bütünleşme (topluma kazandırma)
(Madde 39) |
|
c)
İstismar edilme durumundaki çocuklar-fiziksel ve psikolojik iyileştirme
ve sosyal bütünleşmeyi (topluma kazandırma) sağlama (Madde 39) |
|
i)Çocuk
işçiliğini içeren ekonomik sömürü (Madde 32) |
|
ii)İlaç
(uyuşturucu) bağımlılığı (Madde 33) |
|
iii)Cinsel
istismar ve kötüye kullanma (Madde 34) |
|
iv)Diğer
çeşitli istismarlar (Madde 36) |
|
v)Satışı,
trafiği ve kaçırma (Madde 35) |
|
d)Bir
azınlık veya bir yerli grup içindeki çocuklar (Madde 30) |
|
Temel iki
kavramın altının çizilmesi gerektiği özellikle çocuk hakları
sözleşmesinden sonra ortaya çıkmıştır. |
|
1)Çocuğun
birey olarak var olduğu ve hakları bulunduğu, |
|
2)Çocuğun
yararları ilkesinin temel ilke olarak değerlendirilmesi gerekliliği, |
|
Çocuk
haklarını yasal ve manevi haklar olarak iki grupta incelemekte fayda
vardır. Yasal bir hak, ülkesinin yasası tarafından verilen ve uygulanan
bir hak ve yetkidir. Manevi hak ise, doğrulanabilir bir yetkiyi
tanımlamaktadır. Yasal bir hakkın hukukun adli mekanizmasıyla
uygulanabilir olması zorunludur, oysa manevi bir hak her zaman
uygulanamaz. Ancak manevi hakların, yasal hakların oluşumunda bir etken
olabileceği unutulmamalıdır. |
|
Çocuk
Haklarını şu alt başlıklarda incelemek mümkündür. |
|
1)Refah
hakları: Bu haklar bütün çocukların beslenme, tıbbi hizmet ve
barınma ve eğitim gereksinimlerini sağlar. |
|
2)Korumacı haklar: Çocukları yetersiz ilgiden, ev içindeki ihmal,
fiziksel ya da duygusal istismardan ya da başka herhangi bir tehlikeden
koruyacak haklarla ilgilidir. Korumacı hakların, çocukları yetişkinlere
bağımlı kıldığını ve özerkliklerini yok ettiği için eleştiren kimi çocuk
hakları savunucuları, korumacı hakların tanımlanması ve uygulanmasında
çok hassas olmak gerektiğini ileri sürmektedirler. |
|
3)Yetişkin hakları: Şu anda yetişkinlerin tek başlarına sahip
oldukları haklara, çocuklarında sahip olmaları gerektiğini
söylemektedir. Bu istek yaşın, ayrıcalık vermek ya da yadsımak için
keyfi ve akıl dışı bir denektaşı olduğu görüşüne dayanmaktadır. Bu
yetişkin haklarını genç insanlara tanımak, onların bu önemli alanlardaki
özerkliklerini ve bağımsızlıklarını arttıracaktır. |
|
4)Ana-babalara karşı haklar: Çocukların reşitlik yaşına ulaşmadan
önce, ana-babaları karşısında daha fazla bağımsızlık sahibi olmaları
gerektiğini ifade eder. Yetişkin hakları gibi bu hakların amacı da
çocukları korumak değil, kişisel özelliklerini arttırmaktır. |
|
Çocuk
hakları konusunda korumacı ve özgürleştirici eğilimler olmak üzere iki
temel yaklaşımın olduğu görülmektedir. Ancak, çocukların korunması ve
çocuk haklarının korunması zorunlu olarak birbirlerine karşıt değil,
birbirlerini tamamlayıcı hedefler olarak değerlendirilmelidir. Korumacı
yasalar, özgürleştiricilerin çocuklara genişletmeyi istedikleri
yetişkinlerin haklarının yerine geçmemeli, onlara destek olmalıdır. |
|
Türkiye'de
çocuk hukuku ile ilgili gelişmelerin başlangıcı 19.yüzyıldır. Bu
alandaki önemli gelişmeler gerçek anlamda Cumhuriyet döneminde
gerçekleşmiştir. Diğer hukuk sistemlerinin aksine Türk Hukuk Sisteminde
çocukların korunmasına ait kurallar, esasları bakımından, doğrudan
doğruya Kanunlarla da desteklenmiştir. Bu kanunun model alındığı İsviçre
kanunlarında da aynı şekilde gözükmektedir. |
|
Modern hukuk
sistemlerinde çocukların korunması, çocuğunda bir şahsiyet yani insan
olarak sevgiye ve şefkate layık olması ve birlik yani çocuğun, toplumun,
milletin, devletin bir parçasını oluşturması ve kamu yararına korunması
fikrine dayanır. |
|
Memleketimizde ise uzun yıllar sosyal yardım ve bunun içinde çocuğun
korunması dini kurumlar tarafından gerçekleştirilmiştir. Osmanlı
Devletinde bu sosyal kurumlar, "Vakıflar" tarafından oluşturulmuştur.
