KAÇAKÇILIK ve ORGANİZE SUÇLARLA MÜCADELE  ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ

Kuruluş

Düşük riskle en yüksek rantı hedefleyen organize suç örgütleri günümüzde ulusal sınırları aşan bir yapı göstermekte, yasadışı amaçlarına ulaşabilmek için her yola başvurmakta ve teknolojinin sunduğu tüm imkanlardan faydalanmaktadırlar.

Suç dünyasında yaşanan gelişmelere ve gün geçtikçe çeşitlenen suçlara karşı dinamik ve etkin bir cevap gerekmektedir. Toplumun barış ve düzeninin devamlılığı açısından her türlü kaçakçılık ve organize suçlarla ilimiz sınırları içerisinde gerekli mücadelenin sağlanması için, modern dünyanın kabul ettiği evrensel değerleri ve pozitif bilimin yol göstericiliğini kendisine rehber edinen Organize Suçlar Şube Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı'nın 27.07.1998 gün ve 169988 sayılı yönetmeliği uyarınca 27.08.1998 günü İstanbul Valiliği'nin onayı ile kurulmuştur.

       Görevleri
       1)Ulusal veya uluslararası düzeyde organizasyon oluşturarak; yasalara aykırı biçimde, haksız menfaat veya yüksek kazanç sağlamak amacıyla; ekonomik veya idari yapıyı doğrudan veya dolaylı olarak kontrol eden, ele geçiren ve deşifrasyonu için uzun süreli hassas çalışma gerektiren suçlar ile her türlü silah, mühimmat ve nükleer madde kaçakçılığı suçları ve 4422 sayılı kanun kapsamına giren konular ile ilgili faaliyetleri önlemek amacıyla gerekli tedbirleri almak veya alınması amacıyla başkanlık nezdinde girişimlerde bulunmak operasyonlar düzenlemek ve mer'i mevzuat hükümlerine göre işlem yapmak.
       2)Yabancı ülke makamlarından veya irtibat görevlilerinden gelen talepleri başkanlığa iletmek ve gelen talimat çerçevesinde hareket etmek.
       3)Şube Müdürlüğü görev alanına giren potansiyel suç organizasyonlarının faaliyetlerini koordineli olarak izlemek, bilgi toplamak, başkanlığa bildirmek.

4)Şube görev alanına giren suçlara iştirak edip, yurt dışına kaçan şahıslar hakkında yakalanmasını teminen interpol kanalıyla uluslararası yakalama müzekkeresi çıkarılması için başkanlık nezdinde girişimde bulunmak.
5)Şube görev alanına giren konular ile ilgili bilgileri istatistik olarak derlemek, tasnif etmek ve değerlendirmek.
6)Şube görev alanına giren konularda yapılacak kontrollü teslimat uygulaması için başkanlık nezdinde girişimde bulunmak ve başkanlığın koordinesinde yürütmek.
7)Başkanlığın uygun görüşleri ve yürürlükteki mevzuatlar çerçevesinde ulusal veya uluslararası kuruluş faaliyetlerine katılmak ve alınan kararların uygulanması için başkanlığa rapor sunmak.
8)Etkin mücadele için Başkanlığı idare ve hukuki eksikliklerin giderilmesi ve geliştirilmesi yönünde görüş ve önerilerde bulunmak.Başkanlıkça verilen diğer görevleri yapmaktır.
Organize Suç Nedir?

Ülkemizin istikbalini, bağımsızlığını menfi yönde etkileyen,devlet mekanizması içerisinde demokrasinin bütün kurumları ile işlerlik kazanmasını engelleyen, zor kullanma, baskı ve tehdit yolu ile şahsi özgürlükleri sınırlayan, toplumda sosyal, ekonomik ve siyasi zaafı oluşturan organize suçlar, krıminal olduğu kadar sosyolojik bir nitelik taşımaktadır. Devlet mekanizması içerisindeki otoritenin sarsılması veya zaafa uğraması yerel bir karşı faaliyetin ortaya çıkmasını sağlamış, örf ve adetler gibi toplumca benimsenmiş hal ve hareketler, meydana gelen bu boşlukların yerini doldurmuş, organize suçluluğa bulunmaz bir zemin hazırlamıştır.

        Organize (Çıkar Amaçlı) Suç Örgütü Nedir?
       
Halk deyimiyle 'Mafya', Türk Ceza Kanununa göre 'Çete', 4422 sayılı yasaya göre 'Çıkar amaçlı suç örgütü' ile ilgili öğretide birçok tanım çalışması yapılmıştır. Organize Suçlar Şube Müdürlüğü'nün görev ve faaliyet alanına giren Çıkar Amaçlı Organize Suç Örgütlerinin belirlenmesi ve mücadele edilebilmesi için çok iyi tanımlanması ve bu tanıma göre, örgütlerin hukuki çerçevesinin çizilmesi bir zorunluluktur.
        Suçun maddi unsuru; suç işlemek üzere mensupları arasında gizli ve açık işbirliği bulunan ve mensupların örgüte tabi olmaya ve böylece kalmaya zorlandıkları bir örgüt kurmaktır. Örgütün kurulmasındaki maksatlar 4422 sayılı yasanın 1. maddesinde iki kısım halinde ifade edilmiştir.
      Örgütü kuranlarda, kendilerine veya başkalarına haksız kazanç sağlama saikinin mevcut olması, geniş kapmayıcı olan maksattır.

Bunun dışında maddenin içerdiği diğer özel maksatlar ise;
Doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde bir kurumun, kuruluşun veya teşebbüsün yönetim ve denetimini ele geçirmek,
Kamu hizmetlerinde, basın ve yayın kuruluşları üzerinde etkinlik ve denetim elde etmek,
İhale, imtiyaz ve ruhsat işlemlerinde etkinlik ve denetim elde etmek,
Ekonomik faaliyetlerde kartel ve tröst yaratmak,
Madde ve eşyanın azalmasını ve darlığını, fiyatların düşmesini veya artmasını sağlamak,
Seçimlerde oy elde etmek veya seçimleri engellemek (buradaki seçimler siyasi olanlarla birlikte her türlü özel seçimlerdir; anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğine ait seçimler gibi.)
Suçun icra hareketleri, yukarıda belirtilen maksatlara kişileri yıldırma, korkutma veya sindirme gücü kullanılarak suç işleme suretiyle ulaşılmasıdır. Yıldırma, korkutma veya sindirme en ağır cürümlerin işlenmesi suretiyle de gerçekleştirilebilir.
Yıldırma, korkutma ve sindirme gücü örgütün mensupları arasında her ne suretle olursa olsun açık veya gizli işbirliği yapılması ve kişileri kendilerin tabi kılmaya zorlamak suretiyle oluşturulup kullanılacaktır.
Yukarıda açıklanan maksatlar ve icra hareketleri örgütü, mevzuatımızda yer alan diğer örgütlerden ayırmayı sağlayan ve özelliğini oluşturan unsurlardır.

