TERÖRLE MÜCADELE ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ

   Günümüzde terörizm, dünyada en çok tartışılan sorunlar arsında yer almaktadır.Bu sorun özellikle 11 Eylül 20001 tarihinde ABD’ deki Dünya Ticaret Merkezi ve Pentegon’a yapılan terörist saldırılardan sonra küresel bir boyut kazanmıştır.görünen o ki içinde bulunduğumuz 21. yüzyılda da insanoğlu için uğraşılması gereken en büyük sorunlar arasında terör, ön sıralarda yerini alacaktır.
     Türkiye’de de uzun süreden beri sürekli gündemde kalan en önemli sorunlardan biri olan terörizm, halen genel güvenliği tehdit edici  ve huzur bozucu bir faktör olarak kendisini  devam ettirmektedir.Çünkü yıllardan bu yana terörle mücadele bir güvenlik sorunu olarak ele alınarak, çözüm yolları üretilmeye çalışılmıştır. Halbuki terörizmin yalnızca bir güvenlik sorunu olmadığı, aynı zamanda ekonomik, sosyal, kültürel,siyasi ve kültürel nedenlere de bağlı bir olgu olduğu yapılan araştırmalardan anlaşılmaktadır. Bu bağlamda yalnızca güvenlik güçlerine değil, bütün devlet kuruluşları, siyasi partiler, basın,sivil toplum örgütleri ve toplumumuzda yaşayan herkese büyük görevler düşmektedir.

Terör:
Terör ve terörizm konularında farklı yaklaşımlar sergilenmektedir. Bu nedenle, kavramları zihinlerde berraklaştırabilmek için yerli ve yabancı kaynaklarda yer alan tanımların birlikte incelenmesinde fayda vardır.
Kökünü Latince "terrere" sözcüğünden alan terör deyimi "korkudan sarsıntı geçirme" veya "korkudan dehşete düşmeye sebep olma" anlamlarına gelmekte olup, ilk defa Dictionnarire de I'Academie Française'nin 1789 yılında yayınlanan ekinde rastlanmaktadır. Nitekim, 1789 Fransız ihtilali sonrasının dönemi tarihçilerince "terör rejimi-rejime de la terreur" olarak anıldığı Türkçe’deki karşılığı "yıldırma, korkutma" olan terör kelimesi Fransızca Petit Robert sözlüğünde "bir toplumda bir grubun halkın direnişini kırmak için meydana getirdiği ortak korku" anlamında yer alırken, Siyasi Terimler ve Örgütler sözlüğünde "kamu otoritesini veya toplum yapısını yıkmak için girişilen korku ve yılgınlık saçan şiddet hareketleri" olarak belirtilmektedir.
Terörün Tanımı:Terör cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek, Devletin otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek,temel hak ve hürriyetleri yok etmek, devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini ve genel ahlakı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir.
İki veya daha fazla kimsenin birinci fıkrada yazılı terör suçunu işlemek amacıyla birleşmesi halinde bu kanunda yazılı olan örgüt meydana gelmiş sayılır.
Örgüt terimi, Türk Ceza Kanunu ile ceza hükümlerini içeren özel kanunlarda geçen teşekkül, cemiyet, silahlı cemiyet, çete veya silahlı çeteyi kapsar.
Terörün Unsurları

        İdeolojik Unsur
       Terörün öncelikle bir ideolojik alt yapısının olması gerekmektedir. İdeolojik unsur, örgütün hareket noktasını oluşturmaktadır. Örgüt, benimsediği ideoloji doğrultusunda hareket etmekte, stratejisini buna göre belirlemektedir.Terör örgütlerinin siyasi eğitim adını verdikleri faaliyetlerin amacı, örgütün dayandığı temel ideolojiyi örgüt mensuplarına benimsetmek ve örgütün hedefleri doğrultusunda bilinçlendirmektir. İdeolojik eğitim de diyebileceğimiz bu süreçle örgüt mensuplarının örgüte bağlılıkları sağlanır.Günümüzde terör örgütlerinin dayandığı başlıca ideolojiler arasında, Marksist-Leninist ideoloji (Komünizm), Milliyet (etnik) kaynaklı ideoloji (Faşizm, Kürtçülük, Ermeni Milliyetçiliği gibi), dini kaynaklı ideoloji gibi farklı kaynakları temel alan, ancak hedef olarak rejim değişikliğini veya bölünen topraklar üzerinde yeni bir devlet kurmayı amaçlayan ideolojiler yer almaktadır.

Örgüt Unsuru
Terörün bir diğer unsuru ise örgütlü yapıdır. Terörle Mücadele Kanununa göre örgüt, iki veya daha fazla kimsenin aynı amaç etrafında birleşmesiyle meydana gelir.
Örgüt; organize bir yapı içerisinde, aynı ideolojiyi benimseyen ve aynı hedefe yönelmiş kişilerden oluşur. Günümüzde terör örgütleri, çoğunlukla örgüt lideri ile ona bağlı üst düzey sorumlular ve daha alt düzeydeki bölge, il ve birim sorumlularından  oluşmaktadır.
Örgütsel yapılanmada illegal teşkilatlanma ve gizlilik esastır. Bu aynı zamanda örgütün temel güvenlik ihtiyaçlarına yönelik bir yapılanmadır. İllegal faaliyet, legal alanda öne çıkan sempatizanların illegal alana kaydırılmaları ile beslenir. Böylece, operasyonlarla ortaya çıkan kadro kayıpları, yeni ve deşifre olmamış örgüt mensuplarının illegal kadrolara aktarılmasıyla giderilmeye çalışılır.
Şiddet  Unsuru
Terörün en önemli unsuru, şiddet unsurudur. Terör örgütleri şiddeti, ideolojileri doğrultusunda belirledikleri hedeflere ulaşmada önemli bir araç olarak görmekte, "silahlı propaganda" adı da verilen terör eylemlerini, mevcut anayasal düzeni değiştirmek için kaçınılmaz bir yöntem olarak benimsemektedirler. Terör örgütleri, gerçekleştirdikleri şiddet eylemleri ile topluma korku salarak, halkta bıkkınlık ve yılgınlık duygusu oluşturup, vatandaşın devlete olan güvenini sarsmayı ve kaos ortamı yaratmayı hedeflemektedirler.
Terör Suçları
Terör suçları; Terörle Mücadele Kanununun, 3. Maddesinde, TCK' ya yapılan atıfla, Türk Ceza Kanununun 125, 131, 146, 147, 148, 149, 156, 168, 171, 172  maddelerinde yazılı bulunan suçlardır.
