|
KARAPINAR İLÇE EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ |
|
KARAPINAR KASABASI'NIN KURULMASI VE İSKÂN DURUMU |
|
Karapınar, Anadolu'nun ortasında bulunan bir Osmanlı
kasabasıdır. Bulunduğu yerin tabiat şartları bakımından oldukça
çetin olması, bu yörede tarih boyunca yerleşmeyi güçleştirmiş,
bu nedenle Karapınar şehir olarak gelişmemiştir. Osmanlı
Devleti, Karapınar ve çevresinin kötü kaderini değiştirmek
düşüncesiyle harekete geçmiş, XVI. yüzyılın ilk çeyreğinden
itibaren bir dizi önlemler almış, XX. yüzyılın başlarına kadar
ısrarla bunların uygulanmasının takipçisi olmuştur. Aşağıda
Karapınar'ı yaşanır hale getirmek için sürdürülen çabalar ve
bunun kasabaya ne derece yansıdığı konusu irdelenecektir. |
 |
|
1. Karapınar Adı |
|
Karapınar, şu anda şehrin ortasında kalan Ali Tepesi Höyüğü'nün
bitişiğinde kurulmuştur . Yakınında bulunan ve zaman zaman suyu
kesildiği için "kara" denildiği tahmin edilen pınardan dolayı
buraya Karapınar adı verilmiştir. Karapınar yöresi, XVI. yüzyıl
kaynaklarında farklı isimlerle anılıyordu. |
|
|
Çaldıran Seferi
sırasında Karapınar topraklarından 4-5 Haziran 1514'te geçerken I.Selim
{1466-1520}'in ordusuyla dinlendiği üç konağı Feridun Bey, "Kırkpınar", "Karacadağ
Pınarıbaşı" ve "Kabağın Akşehri" şeklinde yazmış, bunların arasını birer
günlük uzaklıkta göstermiştir. Bundan 19 yıl sonra (1533), l. Süleyman
(1494-1566)'ın Irakeyn Seferi'nde ise Matrakçı, bu bölgede "Kırkpınar nam-ı
diğer Karapınar" ve "Akçaşar" adlı iki konak kaydetmiştir. Feridun'un
Karacadağ'ın güneyinden çıkan pınarın adını bu dağa bağlı olarak;
Matrakçı'nın çevreyi çok iyi bilenlerden sorarak belirlediği
anlaşılmaktadır. Karacadağ Pınarı ve Kırkpınar, Karapınar'ın doğusunda, 5-6
saat uzaklıkta dağda bulunmakta olup, eskiden kasabanın suyu buradan
getiriliyordu. Bu durumda ordunun Karacadağ Pınarı diğer adıyla Kırkpınar'da
kalması mümkün görünmemektedir. Zaten Feridun Bey'in eseri dışında herhangi
bir yerde Konya-Ereğli arasındaki güzergâh üzerinde "Karacadağ Pınarının
mevcudiyetine dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Öyle
anlaşılıyor ki; Kırkpınar olarak da bilinen Karapınar, halk tarafından
kurulduğu mekânı en iyi ifade eden isim olarak görülmüş, bu nedenle zamanla
Kırkpınar unutularak Karapınar öne çıkmıştır.1. Süleyman döneminde, 1563'te
külliyenin inşasının tamamlanmasından hemen sonra Karapınar'a Sultaniyye de
denmeye başlandığı, Konya Şer'iyye Sicilindeki 1563 tarihli bir belgeden
anlaşılmaktadır. Sözlüklerde "Sultaniyye" sözcüğü, sultanla ilgili,
hükümdara ait olan şeklinde açıklanmaktadır, l. Süleyman'ın, oğlu Konya
Valisi Şehzade Selim (1524-1574)'e çekirdeği Sultan Selim Külliyesi olan bir
kasaba kurdurduğuna bakılırsa, kurucusu l. Süleyman'dan dolayı buraya
Sultaniyye denmiş olmaktadır. Aşağıda Karapınar'ın iskânıyla ilgili
problemlere değinilirken daha net bir biçimde anlaşılacağı üzere Sultaniyye,
hükümdarın kurduğu kasaba olduğundan dolayı Osmanlı padişahlarının bu
kasabaya özel ilgi göstermesine neden olmuştur. Bunun için Karapınar, Millî
Mücâdele yıllarına dek hep imtiyazlı bir yerleşim birimi statüsünde
değerlendirilmiş, bu sayede kasaba varlığını günümüze kadar muhafaza
etmiştir. |
|
Sultaniyye,
Cumhuriyet dönemine kadar bazen yalnız bazen de Karapınar'la birlikte
kullanılmıştır. Padişahı anımsattığı için olacak, 1934'te Sultaniye terk
edilerek Karapınar, kasabaya resmen ad olarak verilmiştir. |
|
2. Karapınar Kasabası'nın Kurulması |
|
 |
Osmanlı Devleti'nin kuruluş devrinde askerin yanında batıya
doğru kayan topraksız köylülerle aşiretler, gittikleri yerlerde
kendileri için uygun durumdaki topraklarda evler yaparak
yerleşmişlerdir. Bu devirde dervişlerin de kendiliklerinden
tehlikeli geçitlerle boş ve ıssız yerlerde zaviyeler inşa ederek
zamanla zaviyenin çevresinde bir köyün ortaya çıkmasına alt yapı
oluşturdukları bilinmektedir. Devletin müdâhil olmadığı bu iskân
usûlü XVI. yüzyıldan sonra terk edilerek tehlikeli geçit
yerlerine devlet eliyle derbend köyleri kurulması yönüne
gidilmiştir. |
|
O
devirde jandarma ve polis teşkilatı bulunmadığından geçitlerin
güvenliği, derbend köylerine yerleştirilen ve derbendci adı
verilenlerle sağlanmaya çalışılmıştır. Ancak bazı derbend köyü
halkı, bulundukları köyü topluca terk ederek yaşam şartları daha
iyi olan yerlere kaçmışlardır. Bu olumsuz gelişmelerden dolayı
ana yollar üzerindeki tehlikeli yerlerin güvenliğini sağlamada
zorlanan devlet, oldukça kötü şartlar içinde bulunan bu köylere
iskânı özendirmek, orada ekonomik ve sosyal hayatı canlandırmak
maksadıyla külliyeler inşa ettirmiştir. |
|
|
Bunun
için idarî ve malî yönden bağımsız bir kurum konumunda olan arazi vakıfları
kurmuş, külliyenin bulunduğu kasabayı, bölgenin cazibe merkezi haline
getirmiştir, işte Karapınar, bu iskân metodu sonucu XVI. yüzyılın ikinci
yarısında ortaya çıkmış tipik bir Osmanlı yerleşim birimidir.Karapınar,
İstanbul'u Çukurova ve Suriye'ye bağlayan güzergâh üzerinde bulunmaktadır.