Çıkar amaçlı organize suç örgütü; 'çıkar elde etmek amacıyla bir lider başkanlığında, birden fazla şahsın hiyerarşik bir uygulamayla bir araya gelip, amaçlarını gerçekleştirmek için, kamu görevlileri, politikacı, basın ve işadamlarını çeşitli motiflerle yanlarına alan, metod olarak, korku yaratmak gayesiyle her türlü şiddet ve aldatmayı kullanan örgüttür'. Bu yapılarıyla çıkar amaçlı organize suç örgütlerini terör örgütlerinden ayıran en önemli özellikleri amaçları dışında "kamu görevlileri, politikacı, basın ve işadamlarını" yanlarına almalarıdır denilebilir. Bu husus demokrasilerde büyük rejim ve iktidar sorunlarına sebep olabilecek nitelikte önemlidir. Çünkü örneklenirse; çıkar amaçlı organize suç örgütleri, akarsuyun yönünde hareket ederek önlerine ne geliyorsa onu yanlarına ve içlerine alıp büyük denizlere doğru hareket etmektedirler. Bu akarsular büyüyüp önlerine her geleni bünyelerine almadan barajlarla gemlenmelidirler. İşte bu özetle "Mafya" ve onunla mücadele budur budur denilebilir.

Organize Suç Örgütleri İle Mücadele

1)24.04.1998 günü onaylanarak yürürlüğe giren Kaçakçılık ve Organize Suçlarla mücadele daire başkanlığı, merkez ve taşra teşkilatı, kuruluş, görev ve çalışma yönetmeliğine istinaden ilimizde 27.08.1998 günü faaliyete giren Organize Suçlar ve Silah Kaçakçılık Şube Müdürlüğü tarafından yapılan operasyon sonuçlarından organize suçun, münferit suçlara göre delillerin ortaya çıkartılarak suçluların adalet önüne çıkarılmasının daha zor olduğu görülmüştür. Zira tek kişi suç işlediğinde fiilin tamamı bu tek kişi tarafından gerçekleştirildiğinden bu tür suçları ispatlamak nispeten kolaydır.Buna karşılık bir suç çok sayıda kimse arasında paylaştırılarak belli bir plan çerçevesinde işlendiğinden ispatı çok zorlaşır. Bu yüzden organize suçlarla mücadele etmek zannedildiğinden çok daha zor ve en küçük bir delilin dahi kaybedilmesine tahammülü olmayan özel ihtisaslaşmayı gerektiren teknik bir iştir. Bu çerçevede organize suçlarla mücadelede çıkar amaç takip edilecek yöntemleri şu şekilde sıralayabiliriz;

2)Organize suça yönelik tek bir ülkeden başlatılacak mücadelede, suçun özelliğinde dolayı istenilen sonuçları elde etmenin güç olduğu günümüzde de yaşanmıştır. Bu yüzden diğer ülkeler ile işbirliğinin arttırılması gerekmektedir.

3)Karşımızdaki suç örgütleri suçla ilgili olmaktan çok aslında ekonomik bir olgudur. Parayı çokça ve kolay yollarla elde ettiklerinden teknolojinin en son imkanlarından kolaylıkla faydalanabilmektedirler. Bir çok baskında bu tip örgütlerin evlerinde ele geçirilen elektronik malzeme ve bilgisayar donanımları da bunu göstermektedir. Bu nedenle organize suçlarla mücadelede görevlendirilecek personelin çağın gelişmiş olduğu en son teknolojilere açık, teknik imkanları kullanma kabiliyetine sahip ve en azından yaşadığı gündemi değerlendirebilecek kadar okuma alışkanlığı olan kişiler arasından seçilmelidir.

4)Her şeyden önce artık karşımızdaki suç örgütlerinin klasik ceza hukuku araçlarıyla önlenebilecek veya cezalandırabilecek basit bir 'yasaları çiğneme olayı' ya da 'suç davranışı' olmadığını gösterdiğinden organize suç ile mücadele, bu suça verilecek cezaların daha caydırıcı olmasını gerek kılmaktadır. Ayrıca suç ile ilgili mücadele eden kolluk kuvvetlerine daha az bürokratik yollardan dana geniş yetkilerin tanındığı kendisine has bir kanun çerçevesinde yürütülmelidir.

Organize Suç Örgütlerinin Ortaya Çıkış Sebepleri

Mafya, öncelikli bilinen adı ile bir suç örgütü olarak kurulmuş değildir. İtalya'nın Sicilya Adası'nda 600 yıl önce faaliyet geçirilen yeraltı bir yurtsever derneğiydi. Özellikle ülkedeki sosyal, ekonomik ve siyasi dalgalanmalar sonrasında, bu siyasi yapılanma amaç ve şekil değiştirerek, toprak sahiplerinin arazilerinin yağlanmasının önlenmesinde silahlı gruplar olarak kiralanmışlar, bilahare bu silahlı grupların aileleri ABD'ye göç etmiş ve burada kendilerine uygun zemin bulmaları neticesinde organize suçluluk (Mafya) dünya gündemini etkilemiştir.

Bu gelişim sürecinden etkilenen ülkeler arasına ülkemiz de girmiştir. Mahalle kabadayıları ve bunların etrafında toplanan adamlarının oluşturdukları küçük gruplar halindeki oluşumlar, 1970'li yıllara gelindiğinde ülkemizdeki ekonomik sıkıntı ve sosyal dengesizlikler nedeniyle Baba tabir edilen şahıslar ve bunların adamlarından oluşan organizasyonlar olarak ortaya çıkmıştır. Ülke içerisindeki ekonomik sınırlamalar halkın ihtiyaç duyduğu birçok tüketim malının darlığına sebep olurken, bu malların karaborsasının oluşmasına sebep olmuştur. Ülkede zor bulunan veya hiç bulunamayan bu malların yardımına ihtiyaç duymalarını zorunlu kılmıştır. Bu faaliyetler demir, saat, sigorta, viski vs. koçakçılığı ile başlamıştır.

Kaçakçılığı yapılan malların değerlerinin yüksek olması parasal sorunların ortaya çıkmasına, ödenemeyen paraların zorla tahsil edilerek suçtan kazanılan bu paraların da bir şekilde legal alana çekilebilmesi için paravan şirketlerin kurulmasına neden olmuştur.

Karaborsa ile başlayan haksız kazanç, özelleştirme ihaleleri ile trendinin en üst sınırına yükselmiştir.

Bu suç türü dünya ülkelerini etkilediği gibi, Ülkemizde de liberal ekonomik sisteme geçiş ile gündemin üst sıralarında yerini bulmuştur. Bu hızlı gelişim neticesinde; organizasyonların ortaya çıkarılması ve çökertilmesi, klasik polis yöntemlerinin dışında daha profesyonel yöntemlerin kullanılması ile örgütlü suçlarla mücadele süreci başlamıştır.

Çıkar Amaçlı Suç Örgütlerinin Ortaya Çıkış Sebepleri:

Siyasi otorite boşluğu,

Genellikle, anti-demokratik ve totaliter toplumlarda kuvvetlinin haklı olduğu güçsüzlerin ise ezildiği bir sistem işleyişi mevcut olduğundan ve yine bu toplumların karakteristik özelliklerinden biri olan adaletsiz ücret dağılımı ve ekonomik istikrarsızlık ile sosyal dengenin oluşturulamaması,

Yasaların yeterince uygulanmaması ve gerekli yasaların çıkarılmaması,

Sürekli yüksek enflasyon, kargaşa, para piyasasındaki suni iniş ve çıkışlar organize suçların ortaya çıkış sebepleri olarak gösterilmektedir.