Ayrıca, işleniş amaçları nedeniyle bazı suçlar da terör suçları olarak kabul görmektedir. Bunlar da ; Terörle Mücadele Kanununun 4.maddesine göre; Türk Ceza Kanunun 145, 150, 151, 152, 153, 154, 155,157 ve 169 ve 384 üncü maddeleri ile 499 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yazılı suçlar ile 2845 sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 9 uncu maddesinin (b), (c) ve (e) bentlerinde yazılı bulunan suçlardır.
Terörizm:
Terörizm kavramı,terör yöntemlerinin siyasi bir amaçla örgütlü,sistemli ve sürekli bir şekilde kullanılmasını benimseyen bir strateji olarak terör kavramından ayrılmaktadır.Terör terimi, dehşet ve korkuyu belirtirken terörizm, bu kavrama süreklilik ve siyasal içerik katmaktadır.
Buradan hareketle terörizm, "Savaş ve diplomasi ile kazanılmayan sonuçları elde etmek , korkutmak ve itaat ettirmek için bir teoriye , felsefeye ve ideolojiye dayanılarak siyasi maksatlarla, iradi olarak terör ve şiddetin sistemli ve hesaplı bir şekilde kullanılmasıdır" şeklinde tanımlanabilir.
Ansiklopedik tanımlarda ise terörizm;
International Encylopedia of Social Sciences'de; "önceden belirlenmiş hedefleri elde etmek için şiddet kullanan, şiddete başvuran bir grubun veya partinin kullandığı metod",Meydan Larousse'da; "ihtilalci grupların giriştiği şiddet eylemlerinin tümü, tedhişçilik, bir hükümet tarafından uygulanan şiddet rejimi",
Ana Britannica'da; "siyasal bir hedefe ulaşmak amacıyla devlete, halka ya da bireylere karşı sistemli şiddet eylemlerine başvurma" şeklinde tanımlandığı görülmektedir.
Ceza Hukukçusu Ordinaryus Prof. Dr. Sulhi DÖNMEZER ise ".şiddetin, sosyal, ulusal, ırki, dinsel, fesat çıkarıcı ve diğer maksatlarla ve sosyal sınıflar arasında çatışma ve savaşı tahrik etmek üzere planlı ve hukuk dışı olarak kullanılması." şeklinde bir tanım vermektedir.
Terörizmin Amacı:
Terörizmin temel amacı, bir davaya veya siyasal anlaşmazlığa dikkat çekilmesidir. Bu "dikkat çekme" şiddet eylemleri neticesinde toplumda oluşturulan korku ve dehşet havası ile sağlanmaktadır.
Kitle iletişim araçlarının sağladığı imkanlardan da yararlanan terörizm, yarattığı korku ve dehşet ile bir bakıma topluma; "Benden yana mısın, değil misin?", "benden değilsen düşmanımsın", "düşmanımsan hedefimsin", "senin yaşama hakkın yoktur." şeklinde belirtilebilecek "taraf olma" çağrısında bulunmaktadır. Terörizm, bu dramatik çağrılar ile insanlara tarafsız olma hakkını yasaklamakta, onların zihinsel ve duygusal masumiyetini yok etmekte, şiddet ortamına çekmekte ve toplumun şiddet yoluyla siyasallaşmasına, kutuplaşmasına yol açmaktadır. Toplumdaki kutuplaşmalar da zihinsel ve duygusal yönden bölünmüş "çatışan tarafları" ortaya çıkarmaktadır. Çatışan tarafların ise toplumun birlik ve bütünlüğünü bozacağı, dolayısıyla terörün amacına hizmet edeceği açıktır.

   Terörizmin benimsediği bir diğer amaç, kargaşa yaratarak toplumun direnme gücünü kırmak, yerleşik sosyal ve siyasal düzenin arkasındaki halk desteğini şiddet yoluyla zayıflatmaktır.
   Terörizmin bazı güçler tarafından birtakım siyasi ve ekonomik çıkarlar sağlamanın da aracı olarak kullanıldığı dikkate alındığında amaç oldukça farklılaşmaktadır. Bu gibi durumlarda terörizmin amacı,
    Bir kazanım elde etmek maksadıyla hedef alınan ülke ve toplumda belirli ortamların oluşmasına aracılık etmektir.
    Türkiye gibi stratejik öneme sahip ülkelerin terör ortamında tutulmasında, ülkemizi hedef olarak seçmiş devletler ve birtakım güçlerin çıkarları açısından zaruret bulunduğu, terörün amacının da sadece bu ortamın devamını sağlamak olduğu değerlendirilmektedir.

Bu nedenle terörizm, bir siyasi mücadele aracı olmaktan çıkıp, bir ülkenin bir başka ülkeyi zayıflatmak ve istikrarsızlaştırmak için kullandığı bir araç haline gelmektedir.
Öte yandan terörizm kitlelere yönelik hedef gözetmeyen şiddet eylemleriyle, toplumun güven duygusunu ortadan kaldırarak, halkın can derdine düşmesini ve olaylara tepkisiz kalmasını amaçlar. Böylece kitleler terörizme karşı duyarlılıklarını yitirir, terörü kanıksar ve devletle toplum arasında güven açısından büyük bir uçurum oluşur.
Terörizmin bir başka amacı da; baş eğdirmek, itaat ettirmektir. Terörizmin bu türü, terörist örgütlerce kendi üyelerine ve etkilemek istedikleri halk kesitlerine uygulanabilmektedir.
Terörist gruplarca amaçlanan; yandaşlar kadar "seyircilerin" de itirazsız baş eğmeleri, "hedef kitlenin" emredileni yapmasıdır. Etkilenmesi amaçlanan bireylere ikinci defa düşünecek zaman ve aksine davranabilecekleri alan bırakılmaz. Amaç, "hedef kitleyi" yıldırmak, yönlendirmek ve yönetmektir.
Terörizmin Özellikleri:
Terörizmin özellikleri, dünyada faaliyet yürüten terör örgütleri ve onların eylem şekilleri çerçevesinde aşağıdaki gibi özetlenebilir.
1.Terörizm bir ideoloji, bir doktrin, hatta sistematik bir fikir değil, stratejidir.
2.Terörizm,terör eylemlerini meşrulaştıracak bir senaryo hazırlar.
3.Terörizm,yeni bir düzen ve gelecekte zafer vaat eder.
4.Terörizm, uluslararası siyasetin bir parçasıdır, dolayısıyla dış destek olmadan yaşatılamaz.
5.Terörizm,propaganda ile doğar, gelişir ve propaganda ile yaşar. Bizatihi kendisi bir propaganda aracıdır.
