ALKOL VE TRAFİK
Alkol ve Trafik Psikolojisi
Alkolün Sürücüler Üzerindeki Etkileri
Trafik Kazaları ve Alkollü Sürücüler Arasındaki İlişki
Alkollü Araç Kullanımının Engellenmesi İçin Çözüm Önerileri
Türk Psikoloji Bülteni 3 (6) 15-18.
Alkol ve Trafik Psikolojisi Uzm. Psk. Hatice Singir Karaçanta Bir
taraftan sayisi ve hizi artan araçlar yasantimizin vazgeçilmez bir parçasi
olurken, diger taraftan birçok insanin yasamina son vermekte, onlari
sakatlamakta ya da maddi zararlara neden olmaktadir. Trafik kazalari, dünyanin
temel ve Türkiye'nin ise en basta gelen ve çözümü zor sorunlarindan biri oldugu
için incelenmesi ve çözüm yollari bulunmasi gerekmektedir.
Erdem'e (1977) göre, birçok ülkede ölümlerin hemen hemen %50'si ve hatta daha
fazlasi trafik kazalarindan ileri gelmektedir. Trafik kazalarinin basta gelen
nedenlerinden biri alkol kullanimidir. Alkollü olarak araba kullanma, büyük
ölçüde alkol bagimliligindan kaynaklanan bir semptom olarak kabul edilmektedir.
Bu yazida daha çok alkollü araç kullanma ile trafik arasindaki iliskiler
üzerinde durulmustur. Alkolün Sürücüler Üzerindeki Etkileri Son yillarda
sürücülerin içki kullanmasi belirgin olarak artmistir. Bazi ülkelerde trafik
kazalarinin %30-40'inin nedeni alkoldür (Pelkin ve Landzhev, 1977). Alkol almis
sürücünün sürücülük yeteneginin alkolün etkisi sonucu olumsuz olarak
etkilendigi bilimsel olarak ispat edilmistir. Küçük
dozlarda kullanildiginda, insanlar sabirsiz, haddini bilmez olmakta ve
reflekslerin yavaslamasiyla zihinsel faaliyetler bozulmaktadir. (Yilmaz, 1996).
Alkollün fazlasi ise bireye asiri güven verdiginden, asiri alkol alan
kisiler, kusursuz olduklari sanisiyla kusur yapmaktadirlar. Bir duble bira ya
da 60 cm3 viski ya da raki alanlarda yarim saat araba kullanamayacak kadar
denge kusuru olmaktadir. Fazla alkol gözde kararmaya neden olmakta, dikkat,
düsünme ve karar gücünü bozmaktadir. Alkol miktari arttikça kandaki oksijen
azalmakta ve beyin ihtiyaci olan oksijeni temin edemedigi için islevlerini
yavas yavas kaybetmeye baslamaktadir. Alkol etkisi ile kisi saldirganlasmakta,
bazen de uyku hali ve uyusukluk baslayarak kurallara
uymamakta ve fren, vites ve dire ksiyonu zamaninda geregince kullanamaz duruma
gelmektedir. Hiz tahminleri ve hiz karsilastirmalari azal >ma tutkusu
baslamakta, mesafe tahmini sifira inmektedir (Yilmaz, 1996).
Böylece, alkollü araç kullananlar yollarda tehdit unsuru olusturmaktadirlar.
Alkollün sürücüler üzerindeki olumsuz etkileri alkollü sürücülerin trafik
kazalari yapmasina neden olmaktadir. Asagida bu konuyla ilgili görüslere yer
verilmistir. Trafik Kazalari ve Alkollü Sürücüler Arasindaki Iliski
Selzer ve Vinokur'a (1974) göre, tehlikeli bir sekilde araba kullanmak, alkolün
etkisiyle öfkenin disavurumudur. Alkoliklerin, intihara egilimli olduklari
bilinen bir gerçektir. Bu nedenle, alkolikler, zaman zaman kendi araçlarini bir
intihar araci olarak kullanmaktadirlar. O halde, alkoliklerin yaptigi kazalar,
genellikle intihar düsüncesiyle islenmis kazalardir. Asiri alkollüyken araba
kullanmak, trafik kazalarina neden olmaktadir. Bunun
yanisira alkollü olarak araba kullanmak, siddeti, antisosyal davranisi, öfkeyi,
paranoid duygulari, ölüm ya da öldürme istegini de beraberinde getirebilmektedir.