Bu yol, aynı zamanda hacıların kullandığı en kısa yoldu. Bu nedenle Osmanlı
Devleti'nin, Mahûf ve muhatara zabtı lâzım derbend iken şenlenmek için bu
yerin güvenliğini sağlayacak bir teşkilât kurması gerekiyordu. Bu amaçla l.
Selim, Çaldıran Seferi (1514) dönüşünde burada bir derbend köyü kurulmasını
emretmiş, bunun üzerine çevresi surla çevrili Karapınar Köyü kısa zamanda
muhtemelen 1515'te inşa edilerek derbendciler yerleştirilmiştir. Ancak köye
iskân ettirilenler çetin hayat şartlarına dayanamayarak 5-10 sene sonra
başka yerlere kaçmışlardır. Bu nedenle Karapınar Köyü 1530'da harap durumda
idi. Şehzade II. Selim, Konya valisi iken bu terkedilmiş derbend köyünde
1560-1563 yılları arasında bir külliye ile Sultaniyye adı verilen şehri inşa
etmeye başlamıştır. |
|
Yukarıda değinildiği üzere kendi imkânlarıyla kalkınması mümkün
olmayan yerlerde devlet arazi vakıfları kurarak orada ekonomik
ve sosyal hayatı canlandırma yönüne giderdi. Aynı süreç
Karapınar'da da yaşanmıştır. l. Süleyman, daha külliyenin inşası
sürerken 1562'de bir temliknâme ile, oğlu Şehzade II. Selim'e
Konya ovasında çok sayıda köy, mezra ve yaylağı Karapınar'daki
imarete vakfetmek üzere vermiştir. 1566'da ise Atçeken Yurdu'nu
vakfetmesi hususunda hükm-i şerif ihsan etmiştir. Karapınar
Sultan Selim Külliyesi'ne vakıf tahsisine II. Selim'in
padişahlığı döneminde de devam edilmiş, "vakfa yedek olmağa
münasip" olan Konya ovasındaki bazı tımarlar, külliyeye
vakfedilmiştir. Bundan başka daha önce vakıf olmak üzere temlik
edilen fakat faal olmayan bazı zaviyelerin vakıf arazileri de
külliyenin vakıfları arasına alınmıştır. Külliyeye daha sonra
çok sayıda köy, mezra ve yaylağın vakfedildiği Konya Şer'iye
Sicillerin'ndeki davalardan anlaşılmaktadır. |
 |
|
|
Yukarıdaki
açıklamalardan, Karapınar Sultan Selim Külliyesi vakıflarının, Akşehir ve
Yunak'tan başlamak üzere Lârende (Karaman)'ye kadar geniş bir alana
yayıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda Karapınar Sultan Selim Külliyesi,
Osmanlı Devleti'nde vakıfları en zengin, dolayısıyla geliri en çok hayır
kurumlarından biri oluyordu. Karapınar, külliyeden dolayı büyük meblağlara
ulaşan vakıf gelirlerinin toplandığı merkez haline geldi. Bu vakıfın
gelirleri, gelip geçen yolculara imarette yedirip içirmek, külliyeyi onarmak
ve burada çalışanlara ücret olarak vermek üzere Karapınar'a getiriliyor ve
burada harcanıyordu. Böylece Anadolu'nun en ıssız yerinde kurulan Karapınar
Kasabası, ekonomik ve sosyal yönden canlandırılmış oluyordu. Bir de
Karapınar Kasabası'nda oturanlar, tımarlardaki reayadan farklı olarak, "resm-i
bennâk ve cebe ve avârız-ı dîvâniyye ve tekâlif-i örfiyye" ile "mu'azzam
şehir halkı gibi bennâk ve cebe resminden"; Sultan Selim Vakfı olan köylerin
vermekle yükümlü bulunduğu "sürsat teklifinden muaf tutulmuşlardı14. Bunlar,
sancakbeyi ve adamlarının isteği üzerine, diğer reaya gibi, göherçile için
odun çekmezler, suğlaya çift sürmeye gitmezler, arpa ve saman gibi
salgınlara katkıda bulunmazlardı. Buna karşılık külliyedeki cami ve imaretin
ihtiyacı olan un ve odunun temini, su yollarının bakımı gibi işleri yapmakla
yükümlü idiler. Karapınar Sultan Selim Külliyesi Vakfı "serbest vakıf"
statüsünde olduğundan Karapınar halkının tımar reayasından bir diğer farkı,
kendilerine vakfın mütevellisi ve zabiti dışında Karaman Eyâleti Valisi
dahil hiçbir taşra yöneticisinin karışma yetkisi yoktu. Hatta suç
işleyenlerin cezaları mahkeme tarafından belirlendikten sonra infazına da
tımar reayasında olduğu gibi vali karışmaz, vakfın mütevellisi bu görevi
yerine getirirdi.Öyle anlaşılıyor ki, Osmanlı Devleti, Karapınar Kasabası'nı
kalkınmada öncelikli bölge kabul etmiş, burayı kalkındırmak için yapılması
gereken tüm ekonomik önlemleri aldığından başka iskânı özendirmek için
kasabada oturanları her türlü vergiden muaf tutmuştur. Diğer taraftan
Karapınar'da oturanlar "serbest vakıf statüsüne alınarak idarede özerklik
sağlanmış, böylece "ehl-i örf taifesi" yani mahallî yöneticilerce kasabada
yapılmak istenenleri önlemeye yönelik vuku bulacak her türlü olumsuz
müdahalenin önüne geçilmiştir. Karapınar'a 120 hanenin iskan edilmesine dair
ilk emr-i şerifin tarihi 24 Receb 967/20 Nisan 1560'dır. Öyle ise bu tarihte
kasabada 120 haneyi barındıracak kadar evin yapılıp hazırlanmış olduğu