Organize Suç Örgütlerinin Ülkemizdeki Genel Karakteri

Ülkemizde profesyonel anlamda mücadeleyi 1998 yılı başlarında karşılarında bulan organize suç örgütleri bu faaliyetlerini yıllardır sürdürmektedirler. Ancak kararlı mücadele karşısında hem organik yapıları hem de ilişkileri bu dönemde ortaya çıkartılmıştır.

Ülkemizde, organize suçluluk kriminolojik olmakla birlikte sosyolojik bir görünüm de arz etmektedir. gelenek ve göreneklere bağlı bir toplum yapısının kuvvetli olduğu ülkeler, bu tür suçlarla yoğun bir şekilde mücadele etmekte olup, sorunun asıl kaynağını bu alanlarda bulmaktadır. Ülke sistemi içerisindeki aksaklıklar, ekonomik, sosyal, hukuk ve siyasi alandaki boşluklar ile halkın bu alandaki taleplerinin netice vermemesi otomatik olarak kişisel ve yerel karşı sistemlerin ortaya çıkmasını sağlamaktadır.

Mücadelede en önemli hareket noktası suç örgütlerinin sosyolojik anlamda bir "analiz"e tabi tutulmasıdır. Bunun dışındaki mücadele tarzı suçun alanını ve etkisini daha da artırmakta, klasik polis yöntemleri hiçbir netice vermemektedir. Ancak, genel anlamda örgütlü suçlar özel anlamda ise, organize suçlarla mücadelenin mevcut çalışmaların üzerinde, ihtisaslaşmayı gerektiren tamamen profesyonel ve özellikle gizli olması gerekmektedir.

Organize suç örgütleri sosyal, siyasi ve ekonomik platformlarda yer alırlar. Bunlar ekonomik alanda daha çok inşaat, toptan gıda, tekstil, giyim, lokanta, atık mal, taşımacılık, turizm, eğlence, otomobil, patent ve marka sahteciliği, petrol nakliyatı ve ticareti, emlak, döviz alım-satımı, talih oyunları, temizlik ve sosyal güvenlik sektörlerinde, sosyal hayatta da vakıf, dernek, spor klüpleri ve benzeri oluşumlarda faaliyet göstermektedirler.

Suç örgütleri içerisinde etnik yapı çok kuvvetli olarak devam etmektedir. Asıl çekirdeği oluşturan kurmay yapı, bu bağlantıya değer verir. O yüzden ülkemizdeki suç yoğunluğu bölgesel bir yapı da göstermektedir.

Halka arasında mafya olarak tabir edilen organize suçluluk iki açıdan ele alınmaktadır. Birincisi; organizasyonun görünün organik yapısı, ikincisi ise bu yapıyı koruyan, yardım eden çevre olarak nitelediğimiz unsurlardır. Mücadelede ikinci yapı çok önemlidir.

Yapılan mücadele sayesinde büyük darbe yiyen organizasyonların üst yapılanma içerisinde bulunan lider veya yakın elemanları, geçmişten gelen kamu ilişkilerini sürdürmek istemekle birlikte siyasi bir takım oluşumlara katılmakta, dernek ve vakıflar kurmak suretiyle güç kazanmaya çalışmaktadırlar. 0rganize suçlulukta, temel noktalar olarak değerlendirilen ve mücadelede teşhisi ve tespiti öncelik arz eden; organizasyonun mali ve hukuki boyutları olmuştur. Bundan hareketle özel bir kanun yürürlüğe konulmuş (4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu), etkin mücadele için bu kanun temel alınmıştır. Nitekim uzun yıllardır aranan, ancak bir türlü yakalanamayan bir çok organize suç örgüt lideri gerek yurt içinde gerekse yurtdışında yapılan başarılı operasyonlarda yakalanarak adalete teslim edilmişlerdir.

Ancak sadece Güvenlik birimlerinin yaptıkları mücadele yetirli olmamaktadır. Özellikle cezaevine giren örgüt mensuplarının örgütle her türlü ilişkisinin kesilmesi ve amaç edindikleri haksız kazanca yönelik boyutun ortaya çıkarılması gerekmektedir.Çıkar amaçlı suç örgütleri ile mücadelede, suç örgütlerinin kendine has karakteristik özellikler içerdiği ortaya çıkartılmıştır.

Bu karakteristik özellikler ise;

1)Suç örgütü üyelerinin genelde eski sabıkalılardan oluşması,
2)Basit ve adi tabir edilen suçların birleşmesi,
3)Lider etrafında hiyerarşik bir birleşme,
4)Devlet mekanizmasına sızma
5)İş hayatına atılma, ihale alma ve vakıf adı altında faaliyet gösterme
6)Örgüt çıkarları doğrultusunda şiddete dayalı eylem kullanılması
7)Haksız kazanç
Suç örgütlerinin liderleri genelde sermayelerini bizzat yönetemezler. Bu iş özel becerilere dayandığından, aralarında hukuksal ve mali faaliyetlerini yöneten kişilerinde bulunduğu, çark tarafından yapılmaktadır.
İlimizdeki Belli Başlı Suç Yöntemleri
Otopark Mafyası:

Dernek, şirket, vakıf yönetim kurulu üyeleri ile de dikkate alınarak otoparkçılık yapan şahısların cezaevinde bulunan suç örgütüne mensup şahıslara menfaat sağladıkları yapılan operasyonlar sonucunda görülmektedir. Otopark sorunu ve yasadışı otopark faaliyetlerinde bulunanların mevcut durumlarının tümüyle ortadan kaldırılması için yasal ve idari tedbirleri alınmasıyla gündeme getirilmiştir. Bu amaçla otopark mafyasına karşı şubemiz tarafından yapılan çalışmalar sonucunda 281 ruhsatsız otopark tespit edilmiş, 94 işyeri hakkında adli işlem yapılmış, bu işyerlerinde çalışan 106 şahıs gözaltına alınarak mahkemeye sevk edilmiştir.

Arazi Mafyası:

Büyük kentlere özellikle İstanbul'a olan hızlı göç, plansız ve kontrol dışı kentleşme, gecekondular ilk olarak devlete ait arazilerin yağmalanması sonucunu getirmektedir. Bu nedenle devlet arazilerinin korunmasına yönelik tedbirler ile koruma ile görevli kolluk kuvvetlerinin ve mahalli bürokratların yetkilerinin genişletilerek hazineye ait arazilerin korunması ve de özellikle boş arazilerin süratli bir şekilde verimli halde kullanıma açılmasının yararlı olacağı düşünülmektedir.