6.Terörizm, Devlet otoritesine alternatif getiren örgütlü bir harekettir.
7.Mali destek terörün vazgeçilmez gereksinmesidir. Bu nedenle; soygun ile silâh ve uyuşturucu kaçakçılığı yapar.
8.Terör, bir hak arayışı, düzen önerisi ve bağımsız devlet kurma isteklerinden biri veya derece farklılığıyla her üçünün bir arada bulunduğu gerekçelerle ortaya çıkabilir.
9.Terör, bilinçli ve amaçlı eylemler olarak belirir.
10.Terör, şiddet uygulamayı giderek amaç konumuna taşır. Dehşet ve korku salarak yılgınlık yaratır. Zorba, acımasız, istismarcı ve kuralsızdır.
11.Terör, bazen başka güç veya güçlerin taşeronudur
12.Terör kendi dilini yaratır ve kullanır.
13.Terörün genellikle siyasi bir amacı vardır.
14.Terör eylemleri, örgütlü bir çabayı gerektirir. Bütün bu eylemler, bireysel olmaktan çok, bir grubun katılımıyla gerçekleşmektedir.
Uluslararası Terörizm:
Güçlü devletlerin etkin politikaları karşısında kendisi için bir çıkış noktası bulamayan bazı devletler, terörü engelleri aşmada bir araç olarak görmüşlerdir. Güçlü bazı devletlerin de uluslararası alanda kendi politikalarının işlerliğini kolaylaştırmak ve rakiplerini etkisiz kılabilmek için terörü bir araç olarak kullandıkları görülmektedir.
Geçtiğimiz yüzyılda; özellikle İkinci Dünya savaşından sonra nükleer bir dengenin kurulması ile sıcak savaştan kaçınılmış, buna mukabil terörizm gün geçtikçe yaygınlaşmıştır. Terörizmin, uygulama alanı olarak seçilen bazı küçük ve geri kalmış, demokrasisi tam gelişmemiş ülkelerde başarıya ulaşmış olması, uygulayıcı olan ülkeleri cesaretlendirmiş ve böylece terör alanı gittikçe genişlemiştir.
Bu safhadan sonra terörizm uluslar arası bir savaş türü olarak önümüze gelmiştir. Verilen destek, zamanla terörizmin boyutlarının büyümesine ve uluslararası nitelik kazanmasına neden olmuştur. Dolayısıyla, gerçek anlamı içerisinde ve global olarak terörizme bakıldığında dolaylı yıpratma (destabilizasyon) yöntemlerinin kullanıldığı bir dünya iç savaşı olarak da adlandırılabilir.

   Özel bir şiddet eylemi veya değişik bir soğuk savaş şekli olan terörizm, uluslararası alanda etkin ve güçlü devletlerin, gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerin içerisindeki sosyal, ekonomik, kültürel ve benzeri birçok alandaki sorunların istismar edilmesi sonucu, var olan veya suni olarak oluşması sağlanan şiddet içerikli fikir ve hareketlerin belirli bir amaç için harekete geçirilmesi sonucu ortaya çıkmaktadır.
   Günümüzde terörün en önemli özelliği, uluslar arası bir nitelik kazanması ve bu ilişkilerini oldukça geliştirmiş olmasıdır. Artık, teröristler eskiden olduğu gibi sadece içinde bulundukları ülke ile sınırlı kalmayıp, başka ülkelerdeki farklı gruplar ile bağlantılar kurarak karşılıklı destek sağlamaktadırlar.
  Dolayısıyla teröristler, uluslararası bağlantılarını ve modern teknolojiyi de kullanmak suretiyle milletlerarası etki yapan eylemler düzenleyebilmektedirler.

Terör örgütlerinin başka ülke ve gruplardan destek almadan başarıya ulaşması, varlığını sürdürmesi hemen hemen imkansız gibidir. Özellikle eğitim, teşkilatlanma, finans ve silahlı eğitim için dış desteğe ihtiyaç duymaktadırlar. Bu özelliği ile terörizm uluslar arası bir nitelik kazanmaktadır.
1989 basımı, "Terörizm, Dünü, Bugünü, Yarını" adlı kitabında Profesör Yılmaz ALTUĞ tarafından yapılan tespite göre terörizm;
*Yabancılara veya yabancılara ait hedeflere yöneltilirse,
*Hükümetler veya birden fazla devlet tarafından beslenen unsurlarca yapılırsa,
*Bir yabancı hükümetin veya uluslararası örgütlerin siyasi mekanizmalarını etkilemek için yapılırsa uluslararası nitelik kazanmaktadır.
Günümüzde bazı devletlerin ekonomik veya politik çıkarları gereği, bazı devletlerin ise, uluslar arası alanda kendi milli politikaları ile çatışan diğer devletlere karşı dolaylı yıpratma ve dayatma yöntemi olarak terörizmi bir maşa olarak kullanmaları ve desteklemeleri sonucu terörizmin boyutları genişlemiş ve uluslararası bir nitelik kazanmıştır. Savaş, diplomasinin devamıdır.
Terörizm, savaş ve diplomasi ile elde edilemeyen sonuçları elde etmek için yapılan eylem veya eylemlerdir" ifadesi uluslararası terörün anlaşılmasına ışık tutmaktadır.
Terörizmin uluslararası bir nitelik kazanmasının ve artmasının başlıca nedenleri;
1-Uluslararası haberleşme ve ulaşım araçlarının son yıllardaki çok hızlı gelişimi,
2-Yeni silah ve teçhizatlar ile teknolojik imkanların artması,
3-Bazı ülkelerin ideolojilerini ve devrimlerini yaymada terörizmi yöntem olarak seçmeleri,
4-Uluslararası terör örgütleri arasındaki istihbarat, eğitim, lojistik, teknik, finans temini, eylem yöntemleri konusunda organik bağların ve işbirliğinin artması, sayılabilir.
Bu açıklamalardan sonra uluslararası terörizmi, bir veya birden çok ülke vatandaşlarınca oluşturulmuş, desteğini içeriden ve dışarıdan, bir veya birden çok kaynaktan sağlayan organizasyon, kişi veya guruplarca, her hangi bir toplum, devlet veya devletler üzerinde baskı yaratmak suretiyle bazı kazanımlar sağlamak, etnik ve bölgesel sorunları tahrik ederek ülkelerin ulusal menfaatlerine zarar vermek amacıyla şiddet eylemlerine başvurulmasıdır. şeklinde tanımlamak mümkün olabilir.
Uluslararası Sözleşmelerde Terörizm
Daha öncede de ifade edildiği gibi, terörün başarısı büyük ölçüde dış desteğe bağlıdır. Dış desteği olmayan terörün başarı şansı yoktur.
