ANA SAYFA
 AMAÇ VE İLKELERİMİZ
 REHBERLİK SERVİSİMİZ
 YÖNETMELİĞİMİZ
 BROŞÜRLERİMİZ
 KİTAP VE MAKALELER
 SLAYT GÖSTERİLERİ
 STRESLE BAŞETME
 BAŞARININ SIRLARI
 İLETİŞİM
 BİZE ULAŞIN E-DANIŞMA
 ALTIN KURALLAR
 BEYİN FIRTINASI
 PANİK ATAKLAR
 DEPRESYONLAR
 HİPER AKTİVİTE
 ÇOCUK PSİKOLOJİSİ
 İLLİZYON
 NLP VE İLKELERİ
 STRESİNİZİ ÖLÇÜN
 AKIL OKUYUCU
 TAVSİYE LİNKLER

 

 

Konya Emniyet Müdürlüğü

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA BÜRO AMİRLİĞİ

 

Panik Atak Nedir?
Panik atak nedir? Panik atak en kısa ve öz tabiri ile ani olarak ortaya çıkan endişe - kaygı nöbetidir. Başta panik bozukluk olmak üzere birçok psikiyatrik bozuklukta ve bazı fiziksel hastalıklarda (tiroid bezinin aşırı çalışması, kan şekeri düşüklükleri, enfeksiyon hastalıkları, kansızlık gibi…) görülebilen; aniden, herhangi bir yerde ortaya çıkan, yoğun kaygı, bunaltı, korku karışımı bir nöbettir. Bu endişe ve kaygı nöbeti kişinin vücudunda bazı fiziksel belirtilerle kendini gösterir, bu yüzden de çoğu zaman kişide yoğun bir korku ve rahatsızlık duygusu yaratır. Bu yoğun korku duygusu içinde kişi, çok kötü bir şey olacağını, onun için sonun geldiğini, öleceğini veya kalp krizi geçireceğini düşünür. Bu şekilde yoğun bir korku içinde olan kişi doğal olarak o ortamdan kaçmak, uzaklaşmak ister, yardım alabileceği bir sağlık kuruluşuna gitmek ister. Çoğu zaman gidilen bir hastanede veya acil serviste herhangi bir girişimde bulunmaksızın bu belirtiler geçer ve kişi kendini iyi hisseder.
Panik Atak Türleri
• 1) Beklenmedik Ataklar: Nedensiz, birden ortaya çıkan nöbetler, panik bozuklukta bu tür belirtiler vardır.
• 2) Duruma bağlı olanlar: Korkulan bir kedi, köpek veya başka bir nesneyle ya da bir durum karşısında ortaya çıkar.
• 3) Durumsal yatkınlık gösterilen panik ataklar: Genellikle destekleyici bir etken vardır, ama her zaman panik oluşmaz.


''Dr.Nihat KAYA www.panik-atak.com ''
Panik Atağın Görüldüğü Durumlar
Panik Bozukluk, Sosyal Fobi, Özgül Fobi, Travma Sonrası Stres Bozukluk, Akut Stres Bozukluğu, Genelleşmiş Aksiyete Bozukluğu, Obsesif-Kompulsif Bozukluk, Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğu, Genel Tıbbi Bir Duruma Bağlı Anksiyete Bozukluğu, Madde Kullanıma Bağlı Anksiyete Bozukluğu, Anksiyeteli Depresyon, Şizofreni ve Paranoya, Hipokondriasis (hastalık hastalığı), Somatizasyon Bozukluğu, Yapay Bozukluk, Temaruz, Depersonalizasyon Bozukluğu