Seçimlere yakın zamanlarda bu bölgelere kaçak olarak yerleşen kişilere tapu tahsis edilmesi, bu tip örgütlenmeleri ve bunlardan arazi, ev alan kişileri adeta cesaretlendirmektedir.
Bu tip örgüt liderleri ve mensupları kalabalık sabıka kayıtlarına rağmen anlaşılmaz bir şekilde umuma açık işletme (turistik bar, otel, pavyon, içkili lokanta) ruhsatı ve silah taşıma ruhsatı alabilmekte, bu tip yerler, buluşma yeri veya organizasyon merkezi olarak kullanabilmektedir.
Servis Mafyası:

İlk ve orta dereceli okullarda başlayan eğitim-öğretim yılı ile birlikte her yıl olduğu gibi kamuoyunun da gündemine gelen konulardan birisi de okul servis araçları olduğu bilindiği gibi bu araçların servis hizmeti yapabilmesi için özel tescil işlemleri ve öğrenci velileri ile fiyat konularında vatandaşlarımızın bazı zorlamalarla karşılaşmaları bazı okul yöneticilerinin servis araçları sahipleriyle yasadışı ilişkilere girmesi yetkisiz araçlarla taşıma yapılması ve bu sektörde faaliyet gösteren organize suç örgütlerinin ortaya çıkması gibi olumsuzluklarla karşılaşma ihtimali bulunduğu okul servisleriyle ilgili ortaya çıkabilecek ve bazı suç grupları tarafından yönetilebilecek bu tür faaliyetlerin önlenerek vatandaşlarınızın huzurlu ve güvenli bir şekilde servis araçlarından yararlanabilmesi için gerekli ortamın oluşturulması için okullarında açılması ile birlikte gerekli önlemler arttırılmıştır. Yapılan bir çalışma sonucu içlerinde okul müdürünün de bulunduğu toplam 8 şahıs yakalanarak gözaltına alınmış, çıkarıldıkları mahkemede 3 şahıs tutuklanarak cezaevine konmuştur.

Balıkçılar Hali Mafyası:

Balıkçılar halinde esnaflık yaparak işlerini büyüten ve balık avının yasak olduğu dönemlerde halkın balık ihtiyacını karşılamak amacıyla kurdukları balık üretme çiftliklerinde balık üretmek suretiyle İstanbul'un ve hatta Türkiye'nin balık ihtiyacını karşılayan, yurt içi ve yurt dışına ihracatta bulunan, bununla beraber maddi yönden diğer esnaflardan daha iyi olan esnafların yanlarında çalışmak, ortaklık teklif etmek veya kendilerine iyi görünerek yaklaşmak suretiyle ellerinde bulundurdukları potansiyeli ellerinden alarak balıkçılar halinde rantının yüksek olması sebebiyle bu rantı elde etmek için yasa dışı yollara başvurdukları, hatta mafya gruplarından destek alarak kendilerini güçlü gibi gösterip bu rantı ele geçirmek istedikleri anlaşılmış ve şube müdürlüğümüzce yapılan operasyonda toplam 21 şahıs yakalanarak gözetim altına alınmış ve sevk edildikleri mahkemece 5'i tutuklanarak cezaevine konulmuştur.

Minübüs Hatları Mafyası:

İki yılda bir yapılan, daha sonra Bakanlık onayı ile üç yıla çıkartılan Minibüsçüler Oda Başkanlığının, Oda Başkanı tarafından muhasebecisine verdiği talimatla, kendisine gönderdiği adamları minibüs veya kamyon sahibi ile, sürücü belgelerinin olup olmadığı araştırılmadan odaya üye kaydetmesini istediği; bu şekilde yapılacak seçimlerde tekrar başkan olmasının sağlandığı, şahısların odaya üyelik zaman zarfında minibüs veya kamyonlarının satılmaları halinde üyeliklerinin kaybolması gibi durumda bulunan şahısların üyeliklerinin düşürmediği bunun kontrolünün yapılmadığı, belli başlı uzun minibüs hatlarının kısaltılmasıyla kısalan hattan diğer hatlara, geliri az olan hatlardan geliri yüksek olan hatlara kaydırılan minibüs sahiplerinden haksız menfaat temin edilmesi, İstanbul Minibüs Esnaf Odası adına, esnaftan zaman zaman çeşitli adlar altında makbuzsuz toplanan ve nereye harcandığına dair tatmin edici açıklama yapılmayan paralar, minibüs esnafına zorunlu olan sertifikaların, kurs devamlılığı olmamasına rağmen el altından para karşılığı satılması, odaya kendilerine tabii kılınması amacıyla yıldırma politikasının güdülmesi sonucunda İstanbul minibüs odasına yönelik yapılan operasyonda toplam 69 şahıs gözetim altına alınmış ve sevk edildikleri mahkemece aralarında İstanbul Minibüs Odası Başkanı'nın da bulunduğu 7 kişi tevkif olmuştur.

Pazarcılar Mafyası:

Kuruluşundan itibaren faaliyetini sürdüren İstanbul Umum Pazarcılar Odasının, kurulduğu gündün beri odaya üye olan esnafın sorunlarını belirleyerek, bu sorunların düzeltilmesi cihetine gidilmesi yolunda çalışmalar yapılması yönünde herhangi bir faaliyetinin olmadığı, yaklaşık 17-18 yıldan beri aynı kişinin oda başkanlığı yapması bu oda başkanlığı hakkında çelişkilere sebebiyet vermekle beraber, oda başkanının ilçe ve semt pazarlarının ilgili belediye yönetimi kadrolarında bulunan kişilerle birlikte pazarcı esnafına yüksek meblağlarda satılarak haksız menfaat temin etmek, Valilik kanalı ile yasaklanan pazarlardan makbuz karşılığı para toplama eylemine uzun süre devam edilmiş olduğu, bu paraların kendi menfaatlerinde kullandıkları, odaya üye olan ve pazarlarda tezgah verilen üyelerin kayıtları esnasında alınması gereken vergi levhasının istenmeyip, vergiye tabi olmasının engellendiği, bu yüzden 19 bin üyenin büyük bir çoğunluğunun kayıt dışı olduğu, bu sayede haksız kazanç elde edilmesini göz yumulduğu anlaşılmış ve yapılan operasyonda toplam 32 kişi göz altına alınmış sevk edildikleri mahkemece 19 şahıs tutuklanarak cezaevine konulmuştur.

Organize Suçlar ve Kaçakçılık Olaylarından Nasıl Korunulur?

Bilindiği üzere Organize Suç Örgütlerinin ortaya çıkış sebepleri içerisinde Siyasi Otorite boşluğu, Ekonomik istikrarsızlık ile Sosyal dengenin oluşturulamamasıdır. Bu durumda Organize Suçlar ve Kaçakçılık Olaylarından korunma konusunda en büyük görev her ne kadar Devletimize düşse de bu tür olayların meydana gelmememsi yada meydana gelen olayları bir an önce açığa kavuşturulabilmesi için vatandaşlarımıza da bazı görevler düşmektedir. Böyle bir olayla karşı karşıya kalmamak için;

Her suç türünde olduğu gibi bildiğini, gördüğünü duyduğunu ilgili merciiye aktarmak vatandaşlarımızın zaten zaruri görevidir. Be nedenle bu tür bilgilere vakıf olmaları halinde en kısa süre içinde halen Müdürlüğümüz Organize Suçlar Şube Müdürlüğünde kullanılmakta olan Alo Mafya (0 212 636 17 34) hattını arayarak vakıf oldukları ilgili konuları bizlere aktararak,

Teknolojinin en üst seviyesinden yararlanmak suretiyle, suçları önleyerek suç işleyenleri adli merciler önüne çıkaran, Asayişi temin eden Polise güvenerek.

İş, çevre, arkadaş vb. ilişkiler ile diyalog kurdukları kişiler arasında seçici davranmak,

Mafya tabiri ile bilinen Organize Suç Örgütlerinin kendilerinden bir talepleri olduğunda bu talebe cevap vermeyerek en kısa süre içinde Polisle koordine kurarak olayın boyutunu anlatmak.