Ülkeler iç hukuk kurallarıyla terörü önlemeye çalışırken, sorunun uluslararası boyutu nedeniyle uluslararası alanda terörü önlemek amacıyla yapılan çalışmalara destek veya onay vermek zorundadırlar.
Buna rağmen uluslararası topluluğun beklenen hedefe ulaştığını söylemek mümkün değildir.
Çünkü kimi ülkelerce terör olarak görülen bir olgu başka ülkeler tarafından şiddet, isyan veya gerilla savaşı, bir etnik grubun kurtuluş mücadelesi, düşük yoğunlukta savaş olarak algılanmaktadır.
Ayrıca, "terör"le "siyasi suç" kavramları da iç içe girmiş kavramlar olduğundan, ülkeler farklı teşhis koymaktadırlar. Bu teşhiste ülkelerin, ekonomik, siyasi ve askeri çıkarları önemli rol oynamaktadır. Bir terörist, suç işledikten sonra yurtdışına kaçmakta, gidilen ülke, suç kendi ülkesinde işlenmediği için, suçu, "siyasi suç" olarak kabul ederek, herhangi bir yargılama yapmamakta ve suçluyu iade etmemektedir. Çünkü uluslararası hukuka göre "siyasi suçlarda iade yoktur.
I- Milletler Cemiyeti Kararlarında Terörizm
Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam), 1935 yılında Kopenhag konferansında "Terörün Önlenmesi ve Cezalandırılması " ve "Uluslararası Ceza Mahkemesi Kurulması" konularında iki sözleşme hazırlamış ve bunlar 16 Kasım 1937 de Cenevre'de imzalanmıştır.
"Terörün Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'nin 8. Maddesine göre, "teröristi ya iade et veya cezalandır" ilkesi benimsenmiştir. Böylece terör ile siyasal suç kavramında anlaşamama durumunda suçluların cezasız kalmaları önlenmiş olmaktadır. Sözleşme, terör ile ilgili bilgilerin tek merkezde toplanmasına da olanak sağlamaktadır. Ancak, bu iki sözleşme bazı ülkeler tarafından imzalanmışsa da, 2. Dünya Savaşının yaklaşması, Cemiyetin etkinliğini giderek kaybetmesi gibi nedenlerle yürürlüğe girememiştir. Buna rağmen terör olayının Cemiyette bu denli ciddiyetle ele alınması önem taşımış ve daha sonra BM tarafından da ele alınmasının öncüsü olmuştur .
II- Birleşmiş Milletler Kararlarında Terörizm
BM, terörle mücadele konusunda ilk defa 1937 tarihli Cenevre Sözleşmesine atıfta bulunarak "Devletler arasında BM şartlarına uygun bir şekilde Dostane Münasebetler Kurma ve İşbirliği Yapılmasına Dair Milletlerarası Hukuk İlkeleri Hakkında Bildiri" ile kimsenin teröre destek olmamasını istemiştir.[6]
Birleşmiş Milletler kurulduğu günden bugüne kadar, terör eylemlerine karşı uluslararası sözleşmeler ya da bildiriler hazırlayarak, üye ülkelerin imza ve onayına sunmaktadır. Terörle mücadelede demokratik ülkelerin normlarını oluşturan bu sözleşmelerden bazıları şunlardır:
1-14 Eylül 1963 tarihinde Tokyo'da imzalanan, "Uçak içinde işlenen suçlar ve diğer eylemler hakkında sözleşme",
2-16 Aralık 1970 tarihinde Lahey'de imzalanan "Uçağın hukuka aykırı olarak ele geçirilmesinin ortadan kaldırılması hakkında sözleşme",
3-23 Eylül 1971 tarihinde Montreal'de imzalanan "Sivil havacılık güvenliğine karşı eylemler sözleşmesi" ve buna ek 24 Şubat 1988 tarihli protokol,
4-14 Aralık 1973 tarihinde New York'ta imzalanan "Diplomatik görevliler dahil uluslararası alanda koruma altındaki kimselere karşı işlenen suçların önlenmesi ve cezalandırılması hakkında sözleşme",
5-17 Aralık 1979 tarihinde New York'ta imzalanan "Rehin almaya karşı sözleşme",
6-10 Mart 1988 tarihinde Roma'da imzalanan "Güvenli deniz taşımacılığında yasaya aykırı eylemlerin ortadan kaldırılması hakkında sözleşme",
7-1 Mart 1991 tarihinde Roma'da imzalanan "Kıta sahanlığı üzerine yerleştirilmiş sabit platformların güvenliğine karşı hukuk dışı eylemlerin kaldırılması hakkında protokol",
8-1 Mart 1991 tarihinde Montreal'de imzalanan "Arama amaçlı plastik patlayıcıların markalanması hakkında sözleşme",
9-9 Aralık 1994 tarihinde "Uluslararası Terörizmi Ortadan Kaldırmak İçin Alınacak Önlemler" başlıklı bir bildirge.