Türkiye'de çocuğa önem vermek, onu ve haklarını korumaya yönelik
kurumların kurulmaya başlanması 19.yüzyıla rastlar. Mithat Paşa, Tuna
Eyaleti Valisi iken "Çocuk Islahhanelerine" ait bir tüzük düzenlemiş ve
aynı tüzük uygulanmak üzere Dahiliye Nezaretince 1868 yılında bütün
valiliklere tamim edilmiştir. Sokaklarda dilenen çocuklarla, sakat erkek
ve kadınların dilenmekten kurtarılmaları için Darülacezeler kurulması
1890 yılında Halil Rıfat paşanın sadrazamlığı zamanında düşünülmüş ve
gerçekleşmesini II. Abdülhamit emretmiştir. Yine 1894 yılında çıkarılan
"dilenciliğin meline dair tüzük" o zamanlar için bu sahada
küçümsenmeyecek önlemleri içermektedir. |
|
Cumhuriyetle
birlikte, Türk Medeni Kanunuyla çocukların haklarına ilişkin hükümler
düzenlenmiş ve daha sonraları ise çıkarılan özel kanunlarla medeni
kanundaki haklar tamamlanmaya çalışılmıştır. Ülkemizde, çocuğun ve
haklarının korunmasıyla ilgili olarak çıkarılan ilk özel kanun 5387 nolu,
Korunmaya Muhtaç Çocuklar Hakkında Kanun olup, 23 Mayıs l949'da
çıkarılmıştır. Daha sonra 1979 yılında "Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu,
Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun"un kabulü ile çocuk
yargılamasına özel bir statü kazandırılmıştır. Ancak yasa 1 Haziran l982
de yürürlüğe girebilmiş ve yasa da öngörülen çocuk mahkemeleri ise 1988
yılında kurulabilmiştir. 27 Mayıs l983 tarihinde ise "Sosyal Hizmetler
ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu" yürürlüğe girmiş böylelikle de
korunmaya muhtaç çocuklar hakkında kanun yürürlükten kaldırılmıştır.