Özetle, alkollü olarak araba kullanma ile yollarda
meydana gelen ölümler arasinda siki bir iliski vardir. (Akt. Huxley ve
Chesterton, 1971). Yilmaz'a (1996) göre de alkol ve trafik kazalari arasinda
önemli bir iliski vardir. Bu iliskinin aci sonuçlari, neredeyse hergün
günlük gazetelerin sayfalarinda görülmektedir. "Sarhos sürücü can
aldi", "Sarhos sürücü otomobiliyle evin çatisina uçtu",
"Alkollü araç kullanmanin aci faturasi: 4 ölü, 2 yarali", "Dügün
sonrasi otomobil köprüden uçtu." Bu basliklar altindaki haberlerde,
çogunlukla gecenin geç saatlerinde içkilerin bolca içildigi bir yemekten, bir
toplantidan, bir dügünden sonra kullanilan araç ile yapilan kazanin öyküsü
anlatilir. Little ve Clontz'a (1994) göre alkollü araba kullanmaktan
kaynaklanan kazalarda ölüm orani onbes ile yirmidört yas arasi gençlerde son
derece yüksektir. Ross'un (1993) yaptigi arastirma sonuçlarina göre de alkol
kullaniminin ölümcül trafik kazalarina yol açtigi bulunmustur. Henderson'a
(1987) göre, alkollü sürücüler yüzünden her yirmi dakikada bir ölümcül kazalar
olmaktadir (Akt. L > Clontz, 1994). Miller ve Bilincoe'nun (1994) yaptiklari
arastirmaya göre, tüm motorlu tasitlarin üçte birinden fazlasi, alkollü araç
kullanan
söförlerin yol açtigi kazalarda parçalanmaktadir. Aberg'e (1993) göre, alkollü
olarak araç kullanan sürücüler trafikte büyük bir risk yaratmaktadirlar.
Isveç'te alkollü araç kullanan sürücülerin orani yalnizca
%1 olmasina ragmen kaza yapan sürücülerin %6 ile %11'inin kaza aninda alkollü
olduklari belirlenmistir. Kanada'da ölümle sonuçlanan kazalarin %43'de,
Amerika'da ise %60'inda sürücünün alkollü oldugu saptanmistir(Jonah ve
Wilson,1993). Mc Lellan, Vingilis, Larkin, Stoduto, Macartney ve Sharkey'e
(1993) göre de, Kanada'daki ölümlerin ve yaralanmalarin büyük bir bölümü trafik
kazalarindan kaynaklanmaktadir. Alkollü araba kullanan sürücüler ölümcül olsun
veya olmasin trafik kazalarinin önemli bir kismindan
sorumludurlar (Little ve Clontz, 1994). Selzer ve Vinokur'un (1974) yaptigi
arastirmada da problemli gençlerin alkol alma ve tehlikeli biçimde araba
kullanma egiliminde olduklari görülmüstür. Bu gençler alkolün kendilerini daha
saldirgan, korkusuz ve cesur yaptigini iddia etmektedirler. Farrow'a (1989)
göre de, bireyin alkolün etkisi hakkindaki görüsleri, alkole bagli tehlikeli
araba kullanmayi etkileyen en önemli etkenlerden birisidir. Alkol; saldirgan,
yabancilasmis, kendini güçsüz hisseden kisilere güçlülük duygusu
vermektedir. Basch, Di Cicco ve Malfetti'e (1989) göre, gençlerin alkollüyken
de araç kullanmalarina yol açan faktörler sunlardir: 1) Bireyin alkollüyken,
sarhos oldugunun farkinda olmamasi 2) Alkolün etkisini tahmin edememesi 3) Alkollüyken de güvenli bir
sekilde araba kullanilabilir gibi savunma mekanizmalarini kullanmasi. 4)
Gençler arasinda alkollü araç kullanmanin eglence, özgürlük, yasitlari