söylenebilir. Böylece Karapınar Kasabası'nın kuruluş tarihi 20 Nisan 1560
olarak kabul edilip, bundan sonra 20 Nisanlarda kuruluş kutlamaları
yapılabilir.Seyyid Lokman'ın anlattıklarına bakılırsa, Sultan II. Selim,
harabe durumundaki Karapınar'ı ihya etmek, çevresindeki çölleşmeye yüz
tutmuş geniş düzlükte tarım yapılmasını sağlamak maksadıyla bu köyün
bulunduğu yerde çok büyük ve güzel bir kent kurmaya ve bunun içinde bir
külliye yaptırmaya karar vermiştir. Bununla ilgili yapılacak işlerin
"mübaşeretine emin ve mi'mar tayin" buyurmuştur. Yukarıdaki cümlelerden
şehzadenin başlangıçta büyük şehirlerde bulunan tüm kurumların Karapınar'da
da hazırlanmasını planladığı anlaşılmaktadır. Bu iş için harcanan paralarla,
vakıf olarak tahsis edilenler, onun bu niyetini açık bir biçimde ortaya
koymaktadır. |
|
 |
Ancak Seyyid Lokman'ın Karapınar Kasabası'nı tanımlarken "Sultaniyye
nâm bir şehr-i hurrem olmuşdur ki, Arab ve Acem ve Türk ve
Deylem'de bî-misl ve bî-nazir anılup hûbluğu elsinede -lezkûr ve
zîbâlığı tevârihde mesturdur" demesi ve 1570'li yıllardaki vakıf
kayıtlarında "mahrûse-i Sultaniyye' yani büyük Sultaniyye şehri
olarak geçmesi gerçekleri yansıtmamaktadır. Çünkü Karapınar'ın
külliye dışındaki çarşı-pazar ve evleri ile cadde ve
sokaklarının hiç de sultanî bir şehre yakışır biçimde inşa
edilmediği, âdeta büyük bir köy görünümü arz ettiği başka
kaynaklardan anlaşılmaktadır. Nitekim 1766 yılı sonlarında
Karapınar'dan geçen Carsten Niebuhr, "Burası kötü inşa edilmiş
bir şehirdir" demekle, buna karşılık külliyenin mükemmel bir
eser olduğunu vurgulamaktadır. Mustafa Sanaî ise Karapınar'ı bir
azim karye yani kocaman bir köy olarak nitelendirmektedir. 1312
H/1894 M tarihli Konya Vilâyeti Salnamesinde Karapınar'ın kayda
değer bir şehir özelliği taşımadığı açık bir biçimde
vurgulanmakta olup bu durum "Haneleri adetâ köy evleri şeklinde
ve çarşı pazarı da o nisbet de olduğundan şayân-ı bahs...
olmayıp…" şeklinde ifade edilmektedir. Bu durum Karapınar'daki
evlerin, arazinin arazinin ve iklim şekline göre, çevreden
kolaylıkla elde edilebilecek malzemeyle, herhangi bir estetik
kaygu taşınmadan inşa edildiğini göstermektedir.Osmanlı Devleti,
dönemin iskân politikası çerçevesinde, yol güvenliğini sağanak
için bazı köyleri surla çevirmiş, vuku bulacak eşkıya
baskınlarına karşı o köyde oturan derbendcilerle, buraya sığınan
yolcuların can güvenliğini sağlama yönüne gitmiştir. Geniş bir
düzlüğün kenarında, dışarıdan gelecek saldırılara açık bir yerde
kurulan Karapınar'ın çevresine de l. Selim tarafından sur
yaptırılmıştı. Kârgir bir yapı olan Karapınar kalesi , kasabanın
Sultan Selim Külliyesi ile hâlen Kale Mahallesi olarak anılan
bölümünü kuşatıyordu. XIX. yüzyılda bakımsız ve terk edilmiş
durumda olan surun duvarları XX. yüzyıl başlarında tamamen
ortadan kaldırılmıştır. Böylece külliye gibi kasabanın sembolü
olabilecek bir diğer Türk dönemi eserinden Karapınarlılar mahrum
bırakılmışlardır. |
|
|
3. İskân Durumu |
|
Osmanlı Devleti,
bir yerin şenlendirilmesine karar verdiğinde başta konar-göçerler olmak
üzere, iskân edilecek yerin özelliğine göre değişik mesleklerden insanları
aileleriyle birlikte oraya getirip yerleştirirdi. Karapınar'a iskân konusu
da devletçe halledilmeye çalışılmış olup, bu nedenle bir taraftan külliyenin
inşası sürerken diğer taraftan kasabaya iskân çalışmaları başlatılmıştır.
Karapınar'a iskânın özendirilmesi düşüncesiyle buraya gelip yerleşeceklerin
"avarızdan ve tekâtifden muaf" olacakları duyurulmuştur. 20 Nisan 1560 ve 14
Mayıs 1560 tarihli iki belgeye göre kasabaya 120 hâne yerleştirilmiştir.
Kanunî döneminde vergilerden muaf olacakların sayısı 120 hâne ile
sınırlandırılmışken, II. Selim'in tahta çıkmasından sonra bu tahdit
kaldırılarak Karapınar'ın nüfusunun çoğaltılması yönüne gidilmiştir.
Devletin amacının Karapınar'ı Orta Anadolu'nun önemli kentlerinden biri
haline getirmek olduğu, köy iskânından farklı bir şekilde buraya vasıflı
insanlar yerleştirerek bir şehir için gerekli alt yapıyı oluşturmaya
çalıştığı belgelerden anlaşılmaktadır. Bunun için 2 Eylül 1579 tarihli bir
hükümle Niğde ve Aksaray kadılarından Karapınar'a nalbant, kasap, bakkal,
ekmekçi, demirci, terzi ve paçacı esnafının gönderilmesi istenmiştir.