1986 yılında ise çıraklık ve mesleki eğitim kanunu çıkarılmıştır. Son
olarak, çocukların korunmasıyla ilgili olarak çıkarılan önemli
yasalardan birisi de "özel eğitime muhtaç çocuklar kanunu"dur. |
|
İlkeleri: |
|
1)Hiç
bir çocuk ırk, din, dil, politik ve başka inançları, kendisinin ya da
ailesinin serveti, mezhebi dolayısıyla ayrı tutulamaz. |
|
2)Her
çocuk özel korunma ve ilgi görecek, hür ve haysiyet gözeten şartlar
altında çocuklara zihin, vücut yapısı ve moral bakımından gelişmeleri
için imkan ve fırsatlar hazırlanacak, kanunla güvence altına
alınacaktır. Bu amaç ile hazırlanacak kanunlarda çocuğun çıkarları
önemle göz önünde tutulacaktır. |
|
3)Her
çocuk doğduğu andan başlayarak ad ve milliyet sahibi olmaya hak
kazanacaktır. |
|
4)Her
çocuk sosyal sigorta ve gerekli sağlık yardımından faydalanmaya
doğumundan başlayarak hak kazanacaktır. |
|
5)Özürlü
çocuklar özel bakım ve eğitim göreceklerdir. |
|
6)Her
çocuk sevgi ve şefkate muhtaçtır. Toplum ve yönetim organı, ailesi
olmayan ya da muhtaç çocuklara özel ilgi göstermekle yükümlüdür. |
|
7)Her
çocuk eğitim görmelidir. Eğitim en azından ilköğretim düzeyinde ücretsiz
ve zorunlu olmalıdır. |
|
8)Sosyal
yardım ve koruma konularında çocuk öncelik almalıdır. |
|
9)Çocuk
ihmal, zulüm ve sömürülmekten korunmalıdır. |
|
10)Çocuk
ırk, din ve insanlar arasında ayrılık yaratan başka baskılarla
karşılaşmaktan uzak tutulmalıdır. |
|
Sözleşmenin Yapısı: |
|
Sözleşme bir
başlangıçla, üç bölümden oluşmaktadır. Başlangıç bölümünde, sözleşmenin
ele aldığı soruna ilişkin temel ilkeler tespit edilmiştir. Birinci
bölüm, usulüne uygun olarak sözleşmeyi onaylayan devletlerin görevlerini
düzenleyen, esasa ilişkin kurallardan oluşmaktadır. İkinci ve üçüncü
bölümlerde ise, sözleşmeye uyulmasının nasıl sağlanıp, denetleneceğini
tanımlayan ve hangi koşullar altında yürürlüğe gireceğini belirleyen
uygulama maddeleri bulunmaktadır. |
|
Sözleşmenin
"başlangıç" kısmı ele aldığında, sözleşmenin dayandığı esaslar şu
şekilde tespit edilmektedir: |
|
*Dünyada
özgürlük, barış ve adaletin temeli olan, bütün insanların doğuştan insan
haysiyetine sahip olmaları ile eşitliğin ve hakların devredilmez
niteliği. |
|
*İnsan
Hakları Evrensel Beyannamesi ile Uluslararası İnsan Hakları
Sözleşmesinin "herkesin hak ve özgürlüklerden, özellikle ırk, renk,
cinsiyet, dil ve din, siyasi ya da öteki inançlarla, toplumsal ya da
ulusal kökenler, zenginlik veya doğuştan ya da başka bir durumdan
kaynaklanan ayrımlar dahil hiç bir ayrım gözetmeksizin yararlanacağına"
dair temel ilkesi. |
|
*İnsan
Hakları Evrensel Beyannamesinin "bütün çocukların özel bakım ve yardıma
hakkı olduğuna" dair ilkesi. |
|
*Çocukların
büyümeleri ve esenlikleri için doğal ortam olan ailenin, toplum içindeki
işlerini tam olarak yerine getirebilmesi için gerekli yardım ve koruma
görmesinin zorunlu olduğu gerçeği. |
|
*Çocuğun,
kişiliğinin uyumlu bir biçimde gelişmesi için bir aile ortamında,
mutluluk, sevgi ve anlayış havası içinde büyümesi ihtiyacı. |
|
*Çocuğun
toplum içinde kişiliğine özgü bir yaşam sürebilmesi için hazırlanması,
barış, saygınlık, hoşgörü, özgürlük, eşitlik ve dayanışma düşüncesi
içinde yetiştirilmesi düşüncesi. |
|
*Çocuğa özel