10-11 Eylül 2001 tarihinde ABD'de meydana gelen terör saldırısından sonra ise aşağıda metni verilen 1373 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararı,
Terörle mücadele konusunda uluslararası tavrı ortaya koymaktadır.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Kararı ( 28 Eylül 2001 gün ve 1373 Sayılı S/RES/1373 )
Güvenlik Konseyi;
10 Ekim 1999 gün 1269 (1999) sayılı ve 12 Eylül 2001 gün 1368 (2001) sayılı kararlarını,
New York, Washington, D.C. ve Pennsylvania'da 11 Eylül 2001 tarihinde meydana gelen terörist saldırıları kesin olarak kınayarak bu çeşit faaliyetleri önlemekteki kararlılığını,
Diğer uluslararası terörizm eylemleri gibi, bu eylemlerin de uluslararası barış ve güvenliğe karşı tehdit oluşturduğunu, 1368 (2001) sayılı kararda da tekrarlandığı gibi, Birleşmiş Milletler Sözleşmesince tanınan şahsi ve toplu halde meşru müdafaa hakkını,
Birleşmiş Milletler Sözleşmesi doğrultusunda, terörist eylemlerin uluslararası barış ve güvenliğe karşı yaptığı tehdit ile her türlü vasıtayı kullanarak mücadele etmek ihtiyacını teyit ederek,
Dünyanın pek çok bölgesinde hoşgörüsüzlük ve aşırılığın kışkırttığı terörist eylemlerin arttığından endişe duyarak, Devletleri acilen, işbirliğinin artırılması ve terörizmle ilgili uluslararası sözleşmelerin tam olarak ifası yoluyla terörist eylemleri önlemek ve bastırmak için müşterek çalışmaya davet ederek, Devletlerin, ülkelerinde tüm yasal yolları kullanma yoluyla,
Her türlü terörist eylemin finanse edilmesini ve hazırlanmasını önlemek ve bunlarla mücadele etmek için ilave tedbirler alarak uluslararası işbirliğini tam olarak gerçekleştirmeye duydukları ihtiyacın önemini takdir ederek, Genel Kurul'un, Güvenlik Konseyi'nin 13 Ağustos 1998 gün ve 1189 (1998) sayılı kararı ile de tekrar edilen, Ekim 1970 tarih ve 2625 (XXV) sayılı kararındaki, "her devletin kendi ülkesinde, bir başka devletin topraklarındaki terörist faaliyetleri organize etmek, kışkırtmak, yardımcı olmak ve yer almaktan kaçınma görevi olduğu" konusundaki prensiplerini tasdik ederek, Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin VII. bölümü çerçevesinde hareket ederek;
1. Tüm Devletlerin;
(a)Terörist faaliyetlerin finansmanını önleyeceklerini ve bununla mücadele edeceklerini,
(b)Kendi vatandaşlarınca; herhangi bir vasıta kullanarak, doğrudan veya dolaylı bir şekilde, terörist faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde kullanılması niyetiyle veya bu amaçla kullanılabileceğini bilerek fonlar oluşturulmasını veya toplanmasını veya bu eylemlerin kendi topraklarında işlenmesini suç haline getireceklerini,
(c)Terörist eylemleri yapan veya yapmaya teşebbüs eden veya bu eylemlerin yapılmasında rol alan veya bunları kolaylaştıran kişilerin; bu kişilerin doğrudan veya dolaylı olarak sahip oldukları veya kontrollerinde tuttukları kuruluşların ve bu kişilerin veya malların lehine veya onların istikametinde hareket eden kişi ve kuruluşların, -doğrudan veya dolaylı olarak bu şahısların veya irtibatlı bulundukları şahıs veya kuruluşların sahibi oldukları veya kontrollerinde bulundurdukları mallardan elde edilenler de dahil olmak üzere- fon ve diğer mameleklerini veya ekonomik kaynaklarını vakit geçirmeksizin donduracaklarını,
(d)Vatandaşlarının veya topraklarında bulunan kişi veya kuruluşların;
Terörist eylemleri işleyen veya işlemeye teşebbüs eden veya bu eylemlerin işlenmesinde rol alan veya bunları kolaylaştıran kişilerin;
Bu kişilerin doğrudan veya dolaylı olarak sahip oldukları veya kontrollerinde tuttukları kuruluşların ve bu kişi ve kuruluşların lehlerine veya onların istikametinde hareket eden kişi veya kuruluşların para, mal veya ekonomik kaynaklar veya mali veya diğer irtibatlı hizmetleri temin etmelerini yasaklayacaklarını kararlaştırmaktadır.
2. Aynı zamanda devletlerin;
(a)Aktif veya pasif olarak terörist eylemlere karışan kişi veya kuruluşlara, terörist gruplara eleman temini ile mücadele ve teröristlere silah temininin ortadan kaldırılması da dahil olmak üzere, her ne surette olursa olsun destek vermekten kaçınacaklarını,
(b)Bilgi teatisi yoluyla diğer devletlerin önceden ikaz edilmesi de dahil olmak üzere, terörist eylemlerin işlenmesini engellemek için gerekli adımları atacaklarını,
(c)Terörist eylemleri finanse eden, planlayan, kolaylaştıran, destekleyen veya işleyenlerin sığınma taleplerini reddeceklerini,
(d)Terörist eylemleri finanse eden, planlayan, kolaylaştıran, destekleyen veya işleyenlerin, bu amaçlarını başka devletlerin veya o devletlerin vatandaşlarının aleyhine gerçekleştirmemeleri için, kendi topraklarını kullanmalarını önleyeceklerini,
(e)Terörist eylemlerin finanse edilmesinde, planlanmasında, hazırlanmasında veya işlenmesinde rol oynayan şahısların adalet önüne çıkarılmasını ve -haklarında alınan tüm diğer tedbirlere ilave olarak- bu eylemlerin iç hukuktaki kanun ve diğer hukuki düzenlemelerde ağır cezayı gerektiren suç olarak kabul edilmesini ve verilecek cezanın terörist eylemlerin ciddiyetini yansıtacağını garanti edeceklerini,
(f)Ceza usulünün tatbik edilebilmesi için elde edilmesi gerekli delillerin temininde yardımlaşma da dahil olmak üzere, terörist eylemlerin finanse edilmesi veya desteklenmesi konusunda soruşturma veya muhakeme ile ilgili karşılıklı olarak azami yardımı yapacaklarını,
(g)Etkili sınır kontrolü, kimlik ve seyahat belgelerinin verilmesindeki kontroller ve kimlik ve seyahat belgelerinin sahtelerinin yapılmasının, tahrif edilmelerinin veya hileli bir şekilde kullanımlarının engellenmesine yönelik tedbirler alınması suretiyle teröristlerin veya terörist grupların hareketlerinin önlenmesini kararlaştırmaktadır.
3. Devletleri;
(a)Özellikle terörist şahıs ve şebekelerinin faaliyetleri veya hareketleri; sahtesi yapılmış veya tahrif edilmiş seyahat belgeleri; silah, patlayıcı veya hassas maddelerin kaçakçılığı; iletişim tekniklerinin terörist gruplarca kullanılması ve kitle imha silahlarının terörist grupların eline geçmesi tehdidi konuları ile ilgili olmak üzere, operasyonel bilgilerin teatisinin artırılması ve hızlandırılması yollarını aramaya,
(b)Terörist eylemlerin yapılmasını engellemek amacıyla, ulusal ve uluslararası hukuk ile uyum içinde bilgi teatisine ve idari ve yargısal konularda işbirliği yapmaya,
(c)Özellikle ikili ve çok taraflı düzenlemeler ve anlaşmalar yoluyla, terörist eylemleri önlemeye, onlarla mücadele etmeye ve eylemlerin faillerine karşı tedbirler almaya,
(d)9 Aralık 1999 tarihli Terörizmin Finansmanı ile Mücadele Uluslararası Sözleşmesi dahil olmak üzere, terörizm ile ilgi olarak yapılan uluslararası sözleşme ve protokollere mümkün olduğu kadar kısa sürede taraf olmaya,
(e)Terörizm konusundaki uluslararası sözleşme ve protokoller ile Güvenlik Konseyi'nin 1269 (1999) ve 1368 (2001) sayılı kararları konusunda işbirliği ve hükümlerinin tam olarak yerine getirilmesi konularının geliştirilmesine,
(f)Sığınmacılara mülteci statüsünün verilmesinden önce, terörist eylemlerin ifasını planlamamış, kolaylaştırmamış veya bu eylemlerde yer almamış olduklarını tespit amacıyla, İnsan Haklarının uluslararası standartları da dahil olmak üzere, ulusal ve uluslararası hukuk tarafından konulan şartlar çerçevesinde tedbirler almaya,
(g)Uluslararası hukuk çerçevesinde, mülteci statüsünün terörist eylemlerin failleri, organizatörleri veya kolaylaştırıcıları tarafından suiistimal edilmemesi ve siyasi motivasyon iddialarının sanık teröristler hakkında yapılan iade taleplerinin reddedilmesi için bir gerekçe sayılmamasını garanti etmeye davet etmektedir.