Merkezin tüm gayretlerine rağmen Karapınar'ın nüfusu hedeflenen seviyeye
getirilememiştir. Çünkü kasabaya iskân ettirilenler ilk fırsatta buradan
kaçarak başka kazalara yerleşmişlerdir. 987 H/1579 M tarihli bir hükümle
Karaman Eyâleti ve İçil Sancağında görev yapan kadılardan Karapınar'dan
kaçıp kendi kazalarında yerleşenlerin geri Karapınar'a gönderilmeleri
istenmiştir. Karapınar'a iskân konusuyla devlet XVI. yüzyılın sonlarına
kadar yakından ilgilenmiş, fakat, Seyyid Lokman'ın "hâlen nice bin hâne
ma'mûr" oldu demesine rağmen, başlangıçta II. Selim'in hedeflediği gibi,
Osmanlı döneminde hiçbir zaman bu kasabaya bin hâne oturtulamamıştır, XVI.
yüzyıl sonlarında 20 mahalle ve yaklaşık 4590 nüfusa sahip olan Karapınar'ın
1051 H/1641 M'de üç mahallesi ve yaklaşık 1750 nüfusu bulunuyordu. Bu
durumu, XVII. yüzyılda meydana gelen eşkıyalık hareketlerine bağlamak
gerekir. |
|
Nitekim başka yerlerden gelip Güllü köyüne yerleşen Kör Bayram
ile arkadaşları Mahmud ve İbrahim'in 1056 H/1646 M tarihli bir
Mühimme kaydına göre, Ereğli-Karapınar, Karapınar-Konya arasında
yoldan geçen hacıları ve diğer yolcuları soydukları haberi
üzerine, Eskiil Kadısına bunlar hakkında gerekli işlemin
yapılması hususunda hüküm gönderilmiştir. Buna benzer
olumsuzluklar yüzünden aynı yıllarda Karapınar çevresinden de
vakfın birçok reayası, köylerini terk ederek başka yerlere gidip
yerleşmişlerdi. Aynı çevreden zaman zaman halkı rahatsız eden
mütegallibeler çıkmış, halkı sıkıntıya sokmuşlardır. Devlet, yol
güvenliğini sağlamak, çevrede meydana gelecek şakaveti önlemek
için 1577-1578'de Karapınar-Ereğli arasında boş bulunan Hortı
köyüne 20 hâne iskân ettirmiştir. Karapınar çevresinde can
güvenliğini sağlamaya yönelik yapılanmaya XVIII. yüzyılda da
devam edilmiştir. Karapınar köylerinden Suğur köyü, yol üzerinde
tenha ve tehlikeli yerde bulunduğundan yolcu ve hacıların
buradan rahat geçmeleri için 1177 H/1763 M'de derbendci tayin
edilmiştir. |
 |
|
Aynı
şekilde Karapınar-İsmil arasındaki yol üzerinde tehlikeli bir
yer olan Yelekli Burun adı verilen mahalde, 13 Ramazan 1177/16
Mart 1764 tarihli olup Konya kadısı ve mütesellimine sadrazam
tarafından gönderilen bir buyuruldu ile, bir han yaptırılıp
"insan ve göçebe taifesinden zirâ'at ve hırâsete râğıb ba'zı
cemâ'at(ın) dahi iskân" edilmesi istenmiştir. XVIII. yüzyılda,
özellikle Lâle Devri'nde Anadolu'da yaklaşık yüz seneden beri
sürüp gelen eşkıyalık hareketinin önüne geçilmesi ve bundan
sonra yol ve can güvenliğine yönelik devlet tarafından önlemler
alınması, Karapınar halkına rahat nefes alma fırsatı vermiş
görünmektedir. Nitekim XIX. yüzyılda kasabanın nüfusu, XVI.
yüzyıldakine yaklaşarak 4000 kadar olmuştur. |
|
Yukarıdaki örneklerden de anlaşılacağı üzere devlet, Karapınar
Kasabası'nı kurmuş, buraya iskân edilecek halkın rahatı İçin
gerekli tüm ekonomik ve idari önlemleri almıştır. Buna rağmen
kasabanın çevresinde güvenliği sağlamada zorluk çekmiş, bu da
Karapınar'dan insanların kaçmasına neden olmuştur. |
|
|
Karapınar'ın Eskiil Kazası'nın Merkezi Olması: |
|
Karapınar,
Osmanlı döneminde, Eskiil Kazası sınırları içinde yer alan bir kasaba idi.
1563'te kuruluşu tamamlanınca, çevre köylerle rahat bağlantının
Kurulabileceği, köylünün birçok ihtiyacını karşılayabileceği bir kasaba
haline geldi. Kazandığı bu önemli konumu nedeniyle Karapınar'ın aslında kaza
olarak Osmanlı idarî yapısında yerini alması gerekirdi. Ancak devlet, yeni
bir kaza kurarak bir takım değişikliklere gitme külfetinden kaçmış olmalı
ki, bunun yerine Karapınar'ı Eskiil Kazası'nın merkezi yapma yönüne
gitmiştir. Karapınar'ın Eskiil Kazası'nın merkez kasabası haline
getirilmesi, külliyenin tamamlanmasından hemen sonra yani 1563'te olmalıdır.