Toplum içinde Organize Suç Grupları ile bu grupların üyelerine değer vermeyerek

Görsel basında yayınlanan Mafya vari dizi , film gibi serüvenlerden etkilenerek bu tür ortamlara özenmeyerek,

Karşılıklı çıkar ilişkilerini çözmek için bu tür Suç Örgütü Gruplara gitmek yerine yasal yollara başvurmak için, Devletin Güvenlik Birimlerine , Kanunlara, Adalete güvenmek.

SİLAH KAÇAKÇILIĞI TANIM VE TÜRLERİ
Silah mühimmat kaçakçılığı, özellikle sıcak savaş tehlikesi ve terör olaylarının tırmandığı dönemlerde ortaya çıkan ve artış gösteren bir kaçakçılık türüdür. En önemli özelliği milliyet, taraf ve siyasi ideoloji gözetmemesidir. Bu kaçakçılık türü, hedeflenen ülkelerin gelişmiş insan gücüne ve ekonomi kaynaklarına yönelmektedir.
Dünyadaki terör örgütlerinin başka ülkelerdeki terör örgütleri ile bağlantılı olarak çalıştıkları, ortak eylemlerde bulundukları, birlikte kaçakçılık faaliyetlerin girdikleri, terör örgütlerinin ihtiyaç duydukları silahları temin amacıyla gerekli mali kaynağı uyuşturucu madde kaçakçılığından da eldi ettikleri bir gerçektir.
Son yıllarda ülkemiz doğrudan kendisini hedef alan toplu bir silah kaçakçılığı olayına maruz kalmamıştır. Daha ziyade;
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizdeki terörist faaliyetler sebebiyle vatandaşların kendilerini korumak düşüncesiyle, silah kaçakçılığından kar elde etmeyi amaçlayan şahıslardan, komşu ülkelerden ülkemize soktukları silahları satın almaları,
Başta PKK terör örgütü olmak üzere örgüt militanlarının kullandığı silahları ülkemize sokmaları, şeklinde olmaktadır.
Bunun dışında ülkemizde özellikle doğu Karadeniz bölgesi kırsal alanından illegal olarak el yapımı silah olaylarına rastlamaktayız.
Bu şekilde ülkemize giren silahların bir kısmı bölgede kalır iken bir kısmı ise karayolu taşımacılığıyla araçların zula tabir edilen gizli bölmelerinde diğer bölgelerimize bu yoldan gelir elde etmek isteyen şahıslar tarafından getirilip satılmaktadır.
17.01.1996 tarihinde İran’dan transit olarak Suriye’ye götürülürken Şanlıurfa ilimizde el koyulan silah ve mühimmat kaçakçılığı olayının dışında günümüze kadar yapılan çalışmalar neticesinde; ülkemizden veya ülkemiz üzerinden bir başka ülkeye yönelik silah kaçakçılığı olayına rastlanılmamıştır.
Ülkemizde silah kaçakçılığı olaylarında ele geçirilen silahların genellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu sınırlarımızdan sokulduğu yapılan tahkikatlardan anlaşılmaktadır. Kuzey Irak’ta özellikle Körfez Savaşı sırasında ve sonrasında meydana gelen otorite boşluğunun kaçakçılık açısından büyük bir faktör olduğu düşünülmektedir.
Mermi Kaçakçılığı açısından ise 1997-1998 yıllarında ülkemizde gerçekleştirilen yakalamalar neticesinde; Avusturya’dan (da) sadece kazanç temin etmek amacıyla Türk kaçakçılar tarafından ülkemize mermi sokulduğu tahkikatlardan görülmektedir. Tüm bu veriler silah ve mühimmat kaçakçılığı olaylardan, Doğu-Batı kavramı gözetilmesizin sadece para kazanmanın asıl amaç olduğunu göstermektedir.
Ülkemiz Polis Bölgesindeki kaçakçılık istatistiklerine bakıldığında;
Tetkik edilen olay dosyalarının ekspertiz raporlarına istinaden 1997 yılı içerisinde meydana gelen olaylarda yakalanan toplam 824 tabancanın 619 adetinin fabrikasyon, 205 adetinin ise imalat tabanca olduğu, 1998 yılı içerisinde meydana gelen olaylarda yakalanan toplam 651 tabancanın ise 495 adetinin fabrikasyon, 291 adetinin el yapımı tabanca olduğu tespit edilmiştir.
1997 ve 1998 yıllarında yakalanan fabrikasyon tabancaların büyük bir çoğunluğunun Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinde ele geçirildiği ve büyük bir kısmının Kuzey Irak çıkışlı olduğu, el yapımı tabancaların ise hemen hemen tamamının Gümüşhane, Giresun, Trabzon başta olmak üzere Doğu Karadeniz çıkışlı olduğu tespit edilmiştir.
Bu değerlendirmelere göre ülkemiz kaçakçılık piyasasına “Fabrikasyon” ve “İmalat” olmak üzere 2 tür tabanca girişi olmaktadır.
Fabrikasyon tabancaların büyük bir bölümü Kuzey Irak’tan getirlmektedir. Öyle ki, bugün Kuzey Irak’ta özellikle tabanca satılan Pazar mevcuttur. Kuzey Irak’tan ülkemize yönelik silah kaçakçılığında da, her türlü kaçak malzemenin alım satımının serbest olduğu, yakalanan sanıkların ifadelerinden anlaşılan Zaho kentinin merkez olduğu değerlendirilmektedir.
İmalat silahların çoğunluğunun da özellikle Rize, Gümüşhane, Giresun ve Trabzon illerinde kırsal alanlarda imal edilerek piyasaya sürülmektedir. Yakalanan sanıkların ifadelerine bakıldığında; genellikle bu illerde yaz aylarında halkın yaylalara çıktığı, yaylaların kırsal bölgeler olması münasebetiyle güvenlik güçlerince denetiminin zor olduğu, halkın bu kırsal alanlarda el becerileriyle tabanca imal ettikleri ve bunları yaylalarda kurulan şenliklerde sattıkları, bu şenliklere giden her vatandaşın rahatlıkla tabanca alabileceği anlaşılmaktadır. Bazı sanıklar da, tabancaları kendi evlerinde imal ettiklerini ifade etmişlerdir.
SİLAH TERÖR İLİŞKİSİ

Silah mühimmat kaçakçılığı, özellikle sıcak savaş tehlikesi ve terör olaylarının tırmandığı dönemlerde ortaya çıkan ve artış gösteren bir kaçakçılık türüdür. En önemli özelliği milliyet, taraf ve ideoloji gözetmemesidir. Bu kaçakçılık türü, hedeflenen ülkelerin gelişmiş insan gücüne ve ekonomi kaynaklarına yönelmektedir. Dünyadaki terör örgütlerinin başka ülkelerdeki terör örgütleri ile bağlantılı olarak çalıştıkları, ortak eylemlerde bulundukları, birlikte kaçakçılık faaliyetlerine girdikleri, terör örgütlerinin ihtiyaç duydukları silahları temin amacıyla gerekli mali kaynağı uyuşturucu madde kaçakçılığında da elde ettikleri bir gerçektir.