PANİK ATAK’A NEDEN OLAN TIBBİ DURUMLAR
• Hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü)
• Feokromasitoma (böbrek üstü hastalığı bezi hastalığı, aşırı adrenalin salgısı yapar)
• Kortizol hormonu yüksekliği
• Tiroid bezinin aşırı veya yetersiz çalışması (guatr)
• Alkol ve diazem veya bazı epilepsi ilaçlarının birden kesilmesi durumunda yoksunluk sendromu içinde panik ataklar görülebilir.
• Kafein, kokain, uyarıcı anfetamin ve benzeri doping maddelerinin alımı.
• Vitamin eksiklikleri, kansızlıklar
• Beyin tümörleri
• Epilepsi (sara) hastalığı
• Multiple skleroz ve bazı nörolojik hastalıklar
• Akciğer hastalıkları (damar tıkanması)
• Bazı kalp hastalıkları
• Bazı enfeksiyon hastalıkları.
Panik Atak Belirtileri
Panik nöbeti sırasında aşağıdaki belirtiler görülebilir. Bu belirtilerden dört tanesinin görülmesi çoğu zaman yeterli olur. Genel olarak kişiler nöbetler sırasında bu belirtilerde 7 - 10 arası belirti yaşamaktadırlar.
1 - Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama
2 - Terleme
3 - Titreme ya da sarsılma
4 - Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma
5 - Soluğun kesilmesi
6 - Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı duyma
7 - Bulantı ya da karın ağrısı
8 - Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
9 - Derealizasyon ya da Depersonalizasyon (Dış dünya ya da kendisi gerçekliğini kaybetmiş gibi hissetme).
10- Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu
11- Ölüm korkusu
12- Uyuşma ve karıncalanma duygusu
13- Üşüme ürperme ve ateş basması.
Panik Atak Aslında Bir Alışkanlık Mı?
Hayatta kalmak adına tehlikeli zamanlarda panik yaparak bizi kurtaracak çözümlere ulaşacağımız beynimizde yer etmiş. Bu yüzden herhangi bir tehlikeli durumda kaygılanmamız ve panik yapmamız gerektiğini “hatırlayarak” ya durumdan kaçıyoruz ya da durumun üstüne gidiyoruz.
Fakat bu “hatırlama” bir telefon numarasını ya da bir ismi hatırlamaya benzemiyor. Bu hatırlama süreci daha çok güzel bir şarkı dinlediğinizde tüylerinizin diken diken olması gibi duygusal ve içgüdüsel bir süreç.
Düzensiz, Bilinçaltı Çağrışımları
Bu hatırlama sürecinin özelliği bilinçaltımızın ön planda olmasıdır. Bilinçaltımız panik yapacağımız durumlarda otomatik olarak devreye girer. Mesela; diyelim ki arabada bir panik atak krizi geçirdiniz. Ertesi gün araba yerine bir otobüse veya trene bindiğinizde kaygı hissedebilirsiniz; çünkü durumlar birbirine benzediği zaman bilinçaltımız otomatik olarak çağrışım yapmakta.
Başka bir örnek verelim; birinin gittiği yaz tatilinde denize girerken kayalıklardan ayağının kaydığını ve düştüğünü farz edelim. Bu hemen hemen hepimizin başına gelse çok fazla etkilenebileceğimiz, gerçekten korkunç bir olay. Bu durumdan sağ kurtulan bu kişi bir başka gün, denizin olmadığı çok farklı bir yerde, kayalık bir yerle karşılaştığında farkında olmadan panik yapacaktır. Çünkü kayalıklar, kişi kesin olarak o yerin farklı bir yer olduğunu bildiği halde, direkt olarak onun yaşadığı kötü anı ile çağrışım yapacaktır.
Bu örnekler bize kaygı bozuklukları ve panik atakların tedavisi ile ilgili ciddi ipuçları vermekte:
• Tedavi sürecinde bilinçaltımıza odaklanmamız gerek.
• Paniklemek ve kaygılanmak normal tepkiler iken bu tepkiler gereksiz bir alışkanlık haline dönüşebilir. Amaç alışkanlık haline gelmesini önlemektir.
• Kaygı bozuklukları ve panik atak her ne kadar size ortada biyolojik bir problem var gibi düşündürse de çoğu zaman problem biyolojik, vücut metabolizmanız ile ilgili değildir.
• Psikolojide yoğun olarak kullanılan birçok teknik sayesinde panik yaptığınız bir olaydan sonra karşılaştığınız benzer olaylarda sakinliğinizi nasıl koruyacağınızı öğrenebilirsiniz.
Panik Bozukluğundan Korkmayın
BELİRTİLERİ NELERDİR?
Göğüs ağrısı yada göğüste sıkışma
Çarpıntı, kalbin kuvvetli yada hızlı vurması
Terleme
Nefes darlığı yada boğulur gibi olma
Soluğun kesilmesi
Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecek yada bayılacak gibi olma
Uyuşma yada karıncalanma
Üşüme, ürperme yada ateş basması
Bulantı yada karın ağrısı
Titreme yada sarsılma
Kendini yada çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme
Kontrolünü kaybetme yada çıldırma korkusu
Ölüm korkusu

Bir panik atağında bu belirtilerden en az 4 yada daha fazlası bulunur. Dörtten daha az belirtinin görüldüğü ataklara ise kısıtlı panik atağı adı verilir.