Ancak Karapınar'ın kaza merkezi olduğuna dair kayıtlar daha sonra olup,
bunlardan biri 3 Safer 979/28 Mayıs 1571, diğeri 17 Muharrem 979/11 Haziran
1571 tarihli iki hükümdür. Her iki belge de Sultaniyye Kadısına hitaben
yazılmıştır.Karapınar'ın Eskiil Kazası'nın merkezi olduğunu gösteren
bilgilerin yer aldığı belge ve kaynaklarsa daha çok XVII. yüzyıl başlarına
aittir. IV. Murad (27 Temmuz 1612-8 Şubat 1640)'ın Bağdat Seferi sırasında
Karapınar'a da uğradığını anlatan Naîmâ, Sultaniyye'nin Eskiil Kazası'nın
kasabası olduğuna işaret etmiştir, Evliya Çelebi de Karapınar'a Konya Kazası
sınırında "hâkimlikdir" demektedir.Karapınar'a merkezden gönderilen resmî
yazıların büyük çoğunluğunun, Eskiil Kadısı'na hitaben yazıldığı
görülmektedir. Bununla birlikte XVII. yüzyıldan sonraki bazı belgelerde
Eskiil Kadısı'ndan bahsedilmeksizin doğrudan "Karapınar Kadısı"na yazdığı da
oluyordu. Nitekim evâil-i Recep 1051/Ekim ortalan 1641 tarihli bir hükümde
"Karapınar Kazası" şeklinde geçmekte; 25 Ramazan 1067/7 Temmuz 1657 tarihli
hüküm de "Karapınar Kadısına" gönderilmektedir. Şikâyet Defterleri'ndeki
evâil-i C.evvel 1126/Mayıs ortalan 1714 tarihli bir hükümde ise, "Karapınar
Kazası" şeklinde yazılmıştır. |
|
 |
16
Ramazan 1136/8 Haziran 1724 tarihli Karapınar Sultan Selim Vakfı
reayası ile ilgili bir ferman ile 20 C. Âhir 1192/16 1778
tarihli vakfa dair bir yazışma da "Karapınar Kadısına" hitaben
yazılmış; Eskiil kadısının Karapınar'da oturduğuna da işaret
edilmiştir. Eskiil Kadısı Abdulkadir Efendi tarafından
İstanbul'a gönderilen 20 C. âhir 1236/25 Mart 1821 tarihli arzda
"bir kıt'a fermanın Karapınar Mahkemesi'nde okunarak halka
duyurulduğu bildirilmektedir. Yine 9 Şevval 1241/17 Mayıs 1826
tarihli bir tahrirat hülâsasında "Eskiil Kazasına tâbi Karapınar
Kazası" denmektedir. |
|
Yukarıdaki bilgiler değerlendirildiğinde denilebilir ki Sultan
Selim Külliyesi'nin tamamlandığı 1563'ten itibaren Eskiil
Kazası'nın merkezi Karapınar olmuş; bu nedenle Eskiil Kazası
Kadısı Karapınar'da oturup davalara bakmıştır. Bu durum 1855
yılındaki düzenlemeye kadar böyle devam etmiş, bu tarihten
itibaren Eskiil Kazası lağvedilerek bu kazaî birim Karapınar
Kazası adını almıştır. Böylece 300 senelik bir gecikmeyle
Karapınar adıyla bir kaza resmen kurulmuştur. |
|
|
KARAPINAR'IN (KONYA) COĞRAFÎ ÖZELLİKLERİ |
|
Karapınar,
Konya'nın 95 km. doğusunda yer alır. Batısında, Konya (Karatay) ve Çumra;
güneyinde, Karaman ve Ayrancı; doğusunda, Ereğli; kuzey Doğusunda, Emirgazi;
kuzeyinde Aksaray vardır . Yüzölçümü 2669 km2'dir. Konya'yı doğuya bağlayan
çok önemli ve işlek bir karayolunun üzerinde yer alır.İlçenin ismi,
"Pınarbaşı" denilen yerden çıkan "Karasu" kaynağı ile ilgilidir. Bu gün
artık kurumuş olan Karasu kaynağına adına izafeten, burada kurulan yerleşim
yerine de "Karapınar" denilmiştir. "Sultaniye" isminin verilmesi ise, Kanuni
Sultan Süleyman zamanına kadar iner. Özellikle resmî kaynaklarda geçen
Sultaniye ismi, 1934 yılında Karapınar olarak değiştirilmiştir. |
|
Karacadağ volkanı, ilçe sınırı içerisindeki en önemli dağlık
kütledir. Bir başka önemli volkanik kütle, Üzecek Dağı'dır. Bu
iki dağlık alanın arasında Karapınar Ovası yer alır. İlçenin
kuzey kesimleri, Obruk Platosu tarafından çevrilmiştir. Güneyde
ise Türkiye'nin en fazla rüzgâr erozyonuna maruz kalan sahası
vardır.Tipik bir kara iklimi hüküm süren Karapınar'da, yazları
çok sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlıdır. Türkiye'nin
en az yağış alan yerlerinden biridir. Yıllık ortalama yağış
miktarı yaklaşık 280 mm. civarındadır. Bunun için bitki örtüsü
zayıf ve ormansızdır. Rüzgâr erozyonu büyük hasar yapar. Rüzgâr
erozyonunun önlenmesi için yoğun çalışmalar yapılmış ve olumlu
sonuçlar alınmıştır.İlçenin merkez nüfusu yaklaşık 28.000
(1997), köyleriyle beraber toplam nüfusu ise, 44.400 (1997)'dür.
Yağışların az olması ve yerüstü sularının yetersizliği ilçede,
kuru tarımı ön plana çıkarır. Tarım alanlarının içinde nadasa
ayrılan sahalar oldukça önemli bir oran tutar. Kurak iklimin
tesiriyle bitki örtüsü, çoğu tek yıllık otlardan müteşekkil,
step de denilen bozkırdır. Nitekim, ilçede hayvancılığın yaygın
olması bu yüzdendir. İlçede özellikle tarıma dayalı sanayi
gelişme yolundadır. Zengin turistik varlıklarına rağmen turizm
gelişmemiştir. |
 |
|
|
FİZİKÎ COĞRAFYA ÖZELLİKLERİ |
|
Jeolojisi ve Jeomorfolojisi: |
|
Konya ovası ile
beraber Karapınar ve civarı da Hersinien Orojenezinden etkilenmiş ve Alp
Orojenezi ile de esas şeklini almıştır. Paleozoik şist, fillat ve mermerleri
kıvrım hareketlerinden çok etkilenmiş, yer yer birbirleriyle irtibatlı