Ülkemizdeki silah kaçakçılığı; özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizdeki terörist faaliyetler sebebiyle, vatandaşların kendilerini korumak düşüncesiyle silah kaçakçılığından kazanç elde etmeyi amaçlayan şahıslardan, komşu ülkelerden soktukları silahları satın almaları ve PKK terör örgütü militanlarının kullandığı silahları ülkemize sokmaları şeklinde olmaktadır.
Bu şekilde ülkemize giren silahların bir kısmı bölgede kalır iken bir kısmı ise karayolu taşımacılığıyla araçların zula tabir edilen gizli bölmelerinde diğer bölgelerimize bu yoldan gelir elde etmek isteyen şahıslar tarafından getirilip satılmakta veya PKK terör örgütü mensuplarına dağıtılmaktadır.
Ülkemizde silah kaçakçılığı olaylarında ele geçirilen silahların genellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu sınırlarımızdan sokulduğu, Kuzey Irak’ta özellikle Körfez Savaşı sırasında ve sonrasında meydana gelen otorite boşluğunun kaçakçılık açısından büyük bir faktör olduğu, Kuzey Irak da özellikle tabanca satılan Pazar bulunduğu ve Habur hudut kapısına yakın olan Zaho kentinin Merkez olduğu, burada her türlü kaçak malzemenin alım satımının çok kolay olduğu ve özellikle PKK terör örgütünün bu bölgedeki Silah Kaçakçılığını organize ettiği yapılan tahkikatlardan anlaşılmaktadır.
Yakalanması mümkün olmayan yüzlerce tabancanın ve binlerce fişeğin aynı yollarla ülke içerisine getirilip satılarak PKK terör örgütüne maddi destek sağlandığı tespit edilmiştir.
NÜKLEER MADDE KAÇAKÇILIĞI
Özellikle SSCB’nin dağılması ve Körfez Savaşı sonrasında dünya genelinde artan radyoaktif madde kaçakçılığında; ülkemizin coğrafi konumu, sınır geçişlerinde kontrollerin beyana göre yapılması ve radyoaktif maddelere ilişkin gümrük kontrollerinin yetersiz olması, radyoaktif maddelere ilişkin gümrük kontrollerinin yetersiz olması, radyoaktif maddelerin kaçakçılığı ile mücadeleye ilişkin mevzuat düzenlemerdeki yetersizlikler gibi nedenlerle Ülkemiz, radyoaktif madde kaçakçılığının Avrupa’ya uzanan köprüsü haline gelmiştir.
Radyoaktif madde kaçakçılığının getirisi fazladır ve bu maddeler nükleer silah yapımında kullanılmaktadır. Bu durum, büyük suç örgütleri yanında bu gücü elinde tutmak isteyen devletler ve terör örgütleri nezdinde radyoaktif maddelerin cazibesini arttırmaktadır.
Sovyetler Birliği’nin dağılması, Nükleer Madde kaçakçılığı konusunda tehlikeli bir sürecin de başlamasına neden olmuştur. Özellikle ekonomik krizler nedeniyle, stoklarında 1200 ton “Zenginleştirilmiş Uranyum” ve 150 ton civarında P-239 maddesi bulunduğu iddia edilen SSCB’nin, soğuk savaş döneminde ciddi bir güce ulaşmış olan Nükleer Madde İmalat ve İşleme Endüstrisi alanında, bu maddelerin güvenliklerinin sağlanması yönünde, Milli Bütçeden yeterli pay ayrılmasında zorlanılması ve bu alanda çalışan işçilerin maaşlarını ödemekte güçlük çekmesi nedeniyle büyük zafiyetler meydan gelmiş, bunun ötesinde bu alanda çalışan uzman personelin beyin göçü ise başka bir tehlikeye kucak açmış ve özellikle bu teknoloji üzerinde çalışan ve bu teknolojiyi barışçıl amaçlar dışında kullanmayı düşünen ülkeler ile yasadışı örgütler için bulunmaz bir fırsat olarak değerlendirilmiştir.
Devlet otoritesinin zafiyette olduğu bir ülkede, fiyatları yüz bin dolarlarla ifade edilebilen bu maddelerin fiziki tedbirlerin eksikliği de göz önüne alındığında yoksullukla savaşan koruyucuları tarafından ne ölçüde korunabileceği konusunda endişe mevcuttur.
Nükleer madde hırsızlığıyla kaynak bulan Nükleer Madde Kaçakçılığı (Stratejik Madde Kaçakçılığı), tüm dünya ülkelerini olduğu gibi ülkemizi de etkilemiş, nitekim 1992 yılında ülkemiz klasik suç gruplarının dışında daha hayati bir öneme sahip olan bu yeni suç türüyle tanışmıştır.
Bu suça konu olan radyoaktif maddelerin bazılarının Atom Bombası (Fisyon Bombası), Hidrojen Bombası (Füzyon Bombası), Nötron Bombası ve F-F-F bombasının ham maddelerini oluşturmasının yarattığı Kitlesel Tehlikenin yanında bu maddelerin yayınlamış oldukları Radyasyonun insan sağlığı üzerindeki zararları da ayrı bir tehlikedir.
Ülkemiz nükleer maddelerin üretimi ve nakli gibi konulara ilişkin olarak imzalanan “Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesine İlişkin Antlaşma” ile “Nükleer Maddelerin Fiziksel Korunması Hakkında Sözleşme”yi uygun bularak onaylamıştır.
2690 sayılı kanun ile de, barışçıl amaçlarla Türkiye’de atom enerjisinin kalkınma planlarına uygun olarak ülke yararına kullanılmasını sağlamak, temel ilke ve politikaları belirleyip önermek, bilimsel, teknik ve idari çalışmaları yapmak, düzenlemek, desteklemek, kodrdine etmek ve denetlemek üzere Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun kuruluşu düzenlenmiştir. Bu kuruluş tarafından Radyasyon Güvenliği Tüzüğü ile Radyoaktif Maddelerin Güvenli Taşınması Yönetmeliği çıkarılmıştır.
Ülkemizde radyoaktif maddelerin bulundurulması, taşınması ve ticareti, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından verilecek ruhsatla mümkündür. Bu işlemlerin denetimi de aynı kuruma aittir.