4.Uluslararası terörizm ve uluslararası organize suçlar, yasadışı uyuşturucu maddeler, para aklama, yasadışı silah kaçakçılığı ve nükleer, kimyasal, biyolojik ve diğer potansiyel ölümcül maddelerin yasadışı hareketleri arasında sıkı ilişkiler bulunduğunu kaydetmekte ve bu vesileyle ulusal ve uluslararası güvenliğe karşı yönelik olan bu ciddi tehdit ve tehlikeye karşı verilecek global cevabın kuvvetlendirilmesi için ulusal, yarı-bölgesel, bölgesel ve uluslararası seviyelerdeki çabaların koordinasyonunun geliştirilmesine duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır.
5.Terörizm faaliyetleri, metotları ve uygulamalarının ve aynı zamanda terörist eylemleri bilerek finanse etmek, planlamak ve kışkırtmanın da Birleşmiş Milletlerin amaç ve prensiplerine aykırı olduğunu bildirmektedir.
6.Uzmanların yardımıyla, bu karara uyulup uyulmadığını gözlemlemek amacıyla Geçici 28 inci usul kuralı doğrultusunda, Güvenlik Konseyi bünyesinde konseyin tüm üyelerinin katılımıyla bir komite oluşturulmasına karar vermektedir ve bu kararın kabulünü takip eden 90 gün içerisinde ve sonrasında da komite tarafından tayin olunacak zaman çizelgesi dahilinde, bu Kararın hükümlerinin yerine getirilmesinde elde edilen gelişmelerin komiteye bildirilmesi hususunda devletlere davette bulunmaktadır.
7.Komiteyi görevlerinin çerçevesini çizmeye, bu kararın kabulünden itibaren 30 gün içinde bir çalışma programı sunmaya ve Genel Sekreter ile müzakereli olarak kararın gerektirdiği desteği mütalaa etmeye yönlendirmektedir.
8.Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nde geçen sorumluluklar çerçevesinde, bu kararı tam olarak icra etmek amacıyla gerekli tüm adımların atılacağına dair azmini ifade etmektedir.
9.Bu meselenin gündemde kalmasına karar vermektedir.
III- Avrupa Konseyi Kararlarında Terörizm
Avrupa Konseyi, kararları ile teröre karşı uluslararası önlemler alan etkin bir bölgesel kuruluştur. Avrupa Konseyi Danışma Meclisi, 1973'de aldığı 703 sayılı kararıyla uluslararası terörün bir suç olduğunu belirtmiş ve "teröriste ya ceza ver, ya da iade et" kuralı desteklenmiştir.
Konseyin 1974 tarihli 3 sayılı tavsiye kararı, uluslararası terörizm konusunda önem taşımaktadır.
27.01.1977'de, "Terörün Önlenmesi Hakkında Avrupa Sözleşmesi" de kapsamlı ve tek bir metin oluşturularak imzalanmış ve 1978'de yürürlüğe girmiştir. Strasbourg'da Türkiye dahil 17 ülke tarafından onaylanmış bulunan bu belgeyi, sadece Malta ve İrlanda tasdik etmemiştir.[8] Sözleşmenin amacı, terör eylemlerini yapanların ceza almalarını sağlamaktır. Bu amaçla sözleşme, suçluların iadesi konusuna ağırlık vermektedir.
Bakanlar Komitesi'nin 15.01.1982 tarih, 1 sayılı tavsiye kararı ile terör fiillerinin kovuşturulması ve cezalandırılması ile ilgili tavsiye kararı, 28.04.1982 tarih ve 941 sayılı tavsiye kararı, Avrupa Konseyi İstişari Asamblesi'nin 1984'de benimsediği "Avrupa'da Terörizme Karşı Demokrasinin Savunulması" konusundaki 1982 sayılı kararı, 1984'de Madrit'te toplanan Adalet Bakanları 14. Konferansında ele alınan "Terörizm ve Uluslararası Organize Suçlara Karşı Mücadele İşbirliği"ne ilişkin 4 nolu karar önem taşımaktadır.
IV-Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı'nın (AGİT) Terörizme Bakışı
Bugüne kadar Avrupa Güvenlik İşbirliği Örgütü'nün düzenlemiş olduğu toplantılarda ortaya konan belgelerde, terörle ilgili bazı kararların alındığı görülmektedir.
V-1975 Helsinki Nihai Senedinde, devletlerin terörist eylemlere doğrudan yada dolaylı şekilde yardım etmekten kaçınacakları vurgulanmaktadır.
VI-1983 Madrid Belgesinde, toplantıya katılan devletler, uluslararası ilişkilerde şiddet kullanılması dahil terörizmi kınamakta; terörizmin masum insanların canına kastettiğini, insan haklarını ve temel özgürlükleri yok ettiğini belirtmekte; terörizmle mücadele için ikili ve çok taraflı işbirliği özendirilmekte; ülkeler kendi topraklarının terör eylemlerinin hazırlanması, düzenlenmesi konusunda kullanılmasına, bunları yapanların orada barındırılmasına izin vermeyeceklerini belirtmekte; bu eylemlerin finanse edilmeyeceği, teşvik olunmayacağı yada hoş görülmeyeceği vurgulanmaktadır.
VII-1989 Viyana İzleme Belgesi terörizmi kınamakta, teröristlerin taleplerine karşı direnme gösterilmesi politikası izlenmesini tavsiye etmekte, terörizm konusunda bilgi değiş tokuşu dahil ikili ve çok taraflı iş birliği yapılmasını, diplomatik ve konsolosluk misyonlarının ve bunların personelinin güvenliğinin sağlanmasını ve terörist eylemlerin önlenmesi için gereken önlemlerin alınmasını istemekte, terör eylemlerine karışanların sınır dışı edilmesi ve yargı önüne çıkarılması, birden fazla ülkenin hükümranlığının söz konusu olduğu durumlarda uluslararası sözleşmelere uygun hareket edilmesinin gereğini vurgulamaktadır.