bir koruma sağlanması gereksinimini belirten, 1959 tarihinde kabul
edilmiş olan çocuk hakları beyannamesi ile diğer uluslararası belgelerde
yer alan ilkeler. |
|
Sözleşme,
çocuklara yönelik tutum ve davranışlara ilişkin evrensel standartları
derleyip, tek bir hukuki metinde toplayan ve bağlayıcı olan ilk belge
olma özelliğini taşımaktadır. Yaşam, sağlık ve eğitim alanlarında
gözetilecek standartları belirlemenin yanı sıra bu sözleşme, evde ya da
iş yerinde, savaş sırasında ya da iç çatışma dönemlerinde, fiziksel ve
cinsel nitelikte olanlarda dahil olmak üzere, şiddet ve istismara karşı
çocuklara açık bir koruma getirmeyi amaçlamaktadır. |
|
Sözleşmenin Çocuklara Tanıdığı Haklar: |
|
Genel olarak
insan hakları ile bağlantılı bütün haklar çocuklara tanınmıştır. |
|
Bu haklar; |
|
1)Hangi
yaşta olursa olsun bütün insan varlıklarına tanınan hakları, işkenceye
karşı koruma, bir isim ve tabiiyet edinme vb. hakları teyit eder ve
bunları yansıtır. |
|
2)Çocuklara
ilişkin olarak, genel anlamda bütün insanlara uygulanabilecek
standartların yükselmesine yönelmiştir. Örneğin; özel çalışma
koşullarının sağlanması gibi |
|
3)Yalnızca
çocuklarla veya onlarla ilgili konuları, örneğin, evlat edinme, ilkokul
eğitimi, ana-babalarla ilişkileri ele alır. |
|
İkinci
bölüm, sözleşmenin etkili bir şekilde uygulanmasına ilişkin hükümler
içermektedir. |
|
Sözleşme,
çocukların yaşam ve gelişimleri açısından gerekli temel koşullar
üzerinde varılan bir uzlaşmayı yansıtmaktadır. |
|
Çocuk Hakları Sözleşmesinin Önemli Maddeleri İle İlgili Durum Saptaması |
|
Madde 1. Çocuğun Tanımı |
|
Sözleşmenin
ilk maddesi çocuğun tanımını yapmaktadır. Çocuğun tanımını ulusal
yasalarca daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın altındaki
her insan çocuk sayılır. Ancak bu maddedeki en büyük soru işareti
çocukluğun başlangıcını açık bırakışıdır. Başlangıç olarak doğum mu
yoksa konsepsiyon yani ilk döllenme mi alınacağı net olarak
belirtilmemiştir. Bunun temelinde bunun ülkelerden ülkelere değişim
göstermesi nedeniyle ülkelerin daha ilk maddeden sözleşmeye karşı
pozisyon almaları tehlikesinin önlenmesidir. O yüzden de kürtaj veya
hamileliğin devamı sorununa yer verilmemiştir. Sözleşmeye göre 0-18 yaş
arası herkes çocuktur. |
|
Buradan yola
çıkılarak Türkiye'deki duruma göz attığımızda kanunen 18 yaşına kadar
çocuk olarak kabul ettiğimiz rüşt yaşı yani ergen olma yaşını 18 olarak
belirlememiz kanunlarımızın çocuk hakları ile uyumlu olduğunu
göstermektedir. |
|
Türk
kanunlarına göre çocukluğun başlangıcına göz attığımızda M.K. 27.
maddesine göre “kişilik çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda
başlamaktadır. MK md. 27/2 "Çocuk sağ doğmak şartıyla ana rahmine
düştüğü andan itibaren medeni kanundan istifade eder" demektedir. M.K.
md. 11 ise 18 yaşını doldurmamış kişi çocuk sayılır demekte ve evlenme
ile kazai rüşt olarak tanımlanan durumların bunun dışında olduğunu
söylemektedir. Aynı kanun maddesine göre evlenme kişiyi reşit
kılmaktadır. Evlenebilme yaşı olarak ta M.K. erkekler için 17, kız
çocukları için 15 yaşını en alt sınır olarak belirlemektedir. Hakim bunu
olağanüstü durumlarda bunu erkek için 15 kız için 14 e çekebilmektedir.