Radyoaktif madde kaçakçılığı suçlarında ele geçirilen maddelerin analizleri Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'nun Ankara ve İstanbul Küçükçekmece’deki Nüklüer Araştırma ve Eğitim Merkezlerinde yapılmaktadır.
Radyoaktif madde kaçakçılığı suçlarınnın işlenmesinde göze çarpan önemi bir husus, berilyum, californiyum-252, sezyum-137, kobalt-60, lityum-6, osmiyum-187, stronsiyum, toryum, plütonyum ve uranyum gibi radyoaktif maddelerin yanında, kırmızı civa (civa oksit veya civa iyodür) ve yılan zehiri gibi maddelerin radyoaktif madde olmadıkları halde kazanç sağlamak amacıyla kaçakçılığının yapılmasıdır.
Radyoaktif madde kaçakçılığı suçları için müstakil düzenlemelerin bulunmamasından dolayı, bu suçu işleyenler hakkında 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun hükümleri çerçevesinde "gümrük kaçakçılığı” suçundan işlem yapılmaktadır.
İNTERPOL ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ
Tarihçesi
İnterpol 1923 yılında Viyana'da düzenlenen 2. Milletlerarası Polis Kongresi de 7 ülkenin katılımıyla Milletlerarası Polis Komisyonu adıyla merkezi Viyana'da olmak üzere kurulmuştur.
Ülkemiz 08.01.1930 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk'ün imzasının taşıyan kararnameyle üye olmuştur. 1956 yılında İnterpol tüzüğü yenilenerek ismi değiştirildi. Milletlerarası Kriminal Polis Teşkilatı kısaca İnterpol olarak kabul edilmiştir. İlk yıllarında Şube olarak faaliyet gösteren Türk Milli Merkez Kuruluşu, ülkemizin jeopolitik konumu itibarıyla uluslararası suçlarla mücadelede önemli mevkide bulunması ve giderek artan iş hacmi ve işbirliği sebebiyle 01.04.1988 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla İnterpol Daire Başkanlığı olarak teşkilatlanmıştır. Daire Başkanlığımız istatistik değerlendirmesi sonucu faaliyetlerinin büyük bölümünün İstanbul İlini kapsadığı, bu nedenle İstanbul'da alt birimin kurulmasına ihtiyaç duyulmuş, Bakanlık Makamının 19.04.1993 tarihli oluru ile İstanbul'da İnterpol Şube Müdürlüğü kurulmuştur.
İNTERPOL 'ÜN GÖREVLERİ
Teknolojik, Hukuki, Sosyal ve Ekonomik gelişmelere paralel, olarak Uluslararası seviyede ortaya çıkan yeni suç teknik ve türlerini yakından izlemek, ilgili birimleri önceden haberdar ederek, bunların ülkemize sıçramasını önleyecek tedbirlerin alınmasını sağlamak.
İldeki diğer Şubelerle ve kuruluşlarla koordine toplantılarını yapmak ve şube görevlerinin tanıtımı çalışmalarını yürütmek, verilen diğer hizmetleri yerine getirmek ile görevlidir.
İnterpol Genel Sekreterliği, üye ülkeler, diğer Uluslararası teşkilatlar ve İnterpol Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen Uluslararası toplantı ve konferanslar sonunda yayınlanan bildiriler, raporlar, sunulan belgelerin temini ve değerlendirilmesi suretiyle, değişip, gelişen Uluslararası suçlar teknik ve taktiklerine karşı mücadele de yeni buluşları, modern araç ve gereçleri tespit etmek ve bunlardan İl de ilgili şubeleri haberdar etmek.
Uluslararası mahiyet arzeden, her türlü asayişe müessir suçlar, terörizm, uyuşturucu madde, silah ve mühimmat, kıymetli taş ve maden, canlı hayvan, eski eser, motorlu taşıt, döviz, gümrük kaçakçılığı, kalpazanlık, sahtekarlık, dolandırıcılık gibi suç ve suçlularıyla etkili bir şekilde mücadele etmek, İnterpol Daire Başkanlığı ile ilgili şubeler arasında koordinasyonu sağlamak.
Uluslararası suç ve suçlulara karşı İnterpol Daire Başkanlığı'nca verilen mücadelenin bütünleşmesi ve alanda ilgili şubelerle gerekli işbirliğinin tesis edilmesini sağlamak.
Milli kanunlar İnterpol ana sözleşmesi, ikili ve çok taraflı anlaşmalar ve İnterpol Daire Başkanlığı görev ve çalışma yönetmenliği, çerçevesinde, Uluslararası suçların önlenmesi, suçluların izlenmesi, yakalanmaları, icabına göre iadelerinin gerçekleştirilmesi işlemlerini yürütmek.
Yurtdışına kaçak ve haklarında Uluslararası düzeyde aranma kararı çıkarılan gıyabi tevkif müzekkereli veya hükümlü şahısların yakalanmalarını yurda iade edilmelerini sağlamak amacıyla gerekli tahkikatları yürütmek, Uluslararası istinabe taleplerinin yurt içinde infaz edilmelerinde gerekli işlemleri yürütmek, ülkede suç işleyen yabancılarla ilgili adli makamların taleplerini yerine getirmek.
Uluslararası düzeyde iade maksadı ile aramalar (Kırmızı), bulunduğu yeri belirlemek maksadıyla (Mavi), kayıp şahıslar (Sarı), her an suç işlemeye istidatlı sabıkalılar (Yeşil), kimliği meçhul cesetler (Siyah), ilk defa ortaya çıkarılan suç teknikleri (Modüs Operandi) ve kayıp eşya bültenleri çıkarılması için gerekli tahkikatları yürütmek ve takip kontrol altında tutmak.
İNTERPOL AMBLEMİ
BÜLTENLER ÇALINTI SANAT VE TARİHİ ESERLER BÜLTENİ (OBJETS VOLES/STOLEN)
Çeşitli tarihlerde değişik ülkelerden çalınan sanat eserlerinin İnterpol' e üye ülkeler nezrinde arattırılması amacıyla doldurulan ve dağıtımı yapılan bir bültendir.