VIII-1990 İnsan Boyutu konulu Kopenhag Toplantısı Belgesinde, kendi ülkesinin yada bir başka ülkenin düzenini yıkmaktan vazgeçmeyi reddeden şiddet yada terörizm kınanmakta ve ülkenin bununla mücadeledeki sorumlulukları vurgulanmaktadır.
IX-1990 Paris Senedi (Charter) terörizmin her türlüsünü kınamakta ve terörle mücadelede işbirliğini öngörmektedir.
X-1992 Helsinki Belgesi de her türlü terör eylemini kınamakta, AGİÖ çerçevesinde terör konusunda alınan kararları yinelemektedir.
XI-1994 Budapeşte Belgesi, terörizmin hiçbir şekilde haklı görülemeyeceğini, terörizmin desteklenmeyeceğini, onunla mücadele için iş birliği yapılacağını vurgulamakta, teröristlerin yargılanması ve sınır dışı edilmesi konusundaki uluslararası sözleşmelere uyulacağı yinelenmektedir.
XII-1996 Lizbon Belgesi, terörizm, örgütlü suç, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı, kontrolsüz göç ve çevre kirliliğinin AGİÖ üyelerinin ortak sorunu olduğunu belirtmektedir. Vesikanın "silahların denetimi" bölümünde terörizmin her çeşidi ile mücadele edileceği vurgulanmakta, "Güvenlik İş Birliği" bölümünde de terörizmle mücadele konusunda uluslararası camianın aldığı önlemleri tamamlayıcı tedbirler alınacağı belirtilmektedir.
XIII- NATO'nun 5. Madde Kararı
11 Eylül 2001 günü Dünya Ticaret Merkezine ve Pentagon'a yönelik teröristlerin uçaklı intihar saldırılarından sonra NATO 5. Maddeyi yürürlüğü koymuştur.
Bu maddeye göre taraflar, Kuzey Amerika'da veya Avrupa'da içlerinden bir veya daha çoğuna yöneltilecek silahlı bir saldırının hepsine yöneltilmiş bir saldırı olarak değerlendirileceği ve eğer böyle bir saldırı olursa BM Yasası'nın 51. Maddesinde tanınan bireysel yada toplu öz savunma hakkını kullanarak, Kuzey Atlantik bölgesinde güvenliği sağlamak ve korumak için bireysel olarak ve diğerleri ile birlikte, silahlı kuvvet kullanımı da dahil olmak üzere gerekli görülen eylemlerde bulunarak saldırıya uğrayan Taraf yada Taraflara yardımcı olacakları konusunda anlaşmışlardır.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, son olarak, 28 Eylül 2001 tarihinde Uluslararası terör ile mücadele etmek için atılacak adımları ve stratejileri de içeren, (1373) sayılı kararı oy birliği ile kabul etmiştir. Karar, Birleşmiş Milletler anayasasının barışın ve güvenliğin tesis edilmesi amacıyla gerekli görüldüğü takdirde zor kullanma yetkisi veren 7. Bölümü çerçevesinde alınmış olup tüm üye devletler için bağlayıcı niteliktedir. Bu karar, terör örgütlerinin diğer ülkelerde barınmasına, örgütlenmesine ve faaliyette bulunmasına imkan vermemekte, hatta her türlü mal varlıkları ve ekonomik kaynaklarına el koymayı mümkün kılmaktadır.
Uluslararası Terörizme Karşı Alınması Gereken Tedbirler
Terörizm, tarihin en eski zamanlarından beri toplumları ve ülkeleri tehdit etmiş ve etmeye devam edecektir. Değişen dengeler ve uluslararası ilişkilerdeki farklılaşmalar neticesinde, geçen yüzyılda "sıcak savaşların" yerini "soğuk savaş" yöntemleri alarak terörizm daha da yaygınlaşmıştır.
Güçlü devletlerin etkin politikaları karşısında kendi politikalarını uygulama imkanı bulamayan bir takım ülkeler amaçlarını gerçekleştirmede terörü bir araç olarak görmektedirler. Güçlü devletlerin ise kendi politikalarını gerçekleştirmek ve rakiplerini etkisiz kılabilmek için terörü bir araç olarak kullandıkları değerlendirilmektedir.
Terörizm, günümüzde bir tehdit olmaktan çıkmış ve tüm dünyayı derinden etkileyen bir tehlike haline gelmiştir. 11 Eylül 2001 tarihinde Dünya Ticaret Merkezine yapılan uçaklı intihar saldırısı bunun en büyük göstergelerinden birisidir.
Günümüzde uluslararası bir nitelik kazanan terörizmin, özellikle demokratik dünya ülkelerinde yarattığı tahribat, her geçen gün artmaktadır. Bundan dolayı tüm dünyanın birinci gündem maddesi terörizm ve terörizmle mücadele haline gelmiştir.
Türkiye, yaklaşık 30 yıldan beri, terörün her türlüsü ile mücadele etmiş ve etmekte olan bir ülke olarak tecrübeleri göstermiştir ki terörizmle mücadelede uluslararası iş birliği etkinliğin artırılmasında önem taşımaktadır.
TERÖRLE MÜCADELEDE İŞBİRLİĞİNİN ÖNEMİ
Türkiye, uluslararası barış ve güvenlik ile insan haklarına yönelmiş en büyük tehdidin terörizm olduğuna inanmaktadır ve terörün her çeşidini kınamaktadır. Hiçbir ülkenin de topraklarını terörist gruplara ve bunların faaliyetlerine açmaması gerektiğini savunmaktadır.
Siyasette değişkenliğin egemen olduğu devletler arası ilişkilerde hemen hemen bütün devletler terör eylemlerine kendi siyasetlerine uygun gözle bakmaktadırlar. Bu durum ise terörizme karşı uluslararası alanda ortak hareket etme ve önlemler almayı etkisiz hale getirmektedir.
Oysa, 11 Eylül 2001 tarihinde ABD'de meydana gelen terör olayı, günümüzde örgütlü suçların sınır tanımadığının ve bütün ülkeler için bir tehdit unsuru olduğunun en son kanıtıdır.
Terörizm genelde tüm ülkelere yönelik bir tehdit olarak kabul edilmeli ve buna karşı ortak bir önlem alınması konusunda her şeyden önce fikri işbirliğine varılmalı, terörist eylemlere karşı kararlı bir tutum içinde bulunulmalıdır.