kırıklar meydana gelmiştir. Bu kırıklardan biri Karapınar'ın kuzeyindeki
Sultan Fayı, diğeri ise Karacadağ'ın batı kenarı boyunca uzanan Karacadağ
Fayı'dır. |
|
İç Anadolu,
Paleozoik'te jeosenklinal fasiyeste bulunmaktadır. Mesozoik'te, İç
Anadolu'nun yerinde bulunan Mesoje jeosenklinali, orojenez safhasına
geçmiştir. Tersiyer'de ise esas şeklini kazanmıştır. Miosen'de su yüzüne
çıkan Toroslar, (İç Anadolu ile Akdeniz'in irtibatını kesmiş, böylece
Pliosen'de Karapınar'ın da içinde bulunduğu kesimde çok büyük bir göl
oluşmuştur. Yaklaşık 20-25 m derinliğinde olan göl, daha sonra iklimin
ısınması ve buharlaşmanın artmasıyla yavaş yavaş kurumuştur. Bu eski gölün
yerinde zaman zaman tuzlu veya tatlı su bataklıkları oluşur. Burada oluşan
gölün izlerine Karapınar civarında rastlamak mümkündür. Meselâ, kurutulan
bataklıklar, bu büyük gölün zamanımıza kadar gelen kalıntılarıdır. Ayrıca
Karapınar çevresinde, içlerinde bol miktarda tatlı su canlılarına ait kavkı
ve kabukların bulunduğu fosilli kum ocakları, bu gölün kıyı kesimlerine
tekabül eder. |
|
İç Anadolu'daki
volkanik faaliyetler, geniş kapsamlı olarak Miosen'de başlamış, esas
faaliyetler Pliosen'de ve kısmen de Kuaterner'de olmuştur. Hatta, tarihi
çağlarda da volkanik püskürmelerin olduğu ifade edilmektedir. Karapınar'ın
kuzeyi ve kuzey batısındaki Obruk Platosu'nu oluşturan jeolojik
formasyonlar, Neojen, özellikle de Pliosen yaşlı limnik sedimentlerden
oluşur. Bunların içindeki litolojik birimler, kumlası, kiltaşı ve
kalkerlerdir. Karacadağ volkan kütlesini oluşturan volkanitler, Neojen-Kuaterner
yaşlı olup, piroklastik maddeler ve çeşitli lavlardan ibarettir. Bunlar,
volkan cürufu, volkan kumu ve külü, sünger taşı, tüf, ignimbirit, aglomera,
andezit ve bazaltlardır. Karapınar Ovası ise, tamamen Kuaterner'e ait eski
ve yeni alüvyonlarla örtülüdür. |
|
 |
Karapınar (Sultaniye) Ovası |
|
İlçenin kuzey doğusunda kendi adıyla anılan bir ova vardır.
Denizden ortalama yükseltisi yaklaşık 1000 m. Kdar olan
Karapınar (Sultaniye) Ovası'nın tabanı, alüvyonlarla örtülüdür,
Karapınar Ovasının güney ve doğusunda Karacadağ volkanik
kütlesi; kuzey ve batısında ise, Neojen (Pliyosen)
tabakalarından oluşan Obruk Platosu yer alır. Güney batısında
Hotamış ovasıyla dar bir şekilde birleşen ovanın
kuzeydoğu-güneybatı yönünde uzunluğu 30 km.; genişliği 10-12
km.'dir. |
|
Obruk Platosu: |
|
Karapınar'ın kuzeyini ve kuzeybatısını çevreleyen Obruk Platosu,
Tuz Gölü Havzası ile Konya Ovası arasında yer alır. Doğusunda
Karacadağ, Hasan Dağı ve Melendiz Dağları; batısında ise,
Bozdağlar vardır. Obruk Platosu'nun genel jeolojik birimleri,
yatay yapılı, Neojen yaşlı, kalker, marn, kiltası ve
kumtaşı'dır. Üzerinde çok sayıda obruk vardır. Karapınar'ın bir
çok yaylası bu plato üzerindedir. |
|
|
Karacadağ Volkanik Kütlesi: |
|
Karapınar
Ovasının güney ve doğusunu oluşturan Karacadağ volkanik kütlesi,
kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan İç Anadolu volkan grubu içerisinde
yer alır. Diğer volkan dağlan, Karadağ, Hasan Dağı, Melendiz Dağı ve Erciyes
Dağı'dır. Karacadağ Volkanik Kütlesi, 30 km. uzunluk ve 15 km.
genişliktedir. Yapısında andezit, volkanik tüf, aglomera ve son püskürme
ürünü olan bazaltlar vardır. Üzerinde ve civarında, eski veya yeni çok
sayıda volkanik şekillere rastlanılır. En yüksek yeri Kurşuncukale tepesi
(2025 m.) olan Karacadağ'ın ova tabanından nispî yükseltisi 1030 m. dir.
Karacadağ'ın üzerinden inen ve ancak yağışlı devrelerde akışlı olan çok
sayıda dere vardır. Bu dereler, ovaya açıldıkları kesimlerde, getirmiş
oldukları malzemeleri yığarak, birikinti konileri oluşturmuşlardır.
Karacadağ'da volkanik faaliyete bağlı olarak meydana gelmiş koni, krater,
kaldera, maar gibi çeşitli şekiller vardır. Bunların bir kısmı dış
kuvvetlerin tesiriyle kısmen şekil unsurlarını kaybetmiş, bir kısmı ise
henüz tazeliklerini korumaktadır. Karacadağ'ın güney batı eteklerinde,
volkanik patlamalarla oluşmuş iki patlama krateri olan, Acıgöl ve Meke
Tuzlası Gölü bulunmaktadır. |
|
Acıgöl: |
 |
|
Karapınar'ın 8 km. kadar doğusunda, Karapınar-Ereğli yolunun
kuzeyinde olup, yoldan görünmektedir. Uzun ekseni 1750 m.; kısa
ekseni ise 1250 m. olan bir elips şeklindedir. Kraterin
çevresinde piroklastik malzeme yaygındır. Yamaçları oldukça
diktir. Oluşumunda volkanik patlamanın yanı sıra karstlaşmanın
da etkisi vardır. |
|
Meke Tuzlası Gölü: |
|
Karapınar'ın 7 km. kadar güney doğusunda, Acıgöl'ün ise 4 km.
kadar güney batısındadır. 1, 5 km. genişlikte ve elips
şeklindeki kreterin ortasında, göl düzeyine göre yaklaşık 140 m.
yüksekliğinde piroklastik malzemeden oluşan bir tepe vardır.