tarafindan kabul edilme gibi olumlu etkileri oldugu yolunda yaygin bir inancin
bulunmasidir. Bu faktörler yollardaki tehlikenin artmasina, trafik ihlallerine,
ölümlere, yaralanmalara v.b. neden olmaktadir. Türkiye'de alkollü içki
etkisinde araç kullanmak suçtur karsin ülkemizde alkollü içki etkisinde araç
kullanilmasi sanildigindan
daha yaygindir. Hemen hiç kimse gittigi bir lokantada, bir arkadas evinde içki
içtigi için arabasini kullanmaktan vazgeçmemektedir. Çok içkili oldugu halde
arabasini kullanan hatta kendisini uyaran arkadasina "Ne o yoksa korkuyor
musun?" diye karsilik veren kisilerin sayisi az degildir (Yilmaz,
1996). Aslinda sorun da buradan kaynaklanmaktadir. Alkollü kisinin kendine
güveni artmakta, buna karsilik dikkati azalmakta ve refleksleri
zayiflamaktadir. Arastirmalara göre erkekler, kadinlara göre sarhosken araba
kullanmaya daha fazla egilimlidirler. 18-25 yas grubundaki gençler daha çok
trafik kazasi yapmalarina ragmen bu gruptakilerin sarhosken kaza yapma oranlari
diger yas grubundaki insanlardan daha yüksek degildir. Öte yandan 60 yasin
üzerinde alkollü araç kullananlarin sayisi bir hayli düsüktür. Resmi kayitlara
geçen sarhosken kaza vakalari, toplam kaza vakalarinin %15'ini olusturmaktadir.
Bu konuda yapilmis arastirmalarin pek çogu, kandaki alkol düzeyi ile kaza
arasinda nedensel bir iliski oldugunu göstermektedir
(Got, 1989). Alkollü Araç Kullaniminin Engellenmesi Için Çözüm Önerileri
Thurman, Jackson ve Zhao'ya (1993) göre, alkol bagimliligi ve alkollü olarak
araba kullanma davranisi ortadan kaldirildiginda, sorunlar da ortadan
kalkacaktir. Bunun için vatandaslarin gönüllü olarak alkol savasinda yer almasi
saglanabilir. Kanada'da alkollü araç kullanmanin neden oldugu olumsuz etkileri
en aza indirmek amaciyla farkli türde tedbirler alinmaktadir. Öncelikle bu
konuda halk egitilmeye çalisilmaktadir. Alkollü araç kullanmayla ilgili
tutumlar hakkinda halkin bilinçlendirilmesi trafik güvenliginin saglanmasi
açisindan uzun vadede etkili olan bir yöntemdir. Ayrica 18 yasindan küçüklere
alkol satisi yasaklanarak, alkol kullanma yasinin yasalarla denetlenmesine
çalisilmaktadir. Siki trafik kontrolüyle alkollü sürücüler belirlenmekte ve
bunlara yasal islemler yapilmaktadir.
Alkolün Sürücüler Üzerindeki
Etkileri
Son yıllarda sürücülerin içki kullanması
belirgin olarak artmıştır. Bazı ülkelerde trafik kazalarının %30-40’ının nedeni
alkoldür (Pelkin ve Landzhev, 1977). Alkol almış sürücünün sürücülük
yeteneğinin alkolün etkisi sonucu olumsuz olarak etkilendiği bilimsel olarak
ispat edilmiştir. Küçük dozlarda kullanıldığında, insanlar sabırsız, haddini
bilmez olmakta ve reflekslerin yavaşlamasıyla zihinsel faaliyetler
bozulmaktadır. (Yılmaz, 1996). Alkollün fazlası ise bireye aşırı güven
verdiğinden, aşırı alkol alan kişiler, kusursuz oldukları sanısıyla kusur yapmaktadırlar.