NEDİR?
Panik bozukluğu, tekrarlayan, beklenmedik panik atakları ve ataklar arasındaki zamanlarda başka panik ataklarının da olacağına ilişkin sürekli bir kaygı duyma. Panik ataklarının “kalp krizi geçirip ölme”, “kontrolünü yitirip çıldırma” yada “felç geçirme” gibi kötü sonuçlara yol açabileceği inancıyla sürekli üzüntü duyma yada ataklara ve olası kötü sonuçlarına karşı önlem alarak (işe gitmeme, spor, ev işi yapmama, bazı yiyecek yada içecekleri yiyip içmeme, yanında ilaç, su, alkol, çeşitli yiyecekler taşıma gibi ) bazı davranış değişikliklerinin görüldüğü ruhsal bir rahatsızlıktır.

NASIL OLUŞUR?
İlk atak başlıyor:
Hiçbir neden yokken ve birden bire başlayan çarpıntı, terleme, göğüste sıkışma, nefes darlığı yada baş dönmesi, dengesizlik, fenalaşma yada baygınlık gibi belirtiler kişiyi dehşet içinde bırakır. Kişi ‘kalp krizi ’ geçirdiğini yada felç geçirmekte olduğunu zannederek yoğun bir ‘ölüm korkusu’ ya da ‘felç olma’ korkusu yaşar. Bazen de başında bir tuhaflık, sersemlik hissi, kendisini veya çevresini bir garip ya da değişik hissetme gibi duyguların ortaya çıkmasıyla, ‘kontrolünü kaybetmeye’ yada ‘çıldırmaya başladığını’ düşünerek kendisine yada çevresindekilere bir zarar vermekten korkmaya başlar. Hasta hemen, en yakın doktor ya da acil servise götürülür. Orada yapılan birçok muayene, çekilen film, elektrokardiyografi, tomografi ve diğer incelemelerde hiçbir şey bulunmaz. Hastanın nesi olduğu sorulduğunda doktorlar ‘hiçbir şeyi yok’ ya da ‘stresten olmuş ’ derler. Çoğu zaman sakinleştirici bir iğne yapılarak evine gönderilir.

Ataklar tekrarlıyor:
Bir süre sonra panik atakları tekrarlar. Hasta, her yeni atak ile aynı dehşet ve korkuyu yeniden yaşamaya ve acil servislere taşınmaya başlar. Her seferinde yeniden muayene, yeniden incelemeler yapılır ancak hiçbir şey bulunmaz. Hasta, kalbinde ya da beyninde kötü bir şey olduğuna, ancak doktorların bunu bir türlü bulamadığına inanmaya başlar. Bazen de yanlış tanı konularak hasta, antibiyotikten nefes açıcıya, çarpıntı ilacından tansiyon ve kalp ilacına, vitamine kadar değişik ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılır, ancak bir türlü iyileşemez.

Beklenti anksiyetesi gelişiyor:
Ataklar tekrarlamaya devam ettikçe, hasta, ataklar arasındaki dönemde gergin, huzursuz ve endişeli bir şekilde her an yeni bir panik atağının geleceğini beklemeye başlar. Bu endişeli bekleyişe “beklenti anksiyetesi” adı verilir. Atakların çoğu zaman belirsiz zaman ve yerlerde gelmesi bu kaygıyı daha çok arttırır. Ataklar sıklaştıkça, kalp krizi geçirip ölme, felç olma ya da kontrolünü kaybedip çıldırma korkuları pekişir.

Yoğun ve sürekli üzüntü:
Hastalar, evde kimsenin olmadığı bir zamanda kalp krizi geçirmekten ve hastaneye ulaşamadan ölmekten ya da kontrolünü kaybederek çıldırıp intihar etmekten, kendisine ya da yakınlarına bıçak ve bu gibi bir şeyle zarar vermekten, başkalarının bulunduğu ortamlarda çılgınca ve garip davranışlarda bulunarak rezil olmaktan şiddetle korkar. Bu düşüncelerin sürekli aklına gelmesinden dolayı da yoğun bir üzüntü duyarlar.