Terörizmle mücadele bir bütündür. Yurtiçindeki ve yurtdışındaki mücadele bu bütünün parçalarıdır. Yurtiçinde verilen mücadele, yurtdışındaki mücadeleyle bütünleştiğinde somut bir sonuç almak mümkün olabilecektir.
Uluslararası işbirliğinin önemine ve gerekliliğine inanan ülkemiz güvenlik ve işbirliği alanında, 52 anlaşma, 39 protokol, 39 mutabakat zaptı, 124 toplantı tutanağı ve 12 ortak bildiri ve deklarasyona imza atmıştır.
TERÖR ÖRGÜTLERİNİN GENÇLİĞİ KAZANMASINI KOLAYLAŞTIRICI NEDENLER.
Gençlik, bir toplumun en enerjik ve dinamik kemsini oluşturmaktadır.Bu özellikleriyle toplumsal gelişmedeki yeri ve toplumun bu gününü ve yarınını oluşturmadaki rolü çok büyüktür.Gençlik aynı zamanda, bir toplumun sürekliliğini sağlayan sigortası ve itici gücüdür.Yapılan araştırmalarda gençliğin toplumsal açıdan “her zaman bir güç“ olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu çerçevede, dünyadaki tüm terör örgütleri, gençliğin enerjisinden faydalanmaya çalışmaktadır.Yapılan araştırmalar gençlerin hiç birinin ekonomik, sosyal, kültürel ve psikolojik nedenlerle terör örgütlerine katılamadıklarını göstermektedir. Ancak, sosyal, ekonomik, kültürel ve psikolojik sorunlar terör örgütlerinin gençliği kazanmasını kolaylaştırmaktadır.Çünkü örgütler gençlerin, sosyal, ekonomik, kültürel ve psikolojik problemlerini istismar ederek bir propaganda malzemesi olarak kullanılmaktadır.
TERÖR ÖRGÜTLERİNİN AĞINA DÜŞENLER
Çatışmalarda veya örgüt içi eğitim sırasında yaralandıklarında tedavileri yapılmakta ve kaderlerine terk edilmektedirler.
Mağaralarda toplu bulunmaları nedeniyle bulaşıcı hastalıklara, üst solunum yolu, sindirim yolu enfeksiyonlarına, tifo, uyuz gibi hastalıklara yakalanmaktadırlar.6 ay ve daha uzun süre banyo yapmamaktadırlar Aileleriyle irtibatı kesilmekte, şu yada bu şekilde ailesinden bahsedenler ağır bir şekilde cezalandırılmakta ve bu cezalar ölüme kadar gidebilmektedir.
Örgütten kaçma girişiminde bulunan veya örgüte uyum sağlayamayan militanlar örgütten dışlanarak, buz üzerinde bekletilerek, aç-susuz bırakılarak, bedenleri üzerinde naylon yakılarak, kafaları tasla ezilerek cezalandırılmaktadır.
Örgüt liderleri canlarını tehlikeye atmamak için eylemlere katılmaktan ve en önde piyon olarak tuzağa düşürdüklere gençleri kullanmaktadırlar.
TERÖR ÖRGÜTLERİNİN ELEMAN KAZANMA YÖNTEMLERİ
Türkiye, köklü bir tarihi geçmişe dünya üzerinde kritik bir jeopolitik konuma zengin doğal kaynaklara ve genç nüfus potansiyeline sahip bir ülkedir.
Bu sebeple siyasal, kültürel, askeri ve soysa- ekonomik çıkar çatışmalarının çekim merkezinde bulunmaktadır.
Bilindiği gibi 2.dünya savaşı'na kadar dünya zenginliklerinden sınırsızca yararlanmak isteyen ülkeler, askeri işgallere amaçlarına ulaşmaya çalışıyorlardı.Ancak, sıcak savaşların büyük maddi ve değişikliklerine neden olmuştur.
Geliştirilen bu yeni yöntemlerden en etkilisi ise terörist faaliyetlerdir.
Dış odakların desteğiyle ülkemizde de bazı terör örgütleri faaliyet yürütmektedirler.
Bu örgütler maddi ve manevi desteği dış mihraklardan alırken ayakta kalabilmek için muhtaç olduğu insan kaynağını da siz gençlerimizden sağlamaya çalışmaktadırlar. Bu nedenle terör örgütlerinin, eleman kazanmayı hedefleyen tuzaklarına karşı dikkatli olmanızda yarar vardır.
Bilindiği gibi insanların sevgi samimiyet gibi her zaman geçerli duygusal ihtiyaçları vardır. Terör örgütlerinin sizleri kazanmak için ilk hareket noktası insan psikolojisinin bu durumdan yararlanmaktadır.
Dolayısıyla, örgüt içerisine çekmeyi planladıkları kişilerin önce aile yapılarını incelemekte, onların zayıf noktalarını belirlemek için bilgi toplamaktadırlar.
Bundan sonra, seçilen kişilerle sıcak diyalog kurulması aşaması gelmektedir. Bu doğrultuda her insanın çok doğal ihtiyacı olan arkadaş toplantıları, sinema ve konser davetleri, burs kalacak yer ve kitap temini gibi unsurlar örgüt tarafından araç olarak kullanılır.
Grup içine çekilen kişilere, örgütün ideolojisi doğrultusunda yayın yapan kitap, dergi ve gazeteler okutularak beyinleri yıkanır. Böylece örgüt ideolojisi uğruna ölmeye hazır militanlar yetiştirilmesinin ilk aşaması tamlanmış olmaktadır.
Bu kişilere bir sonraki aşamada verilen görevler arasında bildiri dağıtma, afiş asma, yasadışı miting, toplantı ve gösterilere katılma bulunmaktadır. Tüm bunlardaki amaç, kişileri güvenlik kuvvetleriyle karşı karşıya getirerek önce suçluluk duygusuna kapılarını sağlamak, daha ise bu suçluluk duygusunu nefrete ve var olan her tür düzenin reddine dönüştürerek, onların toplumla ve hatta aileleri ile olan bağlarını koparmaktır.

Sol Terör örgütlerindeki Militanların Yaş Gruplarına Göre Dağılımları

Yaş Grubu

Sayı Yüzde
14-25 Yaş Grubunda 357 65
25-30 Yaş Grubunda 139 16,8
30’dan sonrası 150 18,2

Sağ Terör Örgütlerindeki Militanların Yaş Gruplarına Göre Dağılımları

Yaş Grubu Sayı Yüzde
10-14 Yaş Grubunda 5 2,5
15-25 Yaş Grubunda