M. K. 88'de 15 yaşını dolduran erkek ve 14 yaşını dolduran kız çocuklar
mahkeme kararıyla evlenerek rüşt olabilmektedirler. |
|
Başka
ülkelerin kanunlarına göz attığımızda Arjantin kendi kanunlarına göre
çocuk döllenmenin olduğu andan başlayarak çocuk kavramını kabul
etmektedir. |
|
İngiltere’de
çocuk ancak canlı bir doğumdan sonra çocuk olarak kabul edilir olarak bu
maddeyi yorumlamaktadır. Yemen çocuk hakları sözleşmesi birinci
maddesindeki 18 yaşına kadar herkes çocuktur kavramının karmaşaya yol
açabileceğini belirtmektedir. Ancak yorumunda 1. maddede vurgulanmak
istenen konunun 18 yaşına kadar çocuğun korunması gereksinimi olduğu
ancak bazı durumlarda çocuk konumundan çıkarak kanunun muhatabı olmak
zorunda kalacaklardır demektedir. |
|
Çocuk
tanımlamasında Türk hukuku fiili ehliyet kavramının önemini
vurgulamıştır. Burada hukuki işlemleri yapabilme, hukuka aykırı
fiillerden sorumlu tutulabilme kavramlarını içerir. |
|
MK md 14 e
göre kişinin farik ve mümeyyiz ya da başka söyleyişle sezgin ve reşit
ile kısıtlı olmaması gerekir. Türk Ceza Kanunu 11-15 yaş arası
çocukların yaptıkları olayın ne olduğunu bilip bilmemeleri,
sonuçlarından haberdar olup olmamaları açısından bakılarak suçtan
sorumlu olup olmadıkları araştırılmıştır. Kanunda Farik ve Mümeyyizliğin
araştırılması olarak geçen bu madde ile çocukluk döneminde sorumluluğun
sınırlılığı tartışılmaktadır. 15-18 yaş arasında ise işlenen suçlar için
azaltılmış ceza uygulaması bulunmaktadır. Yine 2253 sayılı Çocuk
Mahkemelerinin kuruluşu görev ve yargılama usulleri kanunu ile
çocukların işlediği suçlardan dolayı erişkinlerle birlikte değil, çocuk
mahkemelerinde yargılanmaları gerektiği vurgulanmaktadır. Ancak pratikte
sadece 4 çocuk mahkemesi bulunması, 2 İstanbul, Ankara ve Trabzon
dışında bunun uygulanmaması sonucunu da beraber getirmektedir. Ayrıca
çocuğun tanımında iş kanunu açısından yaklaşımlarında dikkate alınması
gerekir. İş kanunu(İK) 67. maddesine göre 15 yaşından küçük çocukların
çalıştırılması yasaktır. Çocukların sağlığı, okul ve meslek eğitimlerine
zarar vermeyecek hafif işlerde çalışmaları halinde 13 yaşına kadar
düşülmekte ve bu yaştakilere izin verilmektedir. |
|
Umumi hıfzısıhha kanunları |
|
(UHK)173.
maddesinde en düşük çalışma yaşı 12 olarak belirlenmiştir. İş kanunu 69.
Maddesi 18 yaş altı erkek ile her yaştaki kız çocukların gece
çalıştırılması yasaktır. 12-16 yaş arası çocukların gece çalıştırılması
yasaktır. Bazı ülkeler çocukluğun bitim yaşı olarak 18 yaşı kabul
etmemektedirler. Örneğin Küba 18 yaşın olgunluğa erişme yaşı olmadığını
vurgulamakta, Liechtenstein ise 20 yaşında çocukluktan kurtulduğunu
söylemektedir. Burkino Faso da 20 yaşı kabul etmektedir. Bolivya ise üst
sınır olarak 21 yaşı kabul etmektedir. Çocuk hakları komitesi yaş
sınırlaması yaparken çocukluktan erişkinliğe geçişte puberteyi sınır
almamıştır. Ancak cinsel rıza, çalışma yaşı ve ceza ehliyeti konularında
titizlik gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştır. |
|
Tıbbi yardım
alma konusunda çocuk durumu anlayabilir yaşa geldikten sonra ebeveyn
izninden bağımsız davranabilir denilmektedir. Özellikle ebeveynlerden
bağımsız davranma durumu aile-içi cinsel taciz olgularında, aile
planlama konularında gündeme gelebilir. Eğer çocuk durumu anlayabilecek,
yeterli yaşa ulaşmışsa çocuk koruma mevzuatında psikiyatrik veya tıbbi
muayeneyi reddedebileceğini, bu hakka sahip olduğunu vurgulamaktadır.