Yoğun davranışlar değişiyor:
Bir süre sonra ataklara ve ataklar sırasında gerçekleşeceğine inandıkları ” felaketler” e karşı bazı önlemler almaya ve kimi davranışlarını değiştirmeye başlarlar. Ataklara neden olabileceğini düşündükleri etkinliklerden, yiyecek ve içeceklerden vazgeçerler. Ataklara karşı evden çıkarken alkol / madde/ ilaç / kullanırlar. Ataklar sırasında kullanmak üzerede yanlarında ilaç, su, yiyecek v.b. taşırlar. Ataklar sırasında olabileceklere karşı önlem alırlar. Örneğin atak sırasında kontrolünü kaybederek çocuklarına zarar vereceğine inanan hastaların önlem alarak evdeki bütün bıçakları kilit altında tuttukları, çocuklarıyla yalnız kalmamaya çalıştıkları, atak sırasında fenalaşarak kendini yitireceğinden ya da bayılacağından korkan bayan hastaların, baygınken çalınır diye takılarını yanlarına almadıkları, onu baygın bulanların yardımcı olabilmesi için evinin / eşinin / ailesinin adresini, telefon numarasını, hatta tıbbi yardım için ulaşabilmek üzere doktorunun kartvizitini taşıdıkları görülmüştür. Bu hastalar, gerektiğinde acil yardımı çabuk alabilmek için bütün günlerini hastane bahçesinde geçirmeyi ya da güzergahlarını muayenehane, eczane ve acil servis bulunan yerlerden seçmeyi tercih ederler.

AGORAFOBİ NEDİR?
Hastaların % 60’ından fazlası, atakların geleceği yer ve durumlardan kaçınmaya başlarlar. Yalnız başına evde kalamaz, sokağa yalnız çıkamaz, otobüs, vapur, deniz otobüsü gibi taşıt araçlarına, asansöre binemez, dar sokak yada köprülerden geçemez, Pazar yeri, büyük mağazalar gibi kalabalık yerlere giremez olurlar. Bazen de, ancak yanlarında birisi ile yoğun bir endişe ve rahatsızlık duyarak bu tür yerlere gidebilirler. Hastaların, yalnız başlarına panik atağı geleceğini zannettikleri yerlere gidememe, o tür yerlerde kalamama durumlarına agorafobi denir.

NASIL BİR HASTALIKTIR?
Panik bozukluğu psikiyatristler tarafından iyi bilinen ve çok sık görülen bir rahatsızlıktır. Öyle ki, toplum içinde herhangi 100 kişinin yaklaşık 3-4’ ü bu hastalığı ya daha önce geçirmiştir ya da halen bu hastalığı yaşamaktadır. Her yaşta başlayabilmekle birlikte en sık 20-35 yaşları arasında başlar. Kadınlarda, erkeklere göre 2-3 kat fazla görülür.

NEDEN OLUŞUR?
Panik bozukluğunun neden olduğuna ilişkin iki bilimsel açıklama vardır:
Panik bozukluğu, beynimizde nöron adı verilen sinir hücrelerinden salgılanan, heyecan ve duygusal yaşantılarımızı düzenleyen bazı beyin hormonlarının düzensiz çalışması sonucu oluşmaktadır.
Panik bozukluğu, günlük yaşantımızda yaptığımız bazı davranışlarımızın sonucunda ortaya çıkan ve tamamen ‘doğal ve zararsız’ olan çarpıntı, terleme, nefes sıkışıklığı ya da baş dönmesi gibi bedensel belirtilerin, hasta tarafından kötü bir hastalığın belirtileri olarak değerlendirilmesi ve bunun sonucunda da ‘kalp krizi geçiriyorum, öleceğim’ ,’çıldırıyorum’ ‘felç olacağım’ şeklinde yanlış yorumlanması sonucu ile oluşur.