MODÜS OPERANDI BÜLTENİ (MODUS OPERANDI)

İlginç ve özel bir yöntemle işlenen suçların detayları ile açıklandığı bir bültendir.

BÜLTENLER
KIRMIZI BÜLTEN (RED NOTICE)

Bir hükümlünün cezasının infazı veya sanığın yargılanması için iadesi maksadıyla görüldüğü yerde tutuklanması amacıyla yayınlanan bültendir.

MAVİ BÜLTEN (BLUE NOTICE)

Bir uluslararası suçlunun bulunduğu yeri belirlemek amacıyla hazırlanan bültendir.

YEŞİL BÜLTEN (GREEN NOTICE)

Daha önceden birden fazla ülkede sabıkası bulunan uluslararası bir suçlu ile ilgili bilgiler vererek, bulunduğu ülkeleri hareketlerinin kontrol altına alınması yönünde uyaran bültendir.

SARI BÜLTEN (YELLOW NOTICE)
Kayıp kişilerin bulunabilmesi amacıyla çıkartılan bültendir.

SİYAH BÜLTEN (BLACK NOTICE)

Kimliği teşhis edilemeyen cesetlerin teşhisini temin maksadıyla hazırlanan ve çıkartılan bültendir.


İNTERPOLE ÜYE ÜLKELER (179)

AVRUPA:

ALMANYA - ANDORA - ARNAVUTLUK - AVUSTURYA - BELÇİKA – BEYAZ RUSYA - BOSNA HERSEK - BULGARİSTAN - ÇEK CUMHURİYETİ - DANİMARKA - ESTONYA - FİNLANDİYA - FRANSA- HIRVATİSTAN - HOLLANDA - İZLANDA - İRLANDA - İTALYA - İNGİLTERE - İSPANYA - KIBRIS RUM KESİMİ - LİTENSTAYN - LİTUANYA - LÜKSEMBOURG - LETONYA - MACARİSTAN - MALTA - MOLDAVYA - MONAKO - MAKEDONYA - NORVEÇ - POLONYA - PORTEKİZ - ROMANYA - RUSYA - SLOVAKYA - SLOVENYA - İSVİÇRE - İSVEÇ - TÜRKİYE - UKRAYNA - YOGOSLAVYA - YUNANİSTAN

ASYA:

AZERBAYCAN - BAHREYN - BANGLADEŞ - BRUNİ - B.A.EMİRLİKLERİ - ÇİN - ENDONEZYA - ERMENİSTAN - FİLİPİNLER - GÜRCİSTAN - HİNDİSTAN - İRAN - IRAK - İSRAİL - JAPONYA - KAMBOÇYA - KATAR - KAZAKİSTAN - KORE CUMHURİYETİ - KUVEYT - KIRGIZİSTAN - LAOS - LÜBNAN - MALEZYA - MALDİVLER - MYANMAR - MOĞOLİSTAN - NEPAL - ÖZBEKİSTAN - PAKİSTAN- SİNGAPUR - SRİ LANKA - SUUDİ ARABİSTAN - SURİYE - TAYLAND - UMMAN - ÜRDÜN - VİETNAM - YEMEN

AFRİKA:

ANGOLA - BENİN - BURKİNA FASO - BOTSVANA - BRUNDİ - ÇAD - CİBUTİ - CEZAYİR - EKVATOR GİNESİ - ERİTREA - ETİYOPYA - FAS - GABON - GAMBİYA - GANA - GİNE - GİNE BİSSAU - GUYANA - GÜNEY AFRİKA - KAMERUN - KENYA - KONGO - KONGO DEMOKRATİK CUMHURİYETİ - LESOTO - LİBERYA - LİBYA - MADAGASKAR - MALAVİ - MALİ - MISIR - MORİTANYA - MOZAMBİK - MARİTUS - NAMİBYA - NİJER - NİJERYA - ORTA AFRİKA CUMHURİYETİ - RUANDA - SAO TOME - SENEGAL - SEYCELLES - SİERRA LEONE - SOMALİ - SUDAN - SVAZİLAND -TANZANYA - TOGO - TUNUS - UGANDA - ZAMBİYA - ZİMBABWE

AMERİKA:

A.B.D - ARJANTİN - BELİZE - BOLİVYA - BREZİLYA - CAPE VERTE - EL SALVADOR - EKVATOR - GUATEMALA - HONDURAS - KANADA - KOLOMBİYA - KOSTA RİKA - KÜBA - MEKSİKA - NİKARAGUA - PANAMA - PARAGUAY - PERU - ŞİLİ - SURİNAM - URUGUAY - VENEZUELA, ANTİLLER : ARUBA - BAHAMA - BARBADOS - BARBUDA - DOMİNİK - DOMİNİK CUMHURİYETİ - GRANADA - JAMAİKA - HAİTİ - HOLLANDA ANTİLLERİ - ST KİTTS & NEVİS - ST LUCİA - ST VİNCET & THE GRENADİNES - TRİNİDAD & TOBA ,OKYANUSYA : AVUSTRALYA - FİJİ - KOMOR ADALARI - MARŞAL ADALARI - NAURA - PAPUA YENİ GİNE - TONGA - YENİ ZELANDA

MALİ ŞUBE

MALİ SUÇ TÜRLERİ VE YASAL MEVZUAT
Mali Suç Türü İlgili Yasalar
Karapara Aklama Suçu 4208 S.K
Ticaret, Sanayi ve Müzayedeye Hile ve Fesat Karıştırmak TCK.358-363 arası
İnsan Ticareti (İnsan Kaçakçılığı) TCK 201
Kalpazanlık ve Diğer Sahtecilik Suçları TCK. 316- 321, TCK 322-357 
Nitelikli Dolandırıcılık ve Hileli İflas Suçları arası TCK.504-515
Tefecilik 545 ve 90 Sayılı KHK.
Naylon Fatura (Vergi Kaçakçılığı) 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu
İşçi Simsarlığı,(İş ve işçi bulma kanununa muhalefet) 1475 S.K
Gümrük ve Tekel Kaçakçılığı 4926 S.K.
Kül. ve Tab. Varlıkları Kaçakçılığı 2863 S.K.
Kambiyo Suçları 1567 S.K.- 32 S. Karar
Fikri ve Sınai Ürün Taklitçiliği Suçları Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 5101
Patent Kanunu 551 SK
Markalar Kanunu 556 S.K.
Organ ve Doku Kaçakçılığı 2238 S.K.
Bilişim Suçları T.C.K. 525
PARA NEDİR? NE İŞE YARAR?

Paranın ilk kullanımı Sümer’ler zamanına rastlar. O zamandan günümüze para, en önemli değişim aracını bir emek sarf etmeden kolayca elde edebilmek için bir kısım insanlar da parayı taklit etmeye başlamışlardır. Paranın taklit edilmesine genel olarak kalpazanlık denilmektedir.

Kalpazanlık, teknik hünerlere sahip kişilerin işlediği, çoğu kez uluslararası boyutu da olan organize bir suçtur. Sahte paralar matbaa baskısı olabileceği gibi, renkli ya da siyah beyaz fotokopi makinaları ile de çoğaltıldığı görülmektedir.

Sahte Parayı Nasıl Tanıyabiliriz

Paraların taklit edilmesini önlemek amacıyla, Merkez Bankaları tarafından çeşitli güvenlik unsurları konulmaktadır. Bu güvenlik unsurlarının, insanlar tarafından iyi bilinmesi halinde sahte paranın piyasaya sürülmesi güçleşecektir.

Vatandaşlarımızın kalpazanların tuzağına düşerek kanun karşısında suçlu duruma düşmemeleri için banknotları tanımaları ve aldıkları paranın hakiki olup olmadığı konusunda dikkatli davranmaları gerekmektedir. Dünyada sahteciliğe karşı korunmak için paralar son derece gelişmiş emniyet unsurları ile basılmaktadır.

Gerçek banknotlar; dizayn, renk ve baskı yönünden çok net ve düzgün görünümdedir. Dikkatle bakıldığında kolayca algılanabilecek bu net ve temiz görünüm yanında, elle dokunmak suretiyle yapılacak kontrolde sahte ve gerçek banknotları birbirinden ayırmak mümkündür.

Sahte ve gerçek paralar arasındaki farklar ile gerçek banknotların üzerinde bulunan güvenlik unsurları, ülkemizde tedavül özelliği fazla olan para birimleri olarak kabul edilen 5 Milyonluk TL – 100’lük USD (Amerikan Doları) ve 100’lük DM (Alman Markı) üzerinde ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır.

5 MİLYONLUK TÜRK LİRASINDAKİ GÜVENLİK UNSURLARI

6 Ocak 1997 tarihinden itibaren tedavüle çıkarılan 5.000.000 liralık banknotun ön ve arka yüzünde yer alan 11 ayrı özel güvenlik önlemi örnek üzerinde gösterilmiş olup, 7 adedi göz ve temasla algılanabilecek niteliktedir. Vatandaşlarımız, banknotlarımızda bulunan ve kontrolü basit sayılabilecek aşağıda belirtilen bazı güvenlik unsurlarını kontrol etmek sureti ile sahte paraları kolayca tanıyabilirler.



Halkımızı sahtecilikten korumak amacı ile büyük masraf ve emek karşılığında T.C. Merkez Bankası tarafından oluşturulan bu önlemlerin bilinmesi ve tanınması, banknotların özenle kontrol edilmesi hem halkımız ve hem de ülkemiz çıkarları yönünden büyük önem taşımaktadır.