Bir duble bira ya da 60 cm3 viski ya da rakı alanlarda yarım saat araba
kullanamayacak kadar denge kusuru olmaktadır. Fazla alkol gözde kararmaya neden
olmakta, dikkat, düşünme ve karar gücünü bozmaktadır. Alkol miktarı arttıkça
kandaki oksijen azalmakta ve beyin ihtiyacı olan oksijeni temin edemediği için
işlevlerini yavaş yavaş kaybetmeye başlamaktadır. Alkol etkisi ile kişi
saldırganlaşmakta, bazen de uyku hali ve uyuşukluk başlayarak kurallara
uymamakta ve fren, vites ve direksiyonu zamanında gereğince kullanamaz duruma
gelmektedir. Hız tahminleri ve hız karşılaştırmaları azalmakta ve hatta hızın
korku veren etkisinden uzak kalarak hızı çekici bulma tutkusu başlamakta,
mesafe tahmini sıfıra inmektedir (Yılmaz, 1996). Böylece, alkollü araç kullananlar
yollarda tehdit unsuru oluşturmaktadırlar. Alkollün sürücüler üzerindeki
olumsuz etkileri alkollü sürücülerin trafik kazaları yapmasına neden
olmaktadır. Aşağıda bu konuyla ilgili görüşlere yer verilmiştir.
Trafik Kazaları ve Alkollü
Sürücüler Arasındaki İlişki
Selzer ve Vinokur'a (1974) göre, tehlikeli bir
şekilde araba kullanmak, alkolün etkisiyle öfkenin dışavurumudur. Alkoliklerin,
intihara eğilimli oldukları bilinen bir gerçektir. Bu nedenle, alkolikler,
zaman zaman kendi araçlarını bir intihar aracı olarak kullanmaktadırlar. O
halde, alkoliklerin yaptığı kazalar, genellikle intihar düşüncesiyle işlenmiş
kazalardır. Aşırı alkollüyken araba kullanmak, trafik kazalarına neden
olmaktadır. Bunun yanısıra alkollü olarak araba kullanmak, şiddeti, antisosyal
davranışı, öfkeyi, paranoid duyguları, ölüm ya da öldürme isteğini de
beraberinde getirebilmektedir. Özetle, alkollü olarak araba kullanma ile
yollarda meydana gelen ölümler arasında sıkı bir ilişki vardır. (Akt. Huxley ve
Chesterton, 1971). Yılmaz’a (1996) göre de alkol ve trafik kazaları arasında
önemli bir ilişki vardır. Bu ilişkinin acı sonuçları, neredeyse hergün günlük
gazetelerin sayfalarında görülmektedir. “Sarhoş sürücü can aldı”, “Sarhoş
sürücü otomobiliyle evin çatısına uçtu”, “Alkollü araç kullanmanın acı
faturası: 4 ölü, 2 yaralı”, “Düğün sonrası otomobil köprüden uçtu.” Bu
başlıklar altındaki haberlerde, çoğunlukla gecenin geç saatlerinde içkilerin
bolca içildiği bir yemekten, bir toplantıdan, bir düğünden sonra kullanılan
araç ile yapılan kazanın öyküsü anlatılır. Little ve Clontz’a (1994) göre
alkollü araba kullanmaktan kaynaklanan kazalarda ölüm oranı onbeş ile yirmidört
yaş arası gençlerde son derece yüksektir. Ross’un (1993) yaptığı araştırma
sonuçlarına göre de alkol kullanımının ölümcül trafik kazalarına yol açtığı
bulunmuştur. Henderson’a (1987) göre, alkollü sürücüler yüzünden her yirmi
dakikada bir ölümcül kazalar olmaktadır (Akt. Little ve Clontz, 1994). Miller
ve Bilincoe’nun (1994) yaptıkları araştırmaya göre, tüm motorlu taşıtların üçte
birinden fazlası, alkollü araç kullanan şöförlerin yol açtığı kazalarda
parçalanmaktadır. Aberg’e (1993) göre, alkollü olarak araç kullanan sürücüler
trafikte büyük bir risk yaratmaktadırlar. İsveç’te alkollü araç kullanan
sürücülerin oranı yalnızca %1 olmasına rağmen kaza yapan sürücülerin %6 ile
%11’inin kaza anında alkollü oldukları belirlenmiştir. Kanada’da ölümle
sonuçlanan kazaların %43’de, Amerika’da ise %60’ında sürücünün alkollü olduğu
saptanmıştır(Jonah ve Wilson,1993). Mc Lellan, Vingilis, Larkin, Stoduto,
Macartney ve Sharkey’e (1993) göre de, Kanada’daki ölümlerin ve yaralanmaların
büyük bir bölümü trafik kazalarından kaynaklanmaktadır. Alkollü araba kullanan
sürücüler ölümcül olsun veya olmasın trafik kazalarının önemli bir kısmından
sorumludurlar (Little ve Clontz, 1994). Selzer ve Vinokur’un (1974) yaptığı
araştırmada da problemli gençlerin alkol alma ve tehlikeli biçimde araba
kullanma eğiliminde oldukları görülmüştür. Bu gençler alkolün kendilerini daha
saldırgan, korkusuz ve cesur yaptığını iddia etmektedirler. Farrow’a (1989)
göre de, bireyin alkolün etkisi hakkındaki görüşleri, alkole bağlı tehlikeli
araba kullanmayı etkileyen en önemli etkenlerden birisidir. Alkol; saldırgan,
yabancılaşmış, kendini güçsüz hisseden kişilere güçlülük duygusu vermektedir.