Meke Tuzlası'nın oluşumunda iki safha söz konusudur. Birinci
safhada, önce volkanik bir patlama neticesinde genişçe bir
krater oluşmuş, buraya sular dolmuştur, ikinci safhada ise gölün
ortasında riyolit ve bazalt cüruflarından oluşan bir koni
teşekkül etmiştir. Kraterin içindeki gölün derinliği 10-12 m.
dir. Göl sularının tuzlu olması, buranın 1952'ye kadar tuzla
olarak işletilmesine yol açmıştır. Gerek Acıgöl'ün ve gerekse
Meke Tuzlası'ndaki gölün sularında bol miktarda sodyum,
potasyum, kalsiyum, magnezyum, klor, sülfat, hidrokarbonat ve
karbonat vardır. |
|
|
Obruklar |
|
Obruk Platosu'na
da adını veren obruklara, Karapınar ilçesinde çok sayıda rastlanır. "Obruk"
kelimesi, oyuk, çukur, çökmüş yer anlamına gelir. Karstik yer şekillerinden
olan obruklar, yer altındaki kalker gibi eriyebilen kayaçların zamanla
boşluklar meydana getirmesi (mağara) ve bu boşlukların tavanlarının
çökmesiyle oluşurlar. Obruklar, birer tabiat harikasıdır. Örnek olması
açısından, burada içerisinde su bulunan ve en iyi gelişmiş olan ikisinden
bahsedilecektir. |
|
Meyil Obruğu: |
|
Karapınar'ın
yaklaşık 35 km. kadar kuzey batısındaki Meyil Yaylası'nda yer alır. Neojen'e
ait tabakalar içerisinde gelişmiştir. Obruk, uzun ekseni 650 m. olan büyük
bir elips şeklindedir. Obruk yamacının kuzey kesimi daha dik ve daha
yüksektir. Güney yamacı ise daha az eğimli ve alçaktır. Obruk içindeki gölün
kıyısına inen yol, daha az eğimli olan güney yamaçtadır. Maksimum derinliği
40 m. olan gölün su rezervi 2.5 Milyon m3'tür. Buradan yaklaşık 20 m.
yukarıya su basmak suretiyle, sulama suyu temin etmek mümkündür. |
|
Çıralı Obruğu: |
|
Karapınar'ın 26
km. kadar kuzey batısındaki Büyük Çıralı Yaylası'nın 300 m. kadar batısında
yer alır. Obruk gölüne, batı yamaçtaki yolla inilir. Obruk yamacındaki yatay
yönde yer yer 10 m. yi geçen derinliklere sahip mağaralar, erozyonla beraber
insan eliyle oyulmuştur. Roma devrine ait çeşitli kalıntıların bulunması,
buradaki mağaraların bir zamanlar, mesken ; olarak kullanıldığını gösterir.
Obruğun ağız çapı, 375 m., gölün içindeki gölün maksimum derinliği 35 m., su
rezervi ise, yaklaşık 500 bin m3 tür. Obruk Platosunda, obruk oluşumu
günümüzde de devam etmektedir. Nitekim Yavşan Çukuru Yaylasında Mayıs 2000
tarihinde yeni bir obruk oluşmuştur. |
|
 |
İklimi |
|
Karapınar'da tipik bir karasal iklim hüküm sürer. Yazlan çok
sıcak ve kurak, kışları, soğuk ve kar yağışlıdır. |
|
Ortalama Sıcaklık |
|
Karapınar'da 21 yıllık rasat verilerine göre (iklimle ilgili
veriler İnan 1988'ten temin edilmiştir) yıllık ortalama sıcaklık
10.9 °C'dir. Aylara ait ortalama sıcaklıklar ise, -0.4 0C ile
22.6 0C arasında değişmektedir. Buna göre en soğuk ay Ocak, en
sıcak ay ise, Temmuz ayıdır. Temmuz (22.6) ve Ağustos (21.4 °C)
aylarının ortalama sıcaklığı 20 0C'nin üstündedir. Sıcaklık
amplütüdü 23°C'dir. Ocak ayında sıfırın altında olan
sıcaklıklar, Şubat ayından itibaren devamlı bir yükselme
göstererek maksimum değere Temmuz ayında erişmektedir. Sıcaklık,
Ağustos ayında pek belirgin olmamakla birlikte artık düşmeye
başlamaktadır. |
|
|
Eylül
ayından itibaren ise sıcaklıkta hızlı bir düşüş olmakta, bu durum, Aralık
ayının sonuna kadar devam etmektedir. Sadece iki ayın sıcaklık ortalaması 20
0C'nin üstünde olduğu için, Karapınar ve çevresinin sıcaklık rejimi, Orta
kuşak termik rejim tipindedir. |
|
Ortalama Yağış Miktarları ve Yağış Rejimi |
 |
|
29
yıllık rasat verilerine göre yıllık ortalama yağış miktarı
Karapınar'da 279.5 mm. dir. Yıl içinde yağışın aylara dağılışı
düzensizdir. Nitekim, aylık yağış miktarlarının 1.2 mm. ile 39.3
mm. arasında değiştiği görülür. En yağışlı ay Mayıs (39.3 mm),
en kurak ay ise Ağustos (1.2 mm.) ayıdır. Ağustos ayından
itibaren yağışlarda bir artma görülür ve Aralık ayına kadar
artış devam eder. Aralık ayından sonra yağışlarda görülen
tedricî azalma, Nisan sonuna kadar devam eder. Mayıs, yılın en
yağışlı ayıdır. Bu aydan sonra en kurak aya doğru yağışlarda
hissedilir bir azalma görülür. Yağışın mevsimlere dağılışına
bakıldığında en kurak mevsimin yaz, en yağışlı mevsimin de
ilkbahar olduğu görülür. İlkbahar mevsiminden sonra en yağışlı
mevsim kıştır; bunu sonbahar takip eder. Yıllık yağış miktarının
%38'i ilkbahara, %36'sı kışa, %17'si sonbahara ve %9'u da yaz
mevsimine isabet eder. Bu değerlere göre yağış azamisi
ilkbahara, asgarisi ise yaza rastlamaktadır. Böylece
Karapınar'ın yağış rejimi, "yazları kurak, ilkbaharda yağışlı
geçen karasal iklimin yağış rejimi tipi"ne uymaktadır. |
|
Toprak Özellikleri |
|
Karapınar Ovasında beş büyük toprak grubu görülür. Bunlar, kumlu
topraklar, tınlı topraklar, killi topraklar, kireçli-kalkerli
topraklar ve çorak topraklardır.Buradaki toprakların yapısında
genellikle üst tabakada, tınlı-kumlu topraklar, aşağılarda ise
kil bulunmaktadır. Bu topraklar kireç ve potasça zengin, organik
madde ve fosfor bakımından fakirdir. Ovanın güney ve güney
doğusunda, yanardağ bacalarından çıkan lav külleri geniş yer
kaplamaktadır. Karacadağ'ın doğu ve batısında bataklık ve çorak
topraklar yer alır. Karapınar'ın kuzey ve kuzey batısına doğru
gidildikçe (obruk gölleri ve çevresinde) gevşek yapılı, kireçli
topraklar yaygındır. Güneyde erozyon bölgesinde ince kum
yatakları olup, aşırı derecede erozyona uğramaktadır. |
|
|
GÜNÜMÜZDE KARAPINAR |
|
 |
Karapınar İlçesi Konya'nın 95 km.