İsveç kanunlarında da ebeveynlerin iznine gereksinim olmadan, haberdar
etmeden kürtaj yapılabileceğini ve doğum kontrolü için çocuklara
kılavuzluk verilebileceği belirtilmektedir. Norveç kanunlarında da 12
yaş üstü her hastaya doktorun bilgi vermesi, hastalığı sonuçlarıyla
anlatması gerektiği söylenmektedir. 12-16 yaş arası çocukların doktordan
ebeveynlerine hastalıkla ilgili bilgi vermemeyi talep etme hakları
bulunmaktadır. Finlandiya’da 12 yaş ve üstünde psikiyatrik tedaviyi
reddedebilir ve herhangi bir tedavi için onayının olup olmadığı dikkate
alınır şeklinde hüküm bulunmaktadır. |
|
Zorunlu
eğitim ve çalışma yaşı da birbirleriyle bağlantılı ve çocuk haklarıyla
ilgili önemli kriterlerdir. Çocuk hakları sözleşmesinde yaş sınırının
bulunmasının temelinde bu iki durumun ağırlıklı bir rolü vardır. |
|
Cinsel
ilişkiye rıza yaşı da çok önemli bir konudur. Çocuğun cinsel obje olarak
kullanılmasının önüne geçebilmek için cinsel olgunluk dönemine kadar
korunabilmesi temel kriterdir. Ancak ortak yaş sınırı yerine değişken
yaş kriterleri söz konusudur. En iyi çözümün her ülke için geçerli olan
evlenebilme yaşının alınmasının yerinde olacağı düşünülmektedir.
Ebeveynlerinin rızasıyla 12 yaşa kadar düşen evlilik yaşları Uruguay,
Paraguay, Nikaragua, ve Yemen gibi ülkelerde dikkati çekmektedir. Kız ve
erkek çocuklarda farklı yaşların olması da sözleşmenin ayrımcılığa karşı
çıkma ilkesine aykırı düşmektedir. |
|
Cezai
sorumluluk yaşı da ülkeden ülkeye değişmekte ve küçük yaşlarda cezai
ehliyetin var olduğu görülmektedir. Beijing kurallarına göre çocuğun
duygusal, mental ve entelektüel olgunluğa ulaşması gözönüne alınarak
ceza ehliyetinin küçük yaşlara çekilmemesi gerekmektedir. |
|
Kanunlarımız
birçok alanda çocukluk yaşını 0-18 arasında değerlendirerek
erişkinlerden farklı yaklaşımlara yer vermiş ve bu konuya titizlik
göstermesine karşın buna tezat olan en önemli olayın Devlet Güvenlik
Mahkemelerinde Anayasanın 143.maddesine göre devlet güvenliği
düşünülerek çocukların burada yargılanmalarıdır. Bu durum çocukların
hakları açısından en büyük tezatlardan birini oluşturmaktadır. |
|
Madde 3. Çocuğun Yüksek Yararı |
|
Bu madde
çocuğun yüksek yararı temel ilkesini vurgulayan bir maddedir. Çocukla
ilgili bütün girişimlerde, çocuğun yüksek yararı tam olarak
gözetilecektir. Ana-babalar ya da sorumluluk taşıyan diğer kişiler bu
sorumluluğu yerine getiremedikleri takdirde Devlet, çocuğa yeterli
dikkati ve desteği gösterecektir. |
|
Çocuğu
ilgilendiren ve kapsayan her işlemde çocuğun yüksek yararının
gözetilmesi temel ilke olup çocuğa önceliğin verildiği, çocuk dostu
toplumların oluşturulması temel prensiptir. Özellikle şu durumlarda
çocuğun yüksek yararı daha ön plana çıkmaktadır. |
|
*Ebeveynden
ayrılma: Çocuk isteği dışında anne-babasından ayrılmamalı, ayrı
tutulmamalıdır. Ebeveynleriyle kişisel ilişkide bulunabilmelidir. |
|
|