Basch, Di Cicco ve Malfetti’e (1989) göre, gençlerin alkollüyken de araç
kullanmalarına yol açan faktörler şunlardır: 1) Bireyin alkollüyken, sarhoş
olduğunun farkında olmaması 2) Alkolün etkisini tahmin edememesi 3) Alkollüyken
de güvenli bir şekilde araba kullanılabilir gibi savunma mekanizmalarını
kullanması. 4) Gençler arasında alkollü araç kullanmanın eğlence, özgürlük,
yaşıtları tarafından kabul edilme gibi olumlu etkileri olduğu yolunda yaygın
bir inancın bulunmasıdır. Bu faktörler yollardaki tehlikenin artmasına, trafik
ihlallerine, ölümlere, yaralanmalara v.b. neden olmaktadır. Türkiye’de alkollü
içki etkisinde araç kullanmak suçtur. Buna karşın ülkemizde alkollü içki
etkisinde araç kullanılması sanıldığından daha yaygındır. Hemen hiç kimse
gittiği bir lokantada, bir arkadaş evinde içki içtiği için arabasını
kullanmaktan vazgeçmemektedir. Çok içkili olduğu halde arabasını kullanan hatta
kendisini uyaran arkadaşına “Ne o yoksa korkuyor musun?” diye karşılık veren
kişilerin sayısı az değildir (Yilmaz, 1996). Aslında sorun da buradan kaynaklanmaktadır.
Alkollü kişinin kendine güveni artmakta, buna karşılık dikkati azalmakta ve
refleksleri zayıflamaktadır. Araştırmalara göre erkekler, kadınlara göre
sarhoşken araba kullanmaya daha fazla eğilimlidirler. 18-25 yaş grubundaki
gençler daha çok trafik kazası yapmalarına rağmen bu gruptakilerin sarhoşken
kaza yapma oranları diğer yaş grubundaki insanlardan daha yüksek değildir. Öte
yandan 60 yaşın üzerinde alkollü araç kullananların sayısı bir hayli düşüktür.
Resmi kayıtlara geçen sarhoşken kaza vakaları, toplam kaza vakalarının %15’ini
oluşturmaktadır. Bu konuda yapılmış araştırmaların pek çoğu, kandaki alkol
düzeyi ile kaza arasında nedensel bir ilişki olduğunu göstermektedir (Got,
1989).
Alkollü Araç Kullanımının
Engellenmesi İçin Çözüm Önerileri
Ülkemizde de 1 Ocak 1997'den itibaren
uygulanmaya başlanan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na eklenen maddeler
ile alkollü araç kullanmananın cezası artırılmış, hapis, ehliyete el koyma gibi
zorunluluklar getirilmiştir. Ayrıca Psikoteknik değerlendirme ve psikiyatrik
muayene sonucu ehliyetin geri alınması şartı da eklenmiştir . Bu yeniliklerin
alkollü araç kullanımını ve dolayısıyla trafik kazalarını azaltmada önceki
yasaya göre daha başarılı olabileceği inancındayız. Getirilen yenilikler diğer
ülkelerde oldukça başarıya ulaşmış uygulamalardır. Ülkemizin de aynı şansa sahip
olduğunu görmek oldukça sevindirici ve umut vericidir.