doğusunda yer alır. Batısında Konya İli ve Çumra İlçesi
güneyinde Karaman İli ve Ayrancı İlçesi, doğusunda Ereğli
İlçesi, kuzeydoğusunda Emirgazi İlçesi ve kuzeyinde Aksaray İli
ile çevrilidir. Yüz ölçümü 3.030 km2'dir. Deniz seviyesinde
yüksekliği 1026 metre'dir. Konya'yı doğuya bağlayan çok önemli
ve işlek bir karayolunun üzerinde yer alır. |
|
Hotamış, İslik, Kayalı ve Yeşilyurt
olmak üzere dört (4) adet Beldesi ile Kesmez, Akören, Oymalı,
Şabanlı, Hasanoba, Karakışla, Çiğil, Yenikuyu, Ortaoba, Kayacık,
Küçükaşlama, Akçayazı, Sazlıpınar, Yağmapınar ve Kazanhüyü olmak
üzere onbeş (15) adet köyü vardır. |
|
Merkezde yirmi dört (24) adet
Mahallesi ile merkeze bağlı yüzellialtı (156) adet yaylası
bulunmaktadır. |
|
Köylerimize bağlı otuzbir (31) adet
Yaylası (Mezra) vardır. |
|
|
Kayalı Beldesine bağlı dokuz (9)
Yayla, Yeşilyurt Beldesine bağlı dört (4) Yayla, Hotamış
Beldesine bağlı dört (4) yaylası olup, İslik Beldesine Bağlı
Yaylası yoktur. |
 |
|
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımına göre
nüfusu 55.734'dür. Toplam nüfusun 35.285'i şehir merkezinde,
12.894'ü Beldelerde ve 7.555'i de köylerde yaşamaktadır. |
|
Buğday, arpa ile şeker pancarı
bölgenin en belirgin ürünleri arasında olup, son yıllarda mısır
ziraati de gelişmektedir. |
|
Hayvancılık ve ziraatın dışında
sanayi ilçede gelişmekte olan başka bir sektördür. KAR-YEM A.Ş
yem fabrikası, BEYDERE UN fabrikası, ANIL TEKSTİL atölyesi,
VOLKAN TUĞLA Fabrikası ile süt ürünlerini işleyen diğer tesisler
belli başlı sanayi tesislerimizdir. |
|
|
 |
Türkiye Rüzgâr Erozyonun %20' sinin
yaşandığı bölgede halkın geçimi ziraat ve hayvancılıktır.
836.000 dekarlık mer'a alanı ile ülkemizin hayvancılık yönünden
en önemli yerlerinden biridir. |
|
Karapınarda 1 adet Devlet
hastanesi, 2 adet sağlık ocağı ve 1 adet özel hastane ile
sağlık hizmetleri verilmektedir. |
|
Eğitim durumu Selçuk Üniversitesine bağlı Meslek Yüksek Okulu ,
Sağlık Meslek Lisesi,
Anadolu Lisesi, METEM, 2 adet lise
ve 2 adet dershane bulunmaktadır. |
|
Belediye Spor ve Esnaf Spor
kulüpleri ile Karapınarda spor faaliyetleri yapılmaktadır |
|
|
İlçe Emniyet Müdürlüğü |
|
İlçemizde İlk Emniyet Teşkilatı 1965
yılında Emniyet Komiserliği olarak faaliyete başlamış, İçişleri
Bakanlığının 15.10.1988 tarihli olurları ile B tipi İlçe Emniyet
Amirliğine dönüştürülmüş ve Bakanlar Kurulunun 18.10.1989 tarih
ve 89/14645 sayılı kararı ile B tipi İLÇE EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜNE
dönüştürülmüştür. Halen B Tipi İlçe Emniyet Müdürlüğü olarak
hizmet vermektedir. İlçe
Emniyet Müdürlüğü kendi binasında Polis Merkezi Amirliği, Asayiş
Büro Amirliği , Trafik Tescil Denetleme Büro Amirliği ve Bölge
Trafik Denetleme İstasyon Amirliği hizmetleri verilmekte olup
,Pasaport hizmeti ilçemizde verilmemektedir.Sorumluluk
bölgesi 1986 yılında yapılan bir protokol ile İlçemiz doğusunun
25’inci Km.’si, güneyde 30 km., kuzeyde 40 km., batıda ise 25
km. içerisinde kalan toplam 1800 Km2’lik bölge, bu bölge
içerisinde kalan 24 mahalle ve bu mahallelere bağlı 156 yayla
sorumluluk bölgemizdedir. İlçe merkezinin
nüfusu 2000 yılı nüfus sayımlarına göre nüfusu 38.100’dür. Halkı
genelde yerli halk olup, nüfus 7-8 sülaleden oluşmuştur. |
 |
|
İlçede 19 dairelik Polis Lojmanı
mevcuttur, |
|
|
İrtibat Telefonları: |
|
İlçe Emniyet Müdürlüğü
Santral: |
|
Telefon : 0 332 755 69 13 - 755 69 14 - 755 69 15 |
|
Faks: 0 332 755 69 18 |
|
Trafik Tescil Denetleme Büro
Amirliği: |
|
Telefon : 0 332 755 69 17 |
|
Bölge Trafik Denetleme
İstasyon Amirliği: |
|
Telefon-Faks : 0 332 755 69 16 |
|
Adres: Konya-Adana Devlet Karayolu Üzeri Çetmi Mezarlığı karşısı |