TEDAVİ ŞEKLİ
Panik bozukluğu, tedavisi mümkün bir hastalıktır. Bugün için etkinliği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış iki türlü tedavisi vardır. Bunlar:
1.İlaç tedavisi:
İlaçlar, beyin sinir hücrelerindeki hormon faaliyetlerini düzenleyerek panik bozukluğunu iyileştirirler. Halen, ülkemizde bu hastalığa iyi gelen ilaçlar bulunmaktadır.
İlaç tedavisi etkin dozda en az bir yıl sürdükten sonra, yavaş yavaş azaltılarak kesilmelidir.
2. Bilişsel-davranışçı tedavi:
Bu tedavide iki amaç vardır.
Hastanın, aslında tamamen ‘zararsız’ olan panik atağı belirtileri hakkındaki yanlış bilgi ve inanışlarının düzeltilmesi ve hastanın bu belirtilerle korkmadan baş edebilmesinin öğretilmesi amaçlanır.
‘Panik atağı gelirse’ endişesi ile, sokağa çıkma, vapur, otobüs, trene binme, kalabalık yerlere gitme gibi tek başına yapmaktan korktuğu şeylere bir plan dahilinde yeniden ‘alıştırılması’ amaçlanır.
En iyi sonuç, bu iki tedavinin birlikte uygulanması ile alınmaktadır.

UNUTMAYIN!
Panik bozukluğu, kesinlikle ölüme ya da çıldırmaya veya felç olmaya yol açan bir rahatsızlık değildir.
Doktorunuz önermedikçe korkularınız ile baş etmek için kalp, tansiyon, çarpıntı ilacı, vitamin, sakinleştirici ilaç ya da alkol kullanmayınız yada gerekir diye yanınızda taşımayınız.
Sadece doktorunuzun önerdiği ilaç ya da ilaçları kullanınız
İlacınızı doktorunuzun söylediği şekilde ve dozda kullanınız, o gün iyi ya da kötü oluşunuza göre dozu azaltıp arttırmayınız.
Tamamen iyileşseniz bile doktorunuza danışmadan tedavinizi kesmeyiniz.
Panik Atak için Öneriler
1-Hastalık hakkında doktorunuzdan ve yayınlardan çok iyi bilgi alın.
Temel Kural:"Düşmanını Tanı"
Sana ne yapıp ne yapamayacağını bil!
2-Dahili,fiziksel muayeneler ve tahlillerde hiçbir şey yoksa;bir daha tahlil yaptırmayın ve dahili muayeneye gitmeyin.
3-Her hastanın tedavi süresi,onun kişiliğine durumuna bağlı olduğundan tedavi süresini bilin ve bu süreyi en verimli bir şekilde kullanın.
4-Yakınlarınızıda doktorla görüştürün.Hastalığın sizin elinizde ve iradenizde olmadığını öğrensinler ve size"yüklenmesinler"
5-Umudunuzu ve kendinize olan güveninizi hiçbir zaman yitirmeyin."Başaracağım,bu hastalığı yeneceğim ve yaşama sımsıkı sarılacağım. Kendime inanıyorum ve güveniyorum!"
Telkinini sık sık yenileyin.
6-mümkünse her gün yarım saat yürüyüş yapın.
7-Her gün duş alın
8-Yüzme imkanınız varsa yüzün
9-Yılda iki kez tatil yapın.
10-Çözemediğiniz ve sizinle direkt ilişkisi olmayan sorunlarda üzülmeyin.
"Kulak arkası edin."
11-Kahve ,koyu çay, kolalı içeceklerden uzak durun.
12-Midenizi tıka basa doldurmayın, uzun süre aç kalmayın.
13-Sizin gibi panik yaşayan insanlarla bir araya gelin.Sosyal-kültürel faaliyetlerde bulunun.
14-Panik krizini hissettiğiniz an dikkatinizi başka yere vermeye çalışın
15-Nefes egzersizleri yapın (Derin nefes alıp içinizde tutun ona kadar sayın ve ağzınızdan üfler gibi yavaş yavaş verin)
16-Her gün gevşeme ( relaksasyon ) egzersizleri yapın.Bütün vücut kaslarınızı kasıp sonra gevşetin

"GÜLÜMSEYİN ÇÜNKÜ, BİZİM İÇİN DEĞERLİSİNİZ"

 

T.C. Konya Emniyet Müdürlüğü - Bilgi İşlem Şube Müdürlüğü
Musallabağı Mh. Telgırafçı Hamdibey Cd. Selçuklu KONYA  Tel : 332 237 64 00   Fax : 332 235 